SIRA GELDİ...

SIRA GELDİ BİZİM DİN GÖREVLİLERİMİZE

Bugünkü konumuz Samsunspor kulübünde daha önce yöneticilik yapmış olup da, para vermedikleri halde başkaları alacaklı olmasın diye temlik koydurup, şimdi paralarını almaya başlayan yöneticileri yazmaktı. Ancak dün daha önce hocalarla ilgili yazdığım yazıya yorum yazan Dursun Şensoy hocamızın yorumunu görünce bu yazıyı yazmaya karar verdim. Doğrusunu ararsanız Diyanet teşkilatında ben de çalıştım, hocaların hatalarını faturaları hocalar değil de İslam Dini"ne çıkarıldığı için Dinimize zarar gelir endişesi ile gündeme almak istemiyordum, ancak Dursun Şensoy hoca beni yazmaya mecbur ettiğinden bu işin sorumluluğu da ona aittir.

Öncelikle bilinmesi gereken konu bizim dinimizde Ruhbanlık sınıfının olmadığıdır. Malumunuz Hıristiyanlıkta Ruhbanlar masumdur, onların inançları gereği Ruhbanlar Din adına her türlü yetkiye sahiptir, diledikleri kişiyi tanrı adına vaftiz edip,  ruhunu temizlerler, diledikleri kişiyi kötü olarak ilan ederler. Tabii bu inanç Kutsal Kitabın tahrif edilmiş şeklinde vardır, yoksa İsa A.S"a inen tahrif edilmemiş kitapta böyle bir şey söz konusu değildir. Peki Hıristiyanlıkta Ruhban sınıfı var da, İslam dininde sonradan uydurulmuş yani bidat denen ne var? Diye sual buyuracak olursanız Osmanlının son dönemlerinde baş gösteren ulema sınıfı İmparatorluk tarafından üstün statülü bir sınıf olarak görülmüş, hala daha bazı Din adamları kendilerini Din adına yetkili  her söylediği mutlak kuralmış gibi görmektedirler. Kuranı Kerim"in en büyük mucizelerinden birisi olan tahrif edilememe, özelliği olmamış olsa idi birçok din adamı kafasına göre yorumlayıp, değiştirmeye kalkacağından en ufak şüphem yoktur. Teşkilatta bulunduğum zamanlar en çok eleştirdiğim konu Kuran okuyup, para almaktı, ancak o zamanlar İmamların aldığı maaş çok düşük idi, bir imam öğretmenin aldığı maaşın yarısını alıyordu. Son on yıldır bu fark giderilmiş, ek ders ücretleri dışında imamlarla öğretmenler aynı seviyeye gelmiş durumdadırlar. İmamlık Allah Resulünün oturduğu makamı temsil makamıdır, orada oturan insanlar çok dikkatli davranmak zorunda oldukları gibi anlattıkları ile davranışları arasında tezat oluşmaması gereken insanlardır.

Şehrimizde ise Diyanet Camiasının çok farklı bir pozisyonda olduğunu üzülerek ifade etmek zorundayım. Şayet Hocaların yaptıklarının onda birini burada anlatmaya kalksam yer yerinden oynar, ben sadece birkaç örnekle olayın vahametini sizlere anlatmaya çalışacağım. Farkında mısınız bilmem ama sık sık Cuma namazlarından sonra Kalkanca Kuran Kursu için para toplanır ve millet de Kuran Kursu olduğu için para verir. Peki bu paralar yerinde harcanıyor mu diye merak ederseniz biraz bildiklerimi anlatayım. Daha geçen seneye kadar kursun mutfağına kadar doğalgaz gelmiş olmasına rağmen, mutfağa bağlanamamıştı.  Cuma günleri bu kurs için toplanan paralar kursa gitmek yerine başka yerlerde kullanıldığından, mutfakta öğrencilerin yemesi için zeytin, peynir yok, hayırsever vatandaşlardan ayni yardım olarak mutfak malzemesi alınmaya çalışılır, öğrenciler aç, sefil, perişan, durumu müftülüğe aksettiren Kuran Kursu hocası sürgün edilerek cezalandırılıyor. Camilerde toplanan zekat zarflarındaki paralar müftülük binasında harcanıyor, eşinden ayrılan İl Müftüsü  Kalkanca Kuran Kursu"na yerleşip, orada ikamet ediyor, Ulugazi Camisi"nin bahçesinin göbeğine İlkadım İlçe Müftülüğü yerleştiriliyor, bina toplanan paralarla yapılıyor. Yetmedi dahası var, geçtiğimiz yıl Kalkanca Kuran Kursu"nda okuyan öğrenciler için Büyük Camii"de İcazet merasimi tertip ediliyor, katılanlar için yemek yapılıyor, ama hocalar bu yemekten yemiyor, gidiyorlar Ankara yolundaki Çadır Restorana orada dokuz yüz küsur milyonluk yemek yiyorlar ve parasını da milletten kurs için toplanan paralardan ödetiyorlar. Cuma günleri Camide Kalkanca Kuran Kursu için verdiğimiz paraların nerede harcandığını görebiliyor musunuz? İnsana sormazlar mı ki be Allahtan korkmaz kuldan utanmaz adamlar, orada misafirler için hazırlanan yemekten neden yemediniz, hadi beğenip yemediniz o zaman parasını cebinizden neden ödemediniz? Dediklerimin doğru olup, olmadığını merak edenler, Çadır Restoranın faturalarını ve Kalkanca Kuran Kursu"nun gider faturalarını inceleyerek tespit edebilirler. Bu yazdıklarım bildiklerimin yüzde biri gerisini yazmıyorum ki cemaat hocalardan soğuyup da camilere gitmekten vazgeçmesin.  Dursun Şensoy Hocamın, Kutlu doğum Haftası"nda yapılan yağlı güreşlerle ilgili yazdığı yorumla ilgili bildiklerimi söylersem yer yerinden oynar, ama yine de söylemeyeceğim, zira bu hocaların rezilliği yüzünden insanların Yüce Dinimizden soğumasını istemiyorum, ancak bana sorarsanız şu camilerde açılan sergilere asla para vermeyin, zira yerine gitmediğinden eminim, belki yüzde yirmisi, otuzu gider, gerisi asla. Yazdıklarımla ilgili itirazı olan varsa beri gelsin, Halep orada ise arşın burada bu milleti keriz sananlar, kendilerinin keriz olduğunu unutmasınlar. Kalın sağlıcakla

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum
Adnan Bahadır Arşivi
SON YAZILAR