• BIST 107.041
  • Altın 143,194
  • Dolar 3,5623
  • Euro 4,1506
  • Samsun 29 °C
  • Ankara 31 °C
  • İstanbul 32 °C
  • BİLLY ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI 
  • DİALİBA TAMAM GİBİ    
  • TAKIMDAKİ EN ÇALIŞKAN OYUNCULARDAN BİRİ 
  • BİLLY ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI 
  • DİALİBA TAMAM GİBİ    
  • TAKIMDAKİ EN ÇALIŞKAN OYUNCULARDAN BİRİ 

GAZETECİLER CEMİYETİ...

Adnan Bahadır

GAZETECİLER CEMİYETİ DİYE BİR DERNEK VAR MI?

Her mesleği temsil eden bir dernek olduğu gibi, gazetecileri temsil eden bir çok dernek olmuş, daha sonra bu dernekler Ondokuz Mayıs Gazeteciler Derneği"nde tek çatı altında toplanmışlar. Bu derneğin başkanlığını uzun bir müddet Necdet Uzun yapmıştır. Sanırım bir veya iki yıl önce derneğin olağan kongresinde Sayın Uzun aday olmamış, yerine iki aday yarışmış, başarılı olan ekip şu anda Dernek Başkanlığı koltuğunda oturan İsmail Temiz olmuştur. Buraya kadar olayın kronolojik akışını izah ettim, şimdi ise bir cemiyeti kimler yönetebilir, sosyal olaylar hangi şartlarda ve nasıl idare edileceği konusunu izah etmeye çalışacağım. Ülkelerin veya dinlerin yönetimlerinin tarihi akışına bakıldığında lider konumunda olan insanların ya toplumun güvenini kazanmış insanlar olduğunu veya inandığı dava uğrunda vuruşarak topluma doğruları kabul ettirmiş insanlar olduğunu rahatlıkla görebilirsiniz. Tüm devlet başkanları ve peygamberlerin bu özelliklere sahip olduğunu rahatlıkla görebilirsiniz. İsterseniz olayı iki boyutu ile de ele alalım Hazreti Peygamberimize Risalet, yani peygamberlik görevi gelmeden önce, yaşadığı toplumun en güvenilir insanı özelliği anlamına gelen Muhammedül Emin adı ile anılmakta idi. Buna rağmen kendisine Risalet görevi geldiğinde, iman edenlerin sayısı inanmayanlardan oldukça az idi, hatta Hazreti Ömer Müslüman oluncaya kadar Peygamber efendimiz aşikar namaz kılmamıştır. Ne zaman ki  Hazreti Ömer Müslüman oldu namaz aşikare cemaatle kılınmaya  başlandı. Bu anlattığımız olayın dini boyutu, devlet adamlığı veya liderlik boyutuna gelince Atatürk, Sultan Abdülhamit Han"dan Milli savunma Bakanlığını istiyor, ama Padişahın etrafındaki dalkavukların mücadelesi sonucu bu görev ona verilmiyor. Hayatı mücadele ile geçen Atatürk bu olayı hiç unutmuyor ve yaptığı mücadele sonucu yeni bir devleti kurup, onun lideri oluyor. Bu anlattıklarım öyle kolay olan şeyler değil, bazen canını dahi vermekten kaçmadan yapılan mücadeleler sonucu elde edilen başarılardır. Liderlik çok faklı bir olaydır, lider toplumu, temsil ettiklerini hem yönlendirir, hem korur, hem de zaman, zaman onlardan istifade etmesini bilir. Bu örnekleri çoğaltmak ziyadesiyle mümkündür, ancak bizim asıl konumuz farklı olduğundan buraya kadar olması gerekenleri anlattık, şimdi ise olanlarla ilgili yorumumuzu yazacağız. Şehrimiz yerel basının en güçlü olduğu üçüncü il olmasına rağmen, üzülerek ifade etmeliyim ki kaliteli adam sayısı elin parmakları kadar yoktur. Tabiri caizse Diojen"in gündüzün ortasında eline fener alıp, adam araması gibi, bu şehirde basın camiasında elinize feneri alıp, adam arasanız bulacağınız adam sayısı üçü, beşi geçmez. Hal böyle olunca Bekir Mustafa"nın Sultanahmet Camiine imam olması misali, İsmail Temiz adlı çocuk bu camianın başına başkan oluverdi. Hele ki derneğe üye değilim de bu zillete düşmedim. Bu arkadaşımız almış yanına beşinci sınıf adamları onlarla cemiyeti yönetmeye çalışıyor, kimler var bu cemiyette derseniz, küçük yaşta kız çocuğuna sarkıntılıktan mahkum olmuş sapıklardan tutun da, bir rakıya, bir yemeğe her türlü haberi yapacak, taklayı atacak adamlara varıncaya dek hepsi orada. Yönetim kurulunda olanların büyük bir bölümü gazetelerde muhabir olarak çalışanlar veya onun, bunun yanında sebeplenen insanlar. Peki şu Samsun sevdalıları nerede derneğin başkanı Artvinli (Gerçi sıkışınca hanımın köylüsü olduğunu söylüyormuş), yönetim kurulu Malatyalı, Sivaslı, Kayserili, Rizeli yani Samsunlu olan tek bir kişi dahi yok. Zaten bu olanların da büyük bir bölümü istifa etmiş, derneğin elektriği, suyu kesik, kirası ödenemiyor, sizin anlayacağınız rezilliğin bini bir para. Bu anlattıklarım bir yana bu cemiyet bir kınama yayınlamak istese veya bir ilan vermek istese iki büyük gazeteden ikisi de yayınlamaz, peki bu nasıl bir cemiyet derseniz, ellerinde bir oyuncakla oynayan iki çocuğun elindeki oyuncaktan ibaret bir kağıt üzeri kuruluşu. Düşüne biliyor musunuz Gazeteciler Cemiyeti üç tane gazeteciyi bir araya getirmekten aciz bir kuruluş, gerisini siz takdir edin. Şayet bu şehirde Gazetecilik adına bir meslek örgütü olacaksa onun yönetiminde mutlaka iki büyük gazeteden birer temsilci olmak zorundadır, artıca Başkanlık yapacak olan kişi ya herkesin saygı ile bakacağı meslekte otoritesini kurmuş, ağabey hükmünde şahsiyetli birisi olacak, veya yaptığı mücadelelerle mesleğe katkı sağlamış, kendisini kabul ettirmiş, saygın kişiliği olan birisi olacak, aksi halde rezilliğin diz boyu olduğu bir dernek bu meslek erbabını asla temsil edemez. Falanca yerden cemiyete arsa aldık teraneleriyle de bu işlerin yürüyeceğini sanan ahmaklar, ancak birilerinin maşası olmanın ötesine gidemezler. İnanmazsanız bekleyip görelim, Halep orada ise arşın burada, çok lafa gerek yok. Kalın sağlıcakla

 

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim