• BIST 90.056
  • Altın 145,047
  • Dolar 3,6129
  • Euro 3,8964
  • Samsun 12 °C
  • Ankara 15 °C
  • İstanbul 14 °C
  • SAMSUNSPOR U-21 SERİYE BAĞLADI
  • "HERKES BİR BİRİNE İNANIYOR"
  • BALKES HAZIRLIKLARI BAŞLADI
  • SAMSUNSPOR U-21 SERİYE BAĞLADI
  • "HERKES BİR BİRİNE İNANIYOR"
  • BALKES HAZIRLIKLARI BAŞLADI

HAÇLI ORDUSU İLE SAVAŞIYORUZ

Adnan Bahadır

                                               HAÇLI ORDUSU İLE SAVAŞIYORUZ


         Allah Resulü bir Hadis-i Şerif’te “Küfür tek millettir" buyurmakta on dört asır önce Efendiler efendisi nasıl da güzel söylemiş. Gerçekten küfür tek millettir. Dünyanın en ufak bir yerinde bir Hıristiyan’ın veya Müslüman olmayan kişinin başına bir olay gelse anında müdahale edip insan haklarından dem vuran Avrupa, sıra Filistin’e, Türkiye’ye veya Müslüman bir ülkeye geldiğinde anında sessizliğe bürünüyorlar. 
       Tarihin her döneminde tek hedefleri İslâm düşmanlığı olan devletler defalarca bir araya gelip Haçlı ordularını kurarak Müslümanlara savaş açmışlar ama Allah’ın izniyle hepsinde hüsrana uğramışlardır. Âdem aleyhisselâmın yeryüzüne gelişinden itibaren oğulları Habil ile Kabil arasında başlayan kan davasının temelinde de Allah’ın emrine boyun eğmemek vardır. Zira o günkü şeriatte aynı baba ve anadan doğan ve aynı anda dünyaya gelen kardeşler birbirleri ile evlenemiyorlardı. Habil, Kabilin kız kardeşi ile Kabil de Habilin kız kardeşi ile evlenmesi gerekmekteydi. Ancak Habil buna razı olmasına rağmen Kabil razı olmuyordu. Bunun üzerine Habil, Kabile, “Allah’a bir kurban adayalım, hangimizin kurbanını Allah göğe çıkarırsa onun dediği olsun” dedi. Kabil kabul etti. Allah’a adadıkları kurbanlardan Habil’in kurbanı gökyüzüne çıkıp kabul edilmesine rağmen, Kabil yine sözünde durmayarak Habil’i öldürerek kendi öz kızkardeşi ile evlendi. Bunun üzerine Âdem Aleyhisselâm Kabili huzurundan kovdu ve O’ndan sonra gelen nesille, kendi neslinin konuşmasını yasakladı.
Nuh aleyhisselama gelinceye kadar çoğalan nesil öyle bir hâl aldı ki, işret ve hayâsızlık ile namuslu insanlar azınlıkta kaldı. Âdem peygamberden sonra gelen peygamberlerin tamamı dağda yaşamışlar ve şehre inen Kabilin soyundan uzak durmuşlar, kendilerine iman edenlere de şehre inmeyi yasak etmişlerdir. Nuh aleyhisselama kadar durum öyle bir noktaya gelmiş ki neredeyse dağda yaşayan kimse kalmamış, bu minvalde ahlaksızlık başını alıp gidince Cenabı Hak, Nuh aleyhisselâma iman edenler dışındakilerin tamamını helâk ederek yeni bir ümmet ortaya çıkardı. Ancak ondan sonraki süreçte de iman edenlerle iman etmeyenler sürekli çatışma halinde olmuşlar ve Hak-Batıl mücadelesi günümüze dek süregelmiştir. Olayların tarihi seyrine baktığımızda kâfir topluluğu sürekli bir araya gelerek Haçlı orduları kurup Osmanlı’nın ve Müslümanların üzerine yürümüşler ama her seferinde hüsrana uğramışlardır.
      Bugün Güneydoğu’da yaşanan olaylar asla ve kata Türk-Kürt mücadelesi değil, tamamıyle Haçlı ordusunun yeniden hortlayarak Müslüman Türk Milletine karşı ayaklanmadır. Dış güçlerin desteği olmadan bir bölgede roketatar, helikopter, havan topu gibi büyük mühimmata sahip olmak ne mümkün. Almanya’sından Fransa’sına, İngiltere’sinden, Belçika’sına varıncaya dek ne kadar gayrimüslim devlet varsa, hepsi bir araya gelip Türkiye’yi bitirme projesi yapmışlar ama Cenab-ı Hakk’ın izniyle bu oyundan bu millet güçlenerek çıkacağından en ufak bir şüphem yok.
     Ancak doğruları söylemek gerekirse çözüm sürecinde yazdığım köşe yazılarını okuyanlar çok iyi hatırlayacaklardır ki o süreçte en büyük hatayı Hükümet yaptı. Ne yaptı derseniz; Allah için doğruyu söylemek gerekirse adamlara hiçbir şey vermeden, yok akil adamlarmış, yok Kürtçe televizyonmuş, yok heyetlerarası görüşmelermiş gibi hiç bir işe yaramayan fuzuli işlerle adamları oyalayıp durdular. Ben o zaman da ısrarla dedim ki, kardeşim bu adamlara af vermedikçe bu iş çözülmez. Kaldı ki zaten cezaevleri kapasitelerinin üç katı insanla dolu. Yeni tutuklulara yer açmak için kapalıdan açığa geçme süresini iki katına çıkardılar ama bu kez açık cezaevleri tıklım tıklım doldu. Devlet yönetmek öyle kolay iş değil. İnsanları hapishanelere doldurmakla topluma refah gelmez. İnsanları suç işlememek üzere eğiteceksiniz, ara sıra da önlerini açıp bazı haklar tanıyacaksınız ki bir daha yapmasınlar. Bu ülkede on üç yıldır iktidar olan AK Parti döneminde mahkûmlara yönelik bir iyileştirme yapmak yerine sürekli yeni cezaevi inşa etme politikaları kanaatimce fevkalade yanlış politikalar. On yıl ceza almış birisini eskiden iki yıl kapalıda yatırdıktan sonra açık cezaevine alırken, şimdi sıfır yeni tutuklulara yer açmak için bir yıl kapalıda tuttuktan sonra açığa almak ne kadar mantıklı sizce? Yarıaçık cezaevlerinde kalan insanlar kömürlüklerde kalıyorlar! Mademki iyileştirme yapıyorsunuz onlara da bir iyileştirme yapmak gerekmez mi? Hükümet, yeni hükümlü ve tutuklara yer bulmak üzere 207 tane cezaevi inşaatı yapacağını duyurdu. Güneydoğudaki hapishanelerde yer kalmayınca diğer illere nakledilen tutuklular oradaki mahkûmların huzurunu bozmadılar mı sanıyorsunuz? Olayları değerlendirirken belki acımasız davrandığımı düşünebilirsiniz ama olaylara köklü çözüm bulunmadığı sürece her gün içimiz kan ağlar. Şehit düşen o vatan evlatlarının geride kalan yakınlarını gördükçe içim kan ağlıyor. İnanın televizyonu kapatmak zorunda kalıyorum, dayanamıyorum. Ülke hepimizin ama çözüm politikaları üretirken boş işlerle uğraşılmasaydı, bugün durum çok farklı olacaktı diye düşünüyorum. farklı düşünen varsa buyursun söylesin. Sözlerime son verirken yüce Rabbimden anaların, bacıların, yavruların  ağlamayacağı bir Türkiye diliyorum. Kalın sağlıcakla.

  • Yorumlar 5
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim