• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Samsun 20 °C
  • Ankara 15 °C
  • İstanbul 24 °C
  • BİLLY ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI 
  • DİALİBA TAMAM GİBİ    
  • TAKIMDAKİ EN ÇALIŞKAN OYUNCULARDAN BİRİ 
  • BİLLY ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI 
  • DİALİBA TAMAM GİBİ    
  • TAKIMDAKİ EN ÇALIŞKAN OYUNCULARDAN BİRİ 

TAĞUTLAR VE TAVUKLAR

Adnan Bahadır

 

TAĞUTLAR VE TAVUKLAR

Bugün siyaset yazmak istemiyorum ama şu kadarını söylemeden edemeyeceğim. Dünkü sürmanşet haberimizde CHP'de kaos haberi vardı, konuyla ilgili haberde ismi geçen bazı dostlar aradı, delege sayıları ile ilgili kendilerine ait delegelerin daha yüksek olduğunu söylediler. Bazı CHP' liler ''mahkemeye verelim'' demişler, bazıları ise ''tekzip talep edelim'' demişler. Sizin anlayacağınız dün CHP epey bir hareketlenmiş. Zaten bizim istediğimiz de yaklaşık iki hafta sonra yapılacak İl Başkanlığı kongresine biraz olsun hareket getirebilmekti, zira kimse cesaret edip ben 'İl başkan adayıyım' diyemeyince nerede ise ben adayım diyecektim, hele ki ortalık biraz hareketlendi umarım adaylar yakında ortaya çıkarlar.

Ak Parti'ye gelince oradaki tavrımda bir değişiklik yok. Geçtiğimiz Cumartesi günü Ahmet Turan Alkan hocanın konferansına katılmak üzere AKM'ye gittiğimde görevli arkadaşlar beni Mustafa Acar'ın yanına oturtunca şakayı patlattım ve dedim ki ''Mustafa Acar'a yakın oturayım, belki kendisini desteklerim.'' Dün de İshak Taşçı'nın reklamları gelince kendisi ile görüştüm, ona geçenlerde yazdığım köşe yazısında anlattığım hikayeyi yeniden anlatıp gülüştük. İşin şakası bir yana ancak şu kadarını söylemek istiyorum. Ak Parti Genel Merkezi'nin Osman Çetinkaya'yı desteklediği doğru ancak diğer adayların önünün kesilmesinin doğru olmadığı kanaatindeyim. Birden çok aday çıksın, kim kazanırsa Ak Parti Genel Merkezi'nin İl Başkanı olsun. Benim desteğim Osman Çetinkaya'dan yana olsa da mutlaka karşısında bir adayın olmasını istiyorum, demokrasinin gereği de budur.

Siyaset yapmayacağım demiş olmama rağmen nerede ise yazının yarısı siyasete gitti, gelelim asıl konumuza … TAĞUT Kelimesi arapça bir kelime olup “Allah'ın koyduğu ölçüler dışında ölçüler koyan” anlamına gelir. Yüce Kitabımızda da Tağut'a inananlarla ilgili Allah'ın azabının yüksek olacağından bahsedilir, Tağut ilah değil, ilah adına İlaha rağmen kurallar koyan kimsedir. Konuyu biraz daha açmak gerekirse her zaman üzerine basarak anlattığım Fatiha suresinde geçen “Ancak sana ibadet eder senden yardım bekleriz” ayeti celilesine ters davranışlarda bulunan, kulların davranış biçimleri Allah'a değil kendi Tağutlarına iman etmek anlamı taşımaktadır.

TAĞUT ifadesi Kuran'da zikredilmekle birlikte toplumumuzda daha ağırlıklı olarak Radikal kesimler veya tasavvufi kesimler tarafından çok fazla kullanılan bir terimdir. Bunu kullanmaktaki amaç Allah'ın razı gelmeyeceği her davranış biçiminin Allah'a değil Tağut'a ibadet sayılmasıdır. Radikal kesim bunu bu şekilde değerlendirirken, Tasavvuf kesimi Rızai Barinin dışında olan her şeyin Tağut olduğunu ve bunun diğer bir adının NEFİS olduğunu ifade ederler.

İster Radikal kesimin kullandığı anlamda ele alalım, isterse Mutasavvıfların anladığı şekilde anlayalım her iki halde de Allah'ın rızası dışında, O'nun istemediği şeyleri yapanlar Allah'a değil TAĞUT'a ibadet ederler, vakıa budur. Hal böyle iken bir Mümin doğru bildiği veya doğru olduğuna inandığı olayların sonuna dek arkasında durmak zorundadır. Ortada bir zulüm var ise o zulme karşı gelmeyip, zalimlerin gücünden korkup onlardan yana tavır koymak da TAĞUT'a imandır.

Bundan yaklaşık bir ay önce bir arkadaşımın maruz kaldığı bir zulüm olayı ile ilgili bir avukat arkadaşımı aradım, aradığım arkadaş benim kriterlerime göre çok değerli, çok imanlı, ehli tasavvuf bir arkadaştı, kendisinin bu konuda uzman olduğunu düşünmekteydim… Ancak kendisi başka bir arkadaşının konuya daha vakıf olduğunu söyleyince kendisine dedim ki o arkadaşını tanımıyorum ancak babasını çok iyi tanıyorum o falancaların adamıdır beni de o yüzden sevmez, arkadaşım bu ikazıma rağmen ısrarcı davranınca olur dedim ve ikisi ile bir mekanda buluştuk. Buluştuğumuzda bu arkadaşlar bize bir saate yakın TAĞUT'u anlattılar, hatta bu konuya uzunca yer veren bir meal hediye ettiler bize . Doğrusu bizim de hoşumuza gitti, zira aynı şeyleri düşünmekte idik, nihayet konumuza girdik, konuyla ilgili yeni tanıştığımız arkadaşımız bazı detay bilgileri verdi, davayı alacağını bildirdi ve bir saat sonra bürosunda buluşmak üzere ayrıldık. Aradan yarım saat geçince ilk aradığım arkadaş beni aradı, telefonum çalınca bir terslik olduğunu anladım ve düşündüklerimin tamamı çıktı. Bize bir saat TAĞUT'dan bahseden arkadaşımız babası ile yaptığı görüşme sonunda arkadaşımızı arayarak davayı alamayacağını bildirmiş. Peki bize bir saat TAĞUT'dan hak ve adaletten bahseden bu arkadaşımızın o anlattıkları ne oldu derseniz, meğer biz yanlış anlamışız arkadaşımız bize TAĞUT'u değil TAVUK'U anlatmış da biz anlayamamışız, sizin anlayacağınız yine suçlu biz olduk!....

Ne kadar imanlı olursanız olun, ne kadar idealist düşünürseniz düşünün şayet düşündüklerinizi veya inandıklarınızı yaşamak gibi bir niyetiniz yoksa iki saat TAVUK sohbeti yapmanın ötesine gidemezsiniz. İşte size TAĞUTLAR ve TAVUKLARIN yaşanmış hikayesi. Kalın sağlıcakla


  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim