Diriliş, Direniş ve Soylu Mücadele

            Diriliş, Direniş ve Soylu Mücadele

  

     Ey direnişin, dilişin ve isyanın adı; özgürlük ve hakikat aşığı, mücadeleyi toprağın cemreye düştüğü gibi ruhumuzla buluşturan abide şahsiyet Necmettin Erbakan Hocamız, hicretinin 4. seneyi devriyesinde seni rahmetle, minnetle anıyoruz, kalbimizin suyunun döküldüğü bu zor zamanlarda yokluğunu hasretle arıyoruz. Ey Milletine sevda derecesinde bağlanan Kutup yıldızı, Türkiyenin hocası, Türkiyenin makus talihini yenen, köleleği yazgı haline getirmiş toplumları uyandıran, tutsaklığa kodlanmış ruhlara hürriyet aşılayan; hareket, fikir ve zikir adamı Erbakan hocam seni unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız.

 

    Türkiyenin ve tüm dünyanın kurtuluşu, refahı, izzet ve onuru, siyonizmin açık bir hapishaneye çevirdiği dünyanın özgürlüğü için çalışmayı bize Erbakan Hoca öğretmiştir. Aslında Erbakan denince ilk etapta akla üç şey gelir; bunlar cihat, siyonizmle mücadele ve ağır sanayi davasıdır. İslam dünyasının işgallerden kurtulup yeniden özgürlüğe dönmesini engellemek isteyen siyonist-emperyalist güçler cihadı müslümanların gündeminden çıkarmak için ne kadar çok çalışmışlarsa; Erbakan Hocamız da cihadı yeniden müslümanların gündemine sokarak neredeyse tüm konuşmalarında cihattan bahsederek, hem de kategorize ederek o kadar çok anlatmıştır. Diğer taraftan sanayi ve eğitim davasıyla insanı güçlü, ülkeyi muhkem, halkı mücadeleye elverişli hale getirdikten sonra sömürülen insanlığın kurtuluş ve refahı için siyonizmle mücadeleyi zorunlu bir mesele olarak öğretmişti hepimize.  Siyonizmle mücadeleyi ilk defa o anlatmıştı dünya müslümanlarına. Bunun için müslümanların unuttuğu cihat ibadetini bir namaz titizliği ile sürekli olarak en büyük ibadet olduğunu vurgulayarak öğretmiştir.

 

      Erbakan Hoca gelenekle modernizmi birleştirerek özgün, farklı bir siyasetçi modeli oluşturan tek liderdi. Hem siyasetçiler arasında en şık, en temiz giyinen bir insandı; hem de dervişti. ‘‘Erbakan Hoca tam bir dervişti. Yani o dayanıklılığı nasıl gösteriyordu bilemiyoruz! Uyumuyor, akşama kadar konuşuyor, sabaha kadar ibadet ediyor. Dayanılır gibi bir şey değil. Sabahleyin herkes etrafını aldığı zaman da gelenleri hemen orada üye kaydederdi’’(1)

 

      İnsanlığa önderlik yapmış büyük insanların değişim ve dönüşüm süreçlerinde direniş, diriliş ve mücadele ile sonuca vardıklarını tarihi olaylar bize bildirmektedir. Diriliş ruhların uyandırılmasıdır. Üstü küllenmiş iman cevherine üflenip yeniden canlanmasını, alevlenmesini sağlamaktır. Taklitçiliğe uyarlanmış beyinlerin yeniden islami düşünce unsurlarıyla beslenip hayata kazandırılmasıdır. Ruhun, nefsin tüm kötü istek ve arzularını yenip temizlenmesidir. Ruhun arınıp nefsi yenilgiye uğratması ve tüm benliğe hakim olmasıdır. Hüküm yalnız Allah’ındır, gerçeğini vucudun tüm yönleriyle yaşamasıdır. Böylece emperyalist kumpası, fikri tuzakları görüp kurtulmaya çalışmaktır. İşte burada direniş süreci başlar. Direnişle birlikte mücadele başlar. Direniş ne kadar sağlam, süratli ve yaygın olursa mücadele de o kadar başarılı olur. Bundan dolayı direniş insanı tüm uzuvlarıyla birlikte, organları tüm katmanlarıyla birlikte mücadelenin içine çeker. Sonunda mücadeleden şehedate bir yol gider. Diriliş, direniş ve mücadele olmadan şehedat olmaz. Şehedat olmadan, hakikate ve zafere şahitlik olmaz. İşte biz şahidiz ki, muhterem Erbakan Hocamız, malıyla, ilmiyle, hayatıyla, herşeyiyle bir mücadele başlatıp hakikete şahitlk yapmış ve refiki alaya ulaşmıştır. Özelikle de düşmanın şehadetiyle sabittir ki başlattığı Milli Görüş Hareketiyle nebevi geleneği sürdürerek tüm islam coğrafyalarına uyanış, diriliş ve direniş getirmiştir. Siyonist ve emperyalist şer cephesi tarafından işgal altında tutulan topraklar ve uyutulan beyinler yeniden uyandırılarak mücadeleye katılmaları sağlamıştır. Yeryüzünde Peygamberler tarafından başlatılan ve onların yolundan gidenlerin takip ettiği nebevi dönüşüm metodu sayesinde toplumsal değişim başlatılmıştır.

 

    Toplumun dönüştürülmesi öyle kendi kendine kolay bir şekilde değil, mücadele ile gerçekleşen bir süreçtir. Tüm dönemlerde ve tüm toplumlarda değişimin ve dönüşümün bazı temel şartları vardır. Bu şartların birincisi hiçbir şekilde davasından vazgeçmeksizin, her türlü zor şartlarda mücadeleye devam eden soylu duruştur. Diğer şartlar ise  nebevi direniş ve  islami diriliştir. Bu şartlar gerçekleşmeden toplumun dönüştürülmesi mümkün olmaz. Muhterem Erbakan Hocamız tek başına çıktığı bu yolda önce diriliş aşamasını tamamlayarak kazandığı geniş kadroyla direnişi başlatmıştır. Tüm dünya müslümanlarına kurtuluşun yollarını göstererek en nihayetinde D-8 projesiyle diriliş, direniş ve mücadeleyi tüm yeryüzüne yayarak nebevi dönüşüm metodunu takip ettiğini ispatlamıştır.

 

     Toplumları değiştirmek için kıyamete kadar değişmeyen metod nebevi metottur. Peygamber Efendimizin yolu toplumsal dönüşüm yolunu da ortaya koymakta, temel esaslarını belirlemektedir.  İslami değişimin temel esası iman, bilgi ve harekettir. Dönüşümün esas moturu imandır. İman ve bilgiyi kuşanamayanlar; dünya ile yarışamazlar. İman olmadan hakikatin bilgisi de olmaz. Hakikat Rabbini bilmek ve ona kul olmaktır.

 

         Erbakan Hocamız; Milli Görüş davasını sadece bir parti davası olarak kurmamıştır. Mesele ezelden beri devam eden hak-batıl savaşında taraf olmaktır. Bunu tüm dünya ve Türkiye müslümanlarına öğretmiştir. Onun davası tüm islam ülkelerini emperyalist, siyonist ve haçlı güçlerinden kurtarmak; onların yerli hain ve zalim işbirlikçilerinden temizlenmesidir. Bize çalışmalarımızda ümmetin unuttuğu kudüs davasını merkeze almamız gerektiğini öğretti. Ümmeti şahlandıracak çalışmalar yapmamız gerektiğini; hatta sadece müslümanları değil, tüm ezilen, sömürülen  insanlığı kurtaracak çalışmalar yapmamız gerektiğini öğretti. Türkiye ile İran dünya islam birliğinin nüvesi olacaktır, derdi. Çünkü dünyada islamın iki kalesi vardır. Biri osmanlının bakiyesi olan Türkiye, diğeri ise Allah’ın kitabını uygulamaya çalışan İran. Erbakan Hocamız bize bunu öğretti.

 

        Erbakan Hocamız; bedeniyle aramızdan ayrılmış olabilir ama fikriyle, davasıyla, mücadelesiyle, açtığı çığırla aramızda yaşamaya devam ediyor. Önemli olan yolumuz  Erbakan’ın yoludur, demek değil, Erbakan olabilme cesaretini gösterebilmektir. Üzüm demekle üzüm yemek aynı şey değildir. Erbakan’ın mirasını tüketmek kolaydır ama zor olan Erbakan olmaktır. Allah onu; her zaman dediği gibi sıddıklarla, şehitlerle, peygamberlerle beraber yapsın. Allah onun yüreğindeki imanı, aşkı ve ateşi; zalimleri, siyonistleri yakıp kül eden ateşe çevirsin.

 

        Ey kutlu davasına bir sevda derecesinde bağlanıp karşılık beklemeden  tek başına savunan adam, terketmeyeceğiz sevdanı. Ey aramızdan ayrıldığı halde hala hayatımıza dokunan ümmetin yiğit lideri, senin liderliğin bizim için hala devam etmektedir.  Ey yazgısı kölelik olan toplumlara özgürlük yolunu açan kutlu lider gazan mübarek olsun. Yaşasın Ulu Önder Hz Muhammede bağlanan davana ve liderliğine olan sevdamız.

 

Dipotlar;

1-Prof.Dr. M. Cevat AKŞİT,25 Şubat 2014-Milli Gazete, Roportaj Ekrem Şama

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İsmail Okutan Arşivi
SON YAZILAR