• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Samsun 9 °C
  • Ankara 19 °C
  • İstanbul 11 °C
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu

KİMSENİN BÖYLE DERDİ YOK

Adnan Bahadır

     Hani şu “Sen mi kurtaracaksın ülkeyi?” diye bir reklam var ya, işte bizimkisi de o minvalde bir şey. Ne siyasetçilerin, ne iş adamlarının, ne de gazetecilerin FETÖ, Metö diye bir derdi yok.  Herkesin tek bir derdi var, bu işe bulaşmadan bu dönemi nasıl atlatırım. Veya yakın akrabalarımın bu işin içerisinde olanlarını bu işten nasıl ayıklarım. Bunun dışında ülkeymiş, davaymış, evlatlarımızın geleceğiymiş inanın hiç birin bundan en ufak bir endişesi yok. Siyasetçiler düşmüşler yakınlarını bu işten ayıklama derdine, bürokratlar düşmüşler kendilerini kurtarma derdine, iş adamları deseniz büyük bir kısmı zaten bu işin içerisinde olduklarından paçayı nasıl kurtaracağız diye her gece başlarını yastığa koyarken, acaba sabahleyin polis kapıya gelecek mi derdine düşmüşler. Gazetecilere sıra gelince, yazılı basının bizim dışımızdakilerin tamamı bir siyasetçiye angaje olmuş durumda. Her siyasetçinin kalemşörü olduğundan, Belediye Başkanı’nın karşısındaki siyasetçi ile ilgili gayet güzel yazıyor ama FETÖ’ nün göbeğinde olan siyasetçi ile ilgili en ufak bir yazı yazmadığı gibi sanki sütten çıkmış ak kaşıkmışçasına topluma lanse etmeye çalışması akıllara ziyan bir durum.

      Akşamları eve geldiğimde hanımla kavga ediyorum, neden kavga ediyorsun derseniz, gerek telefonlarım gerekse Facebook hesaplarım vatandaşların şikâyeti nedeniyle adeta kilitlenmiş durumda. Düz vatandaş bu işi o kadar güzel çözmüş ki aklınız şaşar. İnsanlar neyin ne olduğunu bizlerden çok daha iyi biliyorlar. Hangi siyasetçinin FETÖ’cü hangisinin Mason, hangisinin hem FETÖ’cü hem Mason olduğunu bizden daha iyi biliyorlar ama önlerine seçim zamanı konulan alternatiflere göre oy verdiklerinden ehveni şer olan ya da en iyisi hangisi ise ona oy vermek zorunda kalıyorlar.

      Bu şehirdeki FETÖ yapılanmasının hamileri kimlerdir derseniz siyasetçilerin tamamına yakını bu işte vebal taşıyor. Bugün görevden alınan bürokratları kim atamış ise onlar da bana göre suçludurlar. Dursun Mehel’in arkasında hangi İl Başkanı, Milletvekili durmuş ise bana göre onlar da suçludurlar. Kayınçom o dönem İl Başkanı’ydı, Dursun Mehel’in olmaması için onca insan diretti ama o ne yaptı, ben bunu istiyorum deyip kesip attı ve adam atandı. Aynı şekilde Mustafa Kasapoğlu’nu kim atadı, İsmail Kasapoğlu’nu kim atadı, TÜİK Bölge Müdürü’nü kim atadı, İşkur İl Müdürü’nü kim atadı?.. yoksa o dönem ben İl Başkanı’ydım da ben mi atadım? Diyeceksiniz ki bunlardan Kasapoğlu kardeşler hâlâ daha görevdeler; iyi güzel de arkalarında ben mi duruyorum yoksa Kayınçom mu duruyor? Bakın, ben Sezar’ın hakkını Sezar’a veren bir yapıya sahibim; kim ne yapmış ise bedelini ödemek zorundadır, ben de bu konuda bir şey yağmış isem bende ödemek zorundayım.

     Siyasetçiler sütten çıkmış ak kaşık gibi ortalıkta dolaşıyorlar. Hele hele Osman Genç’in çıkıp bu işin mağduruyum demesi yok mu, insanı gülme krizine sokuyor. Arkadaş Allah’tan kork demezler mi adama? Canik Başarı Üniversitesi ilk başladığında ben de Canik Belediyesi’nde Meclis Üyesi’ydim; o okulla ilgili yaptığı imar uygulamalarını çok iyi biliyorum. O zamanlar nasıl övündüğünü bu şehirde bilmeyen yok. Şimdi kalkıp da vay efendim o günlerde AK Parti zaten Cemaat’le iyiydi diyemez. Zira AK Parti iyi idiyse Vezir Hazretleri gibi Masonik zihniyetteki insanlar destek olabilirler ama sen Milli Görüş çizgisinden gelmiş, eskiden Refah Partisi’nden aday olup seçimi kaybetmiş bir skişisin, senin zihniyetin bu yapıyla uzaktan yakından -dün de bugünde yarın da-,bağdaşmaz, bağdaşamaz. Şimdi kalkıp ben bu işin mağduruyum dersen, sana, bırak insanları, havada uçan kargalar dahi inanmazlar; bunu unutma.

      Aldığım başka bir bilgiye gelince, Osman Genç’in amcasının oğlu bizim Mustafa Genç Hoca Efendi Hazretleri var ya, hani şu geçen aylarda hakkında yazı yazıp birilerinin olayı çarpıttığı ve şimdi hesabını mahkemede verecekleri zatı muhteremin oğlu OMÜ İlahiyat Fakültesi’ne Sivas’tan yatay geçişle alınmıştı ya... Bu arkadaşımızın da telefonunda baylok mudur nedir onunla ilgili kullanım yapıldığı ortaya çıkmış. Bu zatı muhteremler, biz bu telefonu sattık, mattık, felan, feşman derlermiş ama telefonun ByLock kullandığı belliymiş. OMÜ’deki bu işle ilgili heyet, bize bununla ilgi resmi makamların yazısını getireceksin, aksi halde hakkında yasal işlem yapacağız demişler. Şimdi bakalım bu işe siyaset müdahil olacak mı, yoksa yasal işlem yapılacak mı merakla takip ediyorum. Olay iki ay önce başladı hâlâ daha devam ediyor. Mustafa Genç Hoca Efendi Hazretleri bu cemaatle ilgisi olmayan biri, ancak işin içerisine kadro, memurluk, unvan girince Allah kuluna itimat etmem… Zaten o çocuğun Sivas’tan buraya nakli ile ilgili daha önce de yazmıştım. Şimdi sonucu bekliyoruz, ByLock ortada, kurulun talebi de ortada, bakalım olay nasıl çözülecek.

     Değerli okurlar her zaman dediğim bir şeyi tekrar ederek sözlerime son vermek istiyorum. Hiç bir şey göründüğü gibi değil, olayların bir görünen tarafı, bir de görünmeyen arka planda olan asıl gerçek yüzleri vardır. Bu asıl yüzlerini görmeden ne dersek gerçeği yansıtmaz. O nedenle herkes konuşurken önce etrafına, sonra gerideki yaptıklarına bakacak, ondan sonra konuşacak. Öyle mangalda kül bırakmayacak bir biçimde toplumun karşısında hava atanlar unutmasınlar ki Yunus Emre’nin dediği gibi bir Molla Kasım çıkıp hesap sorar, haberleri olsun. Kalın sağlıcakla.  

  • Yorumlar 19
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim