• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Samsun 14 °C
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 17 °C
  • 16 FUTBOLCUNUN SÖZLEŞMESİ SONA ERİYOR
  • SAMSUNSPOR'A CEZA KAPIDA
  • BELGESEL ÇEKİMLERİ SÜRÜYOR
  • 16 FUTBOLCUNUN SÖZLEŞMESİ SONA ERİYOR
  • SAMSUNSPOR'A CEZA KAPIDA
  • BELGESEL ÇEKİMLERİ SÜRÜYOR

KUR'AN'A İNANMAYANLARA SAYGIMIZ VAR

Adnan Bahadır

KUR'AN'A İNANMAYANLARA SAYGIMIZ VAR

Hiç unutmadığım bir anımı siz değerli okurlarımla paylaşarak bugünkü yazıma başlamak istiyorum. Seksenli yılların ortalarında ilimizde Müftü olan İsmail Cömert Hocamızı ara sıra ziyaret ederdim. Bir gün ziyaretine gittiğimde makam odasına bir İmam geldi, kendisini tanıtınca, Müftü efendi, "Haa şu üç vakit namaz kıldıran hoca sen misin?" deyince imam, "Hocam gece uykum çok ağır, erken yatıyorum yatsı namazını kıldıramıyorum, haliyle uykumun ağırlığı nedeniyle sabah namazına da kalkamayınca sabah namazını da kıldıramıyorum" deyince, Allah selâmet versin, Müftü efendi o kadar enteresan bir cevap verdi ki aklım durdu. Gözündeki uzak gözlüğü çıkardıktan sonra imama dönüp aynen şunları söyledi müftü efendi "Be evladım, Resulullah Mirac'a çıktığında ilk olarak namaz kırk vakit emredilmiş, daha sonra Efendimizin ümmetime ağır gelir yakarışları sonucunda beş vakte düştüğünü sen de biliyorsun. Evladım madem sen beş vakit kılamıyacaktın, o zaman Resulullah Mirac'a çıktığında, "Ya Resülallah ahır zamanda bir ümmet çıkacak beş vakit kılamayacak gel şu namazı Rabbimize yalvar da üç vakite indirsin" deseydin ya be mübareğin adamı!.. Namazı beş vakit emreden benmiyim ki gelip benden yardım istiyorsun? Kaybol gözüm görmesin seni" demişti.
Bu anım nerden aklıma geldi derseniz, son günlerde gazetemizde çıkan bir haberle ilgili yapılan yorumları görünce bu anımı hatırladım. Haber neydi derseniz, malumunuz arkadaşlarımız Çarşamba Kız İmam Hatip Lisesi'nde Müdire olarak çalışan bayan arkadaşımızla ilgili haber yapınca ortalık karıştı. Ortalık karışmasına karıştı da gelen yorumlar o kadar enteresan ki aklınız durur. Sanki tesettür Allah'ın emri değil de -hâşâ- biz farz kılmışız gibi yorumlar yapılınca şaştım kaldım! Bu konuda öncelikle şunu söylemek isterim ki bu ülkede başörtüsü için verilen mücadeleyi bilmeyenimiz yok. Çocuklarımız başörtüsü yüzünden ya okumadılar veya yurt dışına gidip elin gâvurunun okullarında başları kapalı okudular. 28 şubat sürecinde en büyük sıkıntı neydi.. kızlarımızın başörtüsü, öyle değil mi? Peki Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olacağı zaman asker tarafından verilen e-muhtıranın nedeni neydi, eşinin başörtüsü, öyle değil mi?
Bu ülkede başörtüsünü Allah'ın emri olduğu için sadece ve sadece imanının gereği olduğu için takanlara yapılan haksızlık nedeniyle hepimiz tepki göstermedik mi? Diyeceksiniz ki kardeşim öyle amma ve lakin insanların özel hayatlarındaki giyim kuşamları sizi ne ilgilendirir? Şimdi burayı biraz iyi irdeleyelim, özel hayat nedir? Kişinin evinde, sokakta veya mahreminde giydiği elbisesinden tutun da yaptığı her davranıştır. Buraya kadar mutabık mıyız; bence mutabıkız. Peki kişi evinde, sokakta veya eğlenirken resmini çekip facebook sayfasına koyup tüm toplumun göreceği şekilde yayınlaması özel midir? Yoksa topluma mal olmuş bir hareket midir? Elbette topluma mal olmuş bir harekettir. Herkes görüp paylaşır, fikrini yazar, söylemek istediğini söyler. Peki bu insan kamuda çalışan birisi ise ne olur, sorumluluğu biraz daha artar ve facebook sayfasına koyacağı resimleri seçerek koyar veya erişimini engeller.
Bunların hiç birisini yapmadan, bu benim özelimdir derse ona nasıl cevap verilir sizlerin takdirine sunuyorum.
Gelelim olayın daha da sıkıntılı boyutuna... İmam Hatip liseleri kuruluş amacı doğrultusunda Allah'ın dinini öğrencilerine anlatan okullardır. Buradaki eğitimciler öncelikli olarak öğrencilerine anlattıklarını yaşamaz iseler inandırıcı olamazlar. Bu neye benzer biliyormusnuz, bir camide müezzinlik yapan bir kişi kalkar kâmetini yapar, tesbihatı yapar ama namaz kılmaz ise o müezzinlik görevini nasıl yerine getirir. Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de “ lime tekûlûne mâ lâ tef'alûn”, yani, "yapmadığınız şeyleri neden söylersiniz" buyurmaktadır. İslam dini yaşam dinidir, edebiyat dini değildir. İslam'ın temel ilkelerinin eğitimini verecek bir okulun müdiresi, normalde meslek dersleri öğretmeni olmalı ama yoksa o zaman en azından yaşam itibarı ile o okulun verdiği eğitimle uyuşması gerekmez mi? Bakın biz olayın eğitim yönünü ele alıyoruz. İlgili bayanın Türk Eğitim Sen'in mensubu hatta yöneticisi olduğu konusuna hiç girme gereği duymadık, zira insanların siyasi düşünceleri bizi hiç enterese etmez. O AK Parti Milletvekillerinin peşinden ayrılmayan Milli Eğitim yöneticilerini ilgilendirir.
Bu konuda bizi eleştirenlere gelince, onlarla ilgili de arkadaşlarımız ufak bir araştırma yapmışlar, adamlar Kur'an-ı Kerim'in örtünme Ayetine inanmadıkları için olmalı ki çocukları, aile bireyleri ve etrafları tamamen başörtüsü karşıtı yaşam biçimi ile dolu olduğundan, onlara inançlarından ötürü saygı duymak zorundayız. Zira yüce Kitabımız “Lâ ikrâhe fi'ddîn” yani "dine girmede kşmseyi zorlamayınız" buyurmaktadır. O nedenledir ki biz başörtüsüne düşman olanların da inançlarına saygılıyız. Zira onların dinlerinin gereği buysa söylenecek sözümüz yok. Kalın sağlıcakla.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim