• BIST 107.769
  • Altın 152,486
  • Dolar 3,7110
  • Euro 4,3659
  • Samsun 21 °C
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 20 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

BAŞBAKANIN TEMSİLCİSİNE ...

Adnan Bahadır

BAŞBAKANIN TEMSİLCİSİNE  BAKAR MISINIZ?   

 

   Daha önce bu köşede sizlerle paylaştığım bir hikayeyi tekrar ederek bugünkü yazıma başlamak istiyorum. Doğu Karadeniz yayla kültürü ile iç, içe yaşamak zorunda olan bir bölge, nedenine gelince malumunuz bölgenin eskiden en önemli gelir kaynağı hayvancılık idi, şimdi fındığın ve çayın   geliri daha çok, zahmeti  ise daha az olunca ağırlık tarıma kaydı. Yazın köylerde inek bakmak zor olduğundan ineği olan aileler yaylalara çıkarlar, son baharda da tekrar köylerine dönerlerdi. Köy  ile  yayla arasındaki mesafe hayvanlarla ortalama iki günde gidilirdi, bir ilkbahar sabahı köyden inekleri ile birlikte yaylaya göç edecek olan bir kaç aile bir araya gelip birlikte yola koyulmuşlar, ilk günün sonunda bir handa konaklamışlar. Sabahleyin yola çıktıklarında sabaha iki saat kalması gerekiyormuş, aksi takdirde yaylaya ikinici günün sonunda ulaşmaları mümkün değilmiş.

            Yayla yolcuları saatin henüz kullanılmadığı döneme rastlayan bu yolculukta sabaha iki saat kala kalkabilmek için nasıl bir yol belirleyeceklerini konuşurlarken içlerinden birisinin  hanımı eşinin kulağına “Ben her gece iki kez ufak abdeste çıkarım ikinci çıkışımda mutlaka sabaha iki saat kalır” deyince adamcağız yol arkadaşlarına durumu lisanı münasiple izah edip rahat bir şekilde uyumaları için onları yataklarına göndermiş. Hanımefendi  yolculuk sonucu üşütmüş olsa gerek ki ufak abdeste ikinci kalktığında gecenin yarısı imiş ancak farkında olmadığından herkesi kaldırıp, yola koyulmuşlar.  Yolculuğa başlamalarının ardından  üç saat geçmesine rağmen sabah  olmayınca bir uçuruma rast gelmişler ve oradan geçerken bazı yolcular uçuruma yuvarlanmışlar. Uçurumdan sağ kalanlardan  birisi arkadaşlarına çok enteresan bir söz söylemiş, demiş ki; “hanımefendinin ufak abdestinden saat olursa bize de ölüm farz olmuştur”

            Bu hikayeyi anlatma nedenim iktidar partisinde İl başkan yardımcılığı koltuğunda oturan zavallı bir arkadaş son zamanlarda bardağı taşıracak türden hatalara imza atmaya başladı. Bir kaç hafta önce 19 mayıs Üniversitesinin üst düzey  bir yöneticisi  ile bir ortamda karşılaşmışlar ve yöneticiye “siz işe adam alırken neden benim haberim  olmuyor” diye sormuş. Yönetici şaşkınlık içerisinde neden senin haberin olsun ki deyince  “Ben  Başbakan'ın buradaki temsilcisyim de ondan” cevabını vermiş. Bu arkadaşımız  geçtiğimiz hafta da çalıştığı kurumda bir fecaate imza attı. Kurumun birim amiri aynı zamanda da bu zavallının da amiri pozisyonundaki yönetici kurumun izinleri ile ilgili bir düzenleme yapmak istemiş, düzenleme yapmasındaki gaye kamuda zaman israfının önlenmesi  imiş, ancak kurumdaki bir başka akılsız amir durumu bu zavallı Başbakan'ın temsilcisine iletirken bu işin yapılmasındaki asıl amacın  ona karşı  komplo hazırlamak olduğunu  söyleyerek durumu ihbar etmiş. Yani kendi  emrindeki adama idarenin yaptığı uygulamayı ihbar ediyor!.. Bunun üzerine bu sözde Başbakan'ın temsilcisi kendi amirini arayıp, ona her türlü hakareti yaptıktan sonra küfrederek telefonu kapatmış.

            Bu olanlar karşısında soluğu savcılık kapısında alan yöneticiyi bizim Başbakan'ın sözde temsilcisi  gidip Savcılık kapısında bularak özür dilemiş ve olay kapanmış. Şimdi siz değerli okurlarıma sormak istediğim bir şey var bu Başbakan'ın sözde temsilcisinin yaylaya giderken ufak abdestinin saat olduğunu söyleyen bayandan farkı nedir  Allah rızası için bana söyleyin. Bir insan bu kadar geri zekalı, bu kadar salak, bu kadar ahmak nasıl olur anlamış değilim. Bu arkadaşa buradan son tavsiyemi yapıyorum, adam gibi gitsin kurumunun amirine  başka bir kuruma geçeceğini  beyan eden dilekçesini versin ve o kurumun yakasından düşsün. Tam on yıldır o kuruma dirlik vermedi, aksi halde elimdeki tüm evrakları çarşaf, çarşaf yayılayacağımı bilsin. Kamu görevlisi olduğu halde ne kadar işe gelmediği tüm imza sirküleri, CD leri ile elimde, hangi ilçe hastanesinde kiminle ortak  iş alıp, beraber yürüttüklerinden tutun da tüm kirli çamaşırlarını ortaya çıkaracağımı unutmasın. Bunları yayınladığımda onu Allah'tan başka hiç kimsenin kurtaramayacağını  unutmasın

            Gelelim bu arkadaşa destek sağlayan arkadaşımıza ilgili bakanlığın Müsteşarı geçen hafta şehrimize geldiğinde ona neler söylediğini  noktasından virgülüne dek bildiğimi unutmasın. Korkarım ki bu olay bu arkadaşımızın yapacağı başka icraatlara da engel olacak zira iyi niyetten anlamadığı için ona bazı gerekli deslerin verilmesi gerektiğini düşünüyorum.  Bir  Bakan geldiğinde kendi oturacağı makama  Ankara'dan gelen yalama ve sülükvari bir bürokratı oturtup, kendisi arka sıralarda  oturmaya razı olan yönetici bu şehirde yöneticilik yapmaya kalkmasın. O yalama ve şahsiyetsiz sülükvari bürokratı yerinden oynatamayanlar şehrimizdeki kurumun başında bulunan amiri görevden alacaklarını sanıyorlarsa yanılıyorlar. Hızımı alamadan yine bana ayrılan yer bitti, kalın sağlıcakla

  • Yorumlar 10
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim