1. YAZARLAR

  2. Adnan Bahadır

  3. ŞU PLATFORMU BİR ELE ALALIM BAKALIM
Adnan Bahadır

Adnan Bahadır

ŞU PLATFORMU BİR ELE ALALIM BAKALIM

A+A-

      Konumuza girmeden önce iki konuya kısa kısa değinmek istiyorum. Konularımızdan ilki önceki gün Rahmetli olan bizim Çolak Hafızımız Osman Erbay’ın ve kardeşleri Mustafa, Yusuf ve diğer tanımadığım kardeşlerimizin babası Merhum Terzi Salih Amcamıza Allahtan rahmet diliyorum. Salih Amca bizlere örnek teşkil edecek bir manevi şahsiyet. Terzilik yaparak tüm çocuklarını okutmuş, sadece okutmakla kalmamış manevi eğitimlerini aldırmış, bir iğneyle bunca işin nasıl yapılacağını hepimize öğretmiş maneviyat sultanı bir insandı. Kendisine Allah’tan rahmet geride kalanlara da baş sağlığı diliyorum. Bir ikinci konu dün öğlen namazında defnettiğimiz SADEF Samsun Başkanı Köksal Akman kardeşimizin cenazesinde enteresan bir olaya şahit oldum. Cenazeyi mezarlığa yakın olan evlerinin alt kısmındaki akrabalarının evinin önündeki geniş alanda kıldık. Vaaz veren hoca efendi vaazında çok enteresan bir konuya değindi. Konu nedir derseniz izin verin anlatayım. Hoca efendi vaazında der ki, “Muhterem cemaat namaz kılarken avret yerlerinizin örtülü olup olmadığına dikkat edin. Benim başımdan enteresan bir olay geçti. Camiye namaza gelen bir köylü namaz kılarken kapalı olması gereken göbek üstü ile dizaltı kısmında açık yerler vardı (sanırım kısa iş pantolonu giyiyordu onun da bel kısmı açıldı) bunun üzerine, kendisine namazının olmadığını tekrar kılması gerektiğini söyledim. Cemaatimin verdiği cevap “Hocam neden öyle diyorsun Oflu Hoca bize arkanızı örtün namazınız kabuldür derdi, kıçınızı örtün demezdi ki benim namazım oldu tekrar kılmam” dedi”. Hoca vaazın devamında aynen şunu diyor “Cemaati müslimin adam lazın dediklerine inanıyor da benim dediklerime inanmıyor”. Bakın ırkçılık damarımız taa hoca efendiye kadar sirayet etmiş ise Allah yardımcımız olsun.

     Gelelim asıl konumuza. Benim de kuruluşundan yeni haberdar olduğum resmiyette kayıtlı evraklı hükmü olmayan ama gayri resmi yaptırımı olan İmam Hatip Platformu diye bir platform kurulmuş. Bu platform tüm Türkiye’de gayri resmi faaliyetteymiş. Samsun’da da faalmiş. Başında eski vekil Mehmet Kurt, içerisinde bazı STK temsilcileri varmış. STK temsilcileri kimlermiş derseniz İmam Hatip Okulları Mezunları Derneği, okul aile birliklerinden temsilciler, kredi ve yurtlar kurumu müdürü, Ensar Vakfı, İlim Yayma Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti’nin Samsun Temsilcisi gibi insanlardan oluşan bir platform. Amacı nedir derseniz amacı İmam Hatip okullarına öğrenci bulmak, bu okullarda okumakta olan öğrencilerin okullardan ayrılmaması için gerekli çalışmaları yapmak, yapılacak okullara destek olmak ve şehirdeki İmam Hatip okulları ile ilgili stratejileri belirlemek. Platformun kuruluş amacı fevkalade güzel ama bizim şehrimizdeki işleyişine gelince orası çok kötü, nasıl kötü derseniz izah edeyim.

      Platformun başındaki Mehmet Kurt Allahlık bir adam. Kavak milliyetçiliğinin dışında ömrü hayatında hiç bir iş yapmamış, vekilliği döneminde sadece Kavaklılara iş bulmaya çalışmaktan başka hiç bir uğraşı olmamış bir insan. Yönetimde bulunanlara gelince, Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun Müdürü İsmail Kasapoğlu, Yetikzade bilmem kim, Yeşilzade bilmem kim, Ahmet Cemal Ayhan ve İbrahim Sandıkçı, bunlardan başkaları da var ama onları hiç ciddiye dahi almıyorum. KADEM başkanı, TÜGVA Vakfı da var ama onların zaten bu işle uzaktan yakından ilgileri yok. Bu isimler içerisinde İmam Hatiplere hizmeti dert edinmiş olan iki kişi var, birisi hiç sevmediğim ama hakkını teslim etmek zorunda olduğum Ahmet Cemal Ayhan, diğeri yine zaman zaman sürekli kavgalı olduğum İbrahim Sandıkçı. Bu iki ismin dışında hiç bir tanesinin İmam Hatip Okullarına öğrenci bulmak, okulların kalitesini yükseltmek, öğrencilerin daha verimli olmaları için uğraş vermek gibi en ufak bir dertleri yok.

     Onların dertleri nedir derseniz, kimisi kendisine müdürlük ayarlayıp hanımını kaliteli okullara öğretmen olarak atamanın peşinde  -ki başarılı da oldu-, kimisi camianın ağır abisi olma sevdasında, kimisi oturduğu makamı korumak için iki üç dernekte olma derdinde. Sizin anlayacağınız Allah rızası için bu işin ülkenin geleceği olan yavrularımızın manevi istikballerini garanti altına alacak bu okullara öğrenci bulup yetiştirmek diye en ufak bir dertleri yok. Manşetteki haberi biz bulduk ve sizlerle paylaştık. Bu platform denen kuruluşun yöneticisi olan çok mübarek arkadaşlar bu müdireyi öyle tutuyorlar ki aklınız şaşar. Müdire Hanım’ın son zamanda yaptıklarını anlatsam aklınız şaşar, okuldan 150 tane öğrenci velisi Milli Eğitim Müdürlüğü’ne “Müdiremizi istiyoruz” diye dilekçe verdiriyor, iyi güzel de müdire görevden mi alınmış, yoksa mağdur mu olmuş, yok, tam aksine mağdur olan öğrenciler ve veliler… Okulu bırakıp ta yirmi beş otuz kilometre uzaklıktaki okullara gitmek zorunda kalan öğrenciler olmasına rağmen velilerin bir kısmı müdirelerine sahip çıkmak adına Milli Eğitim Müdürlüğü’ne dilekçe veriyorlar, nasıl ama?  Doğrusu Müdire Hanım organizatörlük bakımından alkışlanması gereken bir yönetici; facebook’undan öğrenci velileri ile paylaştıklarını haber yaptığımızda aklınız şaşacak. Bu konuyla ilgili bir hayli haber yapıp köşe yazacağım, yanlış yönlendirilen insanlar doğruları görünce bakalım ne yapacaklar. Allah Kur’an’da “dinde zorlama yoktur” diyor, okuldan ayrılan 234 öğrenci acaba hangi zorlama ile ayrıldılar onu da merak ediyorum. Bugünlük bu kadar ama bu konu burada bitmedi, henüz yeni başladık. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
9 Yorum