1. YAZARLAR

  2. Adnan Bahadır

  3. ASIL SIKINTI ŞİMDİ BAŞLIYOR
Adnan Bahadır

Adnan Bahadır

ASIL SIKINTI ŞİMDİ BAŞLIYOR

A+A-

Dünyanın mücadele ettiği virüs belasının nereden geldiği, nasıl ortaya çıktığı, arka planı nedir ne değildir bir yana olayın sağlık boyutunun yanında ekonomik boyutu çok daha fazla olacağa benziyor. Sağlık kısmıyla ilgili Devletin aldığı önlemler yerinde, hepimiz elimizden geleni sonuna kadar yapmaya çalışacağız onda en ufak bir sorun yok ancak olayın ekonomik boyutu çok daha zor geçeceği kesin gibi bir şey. Devletten maaşını alan işçisi, memuru bu işten etkilenmez, alır maaşını yatar aşağıya ama esnafı tüccarı ve sanayicisi bu işten çok fazla etkilenir. Herkesin devlet memuru olmaya veya kamuda çalışmaya hevesli olmasının neden olduğu bu olayla bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Devlet SGK primlerinden vergisine varıncaya dek bazı kolaylıklar sağlamakta ama bu asla yeterli değil, zira kredileri ertelemeyle, prim borçlarını ötelemeyle bu işler çözülmez, evet faydası olur ama pansuman tedbirin ötesine geçmez.

Dilerseniz ne demek istediğimi birkaç örnekle açıklayayım, ben yaklaşık yirmi yıldan beri aynı berberde traş olurum, babadan oğula geçen bir müessese, baba emekliye ayrıldı, işini oğluna devretti, şimdi oğlu geçimini o berber dükkanından karşılamakta. Berberin üç çocuğu var, biri bu sene Denizli’de bir üniversiteye girdi, orada okuyor, birisi lisede, bir diğeri de ortaokulda veya ilkokulda her neyse. Bu arkadaş her gün kazandığı paradan önce üniversitede okuyan kızına ayıracak, ardından lisede okuyanına ve diğerine harçlıklarını verecek, kalan parayla da dükkanının kirasını verip evini geçindirecek. Hele ki evi kendisinin kira vermiyor ama nereden bakarsanız bakın evinin de aylık iki bin liranın üzerinde gideri var, şimdi dükkanını kapattı, çocukları da okula gitmiyorlar, onların harçlıklarından yırttı, peki dükkanın kirası, mutfağın masrafı, elektrik, su, telefon gibi zaruri giderlerini nereden  karşılayacak.

Alışveriş merkezleri kapandı, orada kira ödeyenler biz kira ödemiyoruz deme gibi lüksleri yok, kiralarını ödemek zorundalar, hadi diyelim ki personellerine ücretsiz izin verdiler veya devletin yarım gün çalışma teşvikinden istifade ettiler, peki diğer giderlerini nasıl karşılayacaklar. Sanayide yüklü miktarda işçi çalıştıran iş vereninden sanayicisine kadar herkes bu işin ekonomik boyutunu düşünmekte. Devlet destek verecek de nereye kadar verebilecek ülkenin ekonomik durumu da ortada. Sizin anlayacağınız önümüzdeki günlerde en büyük korona, ekonomik korona olacağını da unutmamak lazım, peki başka ne yapılabilir derseniz elbette yapılacak her şeyi devlet yapıyor ama iş öyle çok kolay atlatılacağa benzemiyor.
 
Gelelim olayın eğitim boyutuna bu ülkede yaklaşık otuz, otuz beş yıldan beri uzaktan eğitim yapılmakta, bu işi ilk olarak Eskişehir Üniversitesi başlattı. Benim de Üniversite diplomam oradandır. Ancak uzaktan eğitimin ne kadar başarılı olduğu konusuna gelince bu konuda şunu açık ve net söylemek isterim ki uzaktan eğitimle bu güne kadar kimse yeterince eğitilememiştir, bunun farkına varan eğitimciler üniversitesi olan her şehirde hafta sonları ders programları hazırlayıp uzaktan eğitim alan öğrencilere eğitim vermişlerdir. Kaldı ki bu olayın üniversite boyutu birde ilköğretim ve orta öğretim boyutuna girince olay çok daha zayıf olacağı kanaatindeyim. Zaten Milli Eğitim Bakanı da öğrencileri uzaktan eğitimle ilgili sorumlu tutmayacaklarını basın açıklamasında söyledi.
 
Gelelim olayın sosyal boyutuna beni okuyanlar bu konudaki tavrımı bilirler, biz tedbirimizi alır, takdiri Allah bırakırız, bu inancımızın gereği. Ancak bu konuda toplumu çok tedirgin görmekteyim, hatta sosyal medya bu konuda öyle ileriye gitmiş ki neredeyse insanları paranoyak yapacak noktaya getirmeye çalışmaktalar. Ben bunu asla tasvip etmiyorum, benim inancım şu ki yaşanan bu ölümler zaten olacaktı ama adı korona değil de gripal enfeksiyon veya kalp, şeker, vs. olacaktı. Daha önce de değişim gibi Allah’ın insana verdiği ömür değil nefesler dahi sayılıdır, asla ne bir fazlası olur, nede bir azı olur ama bu böyle diye de tedbirsiz davranmayacağız. O konuda da Rabbimiz “Kendinizi tehlikeye atmayın” anlamında olan “Ve la tülgu bieydiküm ilettehlüke” buyurmaktadır.

Yazıma son vermeden sosyal medyada dolaşan bir başka saçmalığa da değinmek istiyorum, yok efendim şu kadar imam yetiştireceğine bir doktor yetiştirseymişiz iyimiş, yok şu kadar doktor açığı varmış da İmam fazlası varmış gibi saçma sapan paylaşımlardan da vazgeçmek lazım. Her meslek kutsaldır, imam da doktor da mühendis de hukukçuda başka meslek erbabı da bu ülkede ve dünyanın her yerinde lazımdır. Sırf iktidara kızdığımız için içimizdeki kini bu şekilde kusmak bugünün işi değil, zor günlerde hep beraber el ele kardeşçe bu sorunların üzerinden geleceğimizi unutmayalım. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
8 Yorum