• BIST 106.663
  • Altın 143,662
  • Dolar 3,5540
  • Euro 4,1354
  • Samsun 27 °C
  • Ankara 29 °C
  • İstanbul 33 °C
  • BİLLY ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI 
  • DİALİBA TAMAM GİBİ    
  • TAKIMDAKİ EN ÇALIŞKAN OYUNCULARDAN BİRİ 
  • BİLLY ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI 
  • DİALİBA TAMAM GİBİ    
  • TAKIMDAKİ EN ÇALIŞKAN OYUNCULARDAN BİRİ 

BİLMEK YETERLİ MİDİR?

Adnan Bahadır

Okumak dünyanın en güzel hasletlerinden biri olduğu gibi Ebedi Alem"de mutlu olabilmenin de temel anahtarıdır. Beşikten mezara kadar ilim öğrenmekle mükellef olunan bir kültürün mensupları olarak bu durumdan ne kadar iftihar etsek azdır. Bilenlerle bilmeyenleri bir tutmayan kültürümüz ilme, kültüre ve irfana hak ettiği değeri her zaman vermiştir.  Öğrenmek ne kadar güzel ise öğrendiğini yaşamak ve bildiklerini toplumla paylaşmak da o kadar önemlidir.

            Hangi makamda, hangi mevkide bulunursak bulunalım yaptıklarımızla konuştuklarımız uyum sağlamazsa, bildiklerimizle yaşadıklarımız tezat teşkil ederse bilmenin çok fazla bir anlamı kalmayacağını unutmamak gerekir. Bir ara İlahiyat Fakültesi"nden Prof. Dr. İshak Yazıcı Hoca"dan tefsir dersleri aldık, gurubumuzda bazı öğretmen arkadaşlarla İlahiyat Fakültesi mezunu arkadaşlar vardı. İshak Hoca bir müddet okuduktan sonra ben devreye girip, okuduklarımızı hayatımızda nasıl uygulamamız gerektiği konusunda arkadaşlarla fikir alış verişinde bulunuyorduk. Bana göre dersin bu bölümü en önemli bölümü idi zira okuduklarımızı uygulamadıktan sonra yalandan okumanın hiçbir anlamı

yoktu.

            Kutsal kitapların tamamında ortak olan on emir vardır bunlardan bazıları namaz kılmak, zekat vermek, oruç tutmak, adam öldürmemek, gıybet etmemek, tek tanrıya inanmak gibi hususlardır. Tek tanrıya inanma hususunda toplumun büyük bir bölümü üzerine düşeni yapıyor, ancak bunun dışındaki emirlerden namaz kılma noktasında ciddi sıkıntılarımız var, kaldı ki Peygamber Efendimiz namaz dinin direğidir buyurmasına rağmen bu işin ciddiyetini hala daha bilmeyenlerimiz var.

            Oruç ibadeti Yüce kitabımızda da belirtildiği gibi bizden öncekilere farz kılındığı gibi bizlere de farz kılındı, bizden önceki toplumların oruç tutma şekli daha farklı olsa da temelinde yemek, içmek ve bazı arzuların yerine getirilmesinin muayyen saatlerde yasaklanmış olması ortak özelliklerindendir.  Bu konuda toplumumuzun büyük bir kısmı duyarlı davransa da son zamanlarda Ramazan ayında sokağa çıktığımızda nerede ise toplumun büyük bir bölümünün oruç tutmadığına şahit olunca hayli üzülüyoruz.

            Zekat bütün dinlerin ortak emridir, adeta sosyal hayatın ve dayanışmanın bir sembolü haline gelmiş olmasına rağmen ve Kuranı Kerim"de namazla birlikte sürekli olarak en çok zikredilen bir ibadet olmasına rağmen zekat verdiğinde malı bitecekmiş korkusuna kapılan bir çok insanımız salebenin başına geleni bilmiş olsa idi eminim böyle davranmazlardı. Salebe olayına gelince Resulullah döneminde salebe isminde bir sahabi çok fakir ama çok takva kurtulup, zengin olayım Resulullah buyurmuş ki “Ya salebe zengin olup, Allah"dan uzaklaşmayasın?” Salebe “Hayır ya Resulullah imanımdan, inancımdan hiçbir şey kaybetmeyeceğime söz veriyorum” der. Bunun üzerine Efendimiz ona dua eder ve salebe bir koyun alır, ertesi yıl koyun doğurur iki, üç, derken salebe yüzlerce koyuna sahip olmaya başlar, ancak vakit namazlarına mescide gelmemeye başlar, bilahare kendisinden koyunların zekatı istendiğinde önce istemeyerek de olsa verir, ardından bu koyunları ben kazandım deyip zekatını vermemeye başlar ve helak olur.

            Günümüzde Müslümanlığı sadece Allah"a inanmak olarak tatbik edip, namaz, zekat, hac ve oruç ibadetlerini yapmayan insanlar yaşadıkları hayatı İslam"ın içerisinde bir hayat tarzı olarak kabul ediyor iseler gerçekten yanılıyorlar. Kimse İslam dinine girmek zorunda değildir, ancak çok basit bir ev arkadaşlığında dahi evde yaşamanın kuralları var iken Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah"ın dinine girdikten sonra da o dini yaşamanın şartları olduğunu unutmamak gerek.

            Birde kendisini çok büyük alim olarak görüp, öğrencilere ders veren hoca efendilerimiz var, bu hoca efendilerin bir kısmı tefsir, bir kısmı tasavvuf okuturken, bir kısmı da Mesnevi okutmakta, hepsi bir yana da Mesnevi gibi Mevlana Hazretleri"nin maneviyat dolu eserini okutmak için Farsçayı bilmek yetmez. Şemsi Tebrizi"yi bilmeden yaşamadan, Mevlana Hazretleri"nin vuslatını gerçek anlamda idrak etmeden okunan  Mesnevi çok anlam ifade edeceği kanaatinde değilim. Sizin anlayacağınız hangi dalda olursa olsun yaşamadıkça bilmek yetmez. Yüce Rabbim bildiklerimizle amel etmeyi nasip eylesin. Mutlu Pazarlar

                       

 

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim