1. YAZARLAR

  2. Sami Kesmen

  3. KÜFRE KARŞI İTTİFAK
Sami Kesmen

Sami Kesmen

KÜFRE KARŞI İTTİFAK

A+A-

Dünyan'nın yaratılışından beri insanlar arasında mücadele vardır. Gıbta merkezli yapılan mücadele insanların tümüne katkı sağlamış,  ancak, fesat merkezli olanı insanlığın ifsadına neden olmuştur.

İlk insan ve ilk Peygamberin, ilk oğlu Kabil, ikinci oğlu Habil'i katletmiştir. Fesatlık ve dünyevî hesap bu katlin sebebi olmuştur.  Son Peygamber Hz. Muhammed Mustafa s.a.v. in eşi Hz.Aişe annemizle, Peygamberimizin hem damadı, hem yeğeni, hem rahlesinde yetişen, hem de Halife olan Hz.Ali, münafıkların yönlendirmeleri sonucu karşı karşıya gelmişlerdir. 

Bütün Peygamberler ve ümmetletleri, inanç merkezli mücadele yapmışlardır. Her Peygamber defalarca ölümle burun buruna gelmiştir. Tehditler, suikastler ve ölümlerle karşılaşmışlardır. Ancak, yılmamışlar, korkmamışlar, mücadeleye devam etmişlerdir. 

Hak ve Batıl mücadelesi Kur'ani bir mesajdır. Din, mal, can, akıl, vatan ve ırz için yapılan mücadele hak kapsamında değerlendirilmektedir. Dünya, bu kapsamdaki mücadeleleri tarih boyunca  çok görmüştür. Neredeyse tüm dünya yaşam sürecinin her döneminde, bu mücadeleler devam etmiştir. 

Genelde dünyada, özelde de ülkemizde, son yüz yılda ve günümüzde, bu mücadelenin gözyaşı ve kan boyutunda olduğunu görmekteyiz. Son yıllarda İslâm âlemi göz yaşına ve kana bulanmıştır. Tek millet olan küfür ehli kola kola girmiş, müslümanların üzerine bomba yağdırmakta, kendilerinin yazdığı insan haklarının  ihlalinde yarış yapmaktadırlar. 

Tek millet olan küfre karşı müslümanların da ittifak etmeleri şarttır. Bu mücadelenin hak tarafında Müslümanlar vardır. Müslümanların yanında yer almayan mürailerin dünya ve ahiret karşılığı hüsrandır. Üstelik halkı müslüman olan ve idaresini de İslâm Cumhuriyeti olarak isimlendirilen ülkelerin, müslümanların malını ve canını yok eden küfür ittifakının içinde yer alması mühşerin  en önemli yargılama sahnesini oluşturacaktır. 
Müslümanlar fiili ittifakları gerçekleştirirken, süreç içerisinde İslami duyarlılıkları yaşam biçimi hâline getirmelidirler. Unuttukları hassasiyetleri mutlaka hatırlamalıdırlar. Müslümanın tarifi yapılırken, bir vücuda benzetilmenin gereği olan fiili ve gönül ittifakını kurmalıdırlar.  

Istanbul'da 44 şehit verilmişken, Halep düşmüşken, yedi düel ülkemize  savaş açmışken, tek millet olan küfür müslümanlara karşı birleşmişken, Suriye'de göz yaşı ve kan akarken; Müslümanların rahat uyuması, tıka-basa yemesi, kahkaha ile gülmesi;  duyarsızlığın ve hissiyatsız yaşamanın göstergesidir. Böylelerinin iddiası da, ideali de yoktur.

Veda hutbesini irâd eden Peygamberimizin mesajına kulak verilmelidir. Peygamberimizin Veda Hutbesinde, bütün insanların ve canlıların hakkını, evrensel bir mesaj olarak sunulmuştur. Batı'nın sunduğu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi"nde Müslümanların hakları da, kendileri de yoktur. Eğer olsaydı, Suriye bugün  Kan Gölü'ne dönmez, Müslümanın göz yaşları sel olmazdı. O zihniyetin çok isabetle ortaya koydukları haklar manzumesi sadece kendi milletleri için kullanılan maddelerden ibaret hâle gelmiştir. 

Küfre karşı mücadele verirken  şehit olanları değil, bu imtihana duyarsız kalan biz yaşayanların vebalini hesaba katarak düşünmek gerekir.  Bu filim bir yerde kopacak, Allah davasına sahip çıkacak, dualar karşılık bulacak ama duyarsız kalan, kendi nefsi hesaplarını yapan Müslümanlar bu hesabın altında ezileceklerdir. 

Bugünden tezi yok, 80 milyon ülkemiz insanı, 2 milyara yakın dünya Müslümanı, başta Suriye ve Irak, Gazze ve Yemen olmak üzere,   küfrün zulmü altında inleyen tüm  müslümanlara yardım için ittifak halinde, tek ses ve tek nefes olarak teyakkuz  durumuna geçmelidirler.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.