• BIST 105.964
  • Altın 163,264
  • Dolar 3,9325
  • Euro 4,6364
  • Samsun 10 °C
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 12 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

ŞEHRİN ASAYİŞİ PERİŞAN

Adnan Bahadır

 

            Devlet  olmanın temel ögelerinden birisi vatandaşın can güvenliğinin teminat altına alınmış olma  mecburiyetidir. Osmanlı devleti kendi tebasında bulunan  müslim, gayrimüslim, ateist ayırımı yapmaksızın tamamının can güvenliğini temin  etmekteydi. Sadece kendi dindaşları veya vatandaşları dışındakilerden  verdiği hizmet bedelinin karşılığını vergi olarak almaktaydı. Kimseye sen şu dindensin seni korumam veya sen ateistsin senin can güvenliğin beni ilgilendirmiyor demez, tam aksine asayişi  temin etme noktasında herkese eşit davranırdı. Osmanlı Devletinin çöküş döneminin başlangıç noktası  vergileri çete reislerinin toplayıp, devlete ödemeye başladığı dönemde başlar. Çünkü çeteler vatandaşa alabildiğine zulmetmişler, vatandaştan on lira almışlarsa Devlete bir lirasını vermişler, bu da  maliyenin  giderlerine  yetmeyince Devlet  giderleri karşılayabilmek için vergileri artırmak zorunda kalmış, vergi toplama memurları çete reislerinin başlarından seçildiği için onlar vatandaşa zulmettikçe vatandaşın devlete ve Padişaha olan hırsı artarak devam etmiş, nihayetinde Devlet yıkılmıştır.

            Günümüzde durum nedir derseniz  mevcut hükümet iş başına geldiği günden itibaren çetelerle, mafya grupları ile verdiği mücadele sonucu bir çok problem hallolmuş olsa da yöneticilerin lakayt davranışları, ahbap çavuş veya menfaat ilişkileri nedeniyle bazı sorunlara neşter atılamamıştır. Şehrimizin en önemli sorunlarından birisi şüphesiz  asayiş sorunudur, zira samsun şehri denince ilk akla gelen üçüncü sayfa asayiş haberleridir. Peki  bunun önüne neden  geçilemiyor derseniz  emniyet teşkilatının önleyici hizmet denen biriminin çalışmamasıdır. Dilerseniz izah edeyim bir vatandaşı birisi tehdit etse ve vatandaş  155 polis hattını arasa alacağı cevap efendim siz kimsiniz, konu  nedir, neden aradınız, bir vukuat var mı, filan falan. Ulan Allah belanı vermesin adam seni arayıp tehdit edildiğini söylüyorsa senin işin derhal oraya polisi yönlendirmek iken vatandaşı ahret sualine tutmanın ne anlamı var? Olay yaşanıp, bazı olumsuzluklar ortaya çıktıktan sonra polis gelip olay yeri incelemesini yapıyor ve olayın faillerini  Cumhuriyet savcılığına havale ediyor. İşin cabası  karakol, adli tıp, savcılık derken mağdur olan vatandaş daha da mağdur duruma düşüyor ve savcılık önemli bir olay olmadığı  yönünde karar verip saldıranı da salıyor, mağdur olan ise boynu bükük bir vaziyette evine veya işine geri dönüyor.

            Devlet olmanın gereği bu mu? Asla değil, devlet olmanın gereği suç işlenmeden önlem alıp, vatandaşın sıkıntısını gidermektir, bu nedenledir ki  emniyet teşkilatının içerisinde önleyici  hizmetler şube  müdürlüğü kurulmuştur, bu şubenin tek bir işi var, o da suç işlemeye  meyilli kişileri tespit edip, onları caydırmak veya cezalandırmaktır. Peki şu ana kadar böyle bir hizmet göreniniz oldu mu? Şayet oldu ise  Allah rızası için söylesin de biz de bilelim. Çok enteresan bir olayı sizlere nakletmek istiyorum, bundan bir kaç hafta önce kamu  kurumunda üst düzey yöneticilik yapan bir arkadaşımı akşam aradım, telefona baktığında nefes, nefese zor konuşuyordu, merak ettim acaba bir yere yetişmeye mi çalışıyor diye, bana ağabey sen şimdi telefonu kapat ben bir operasyon yapıyorum bitirince ararım seni deyip telefonu kapattı. Aradan bir kaç saat geçtikten sonra arayıp olayı anlattı. Oturduğu  mahallede köşe başlarında türeyen çete bozuntuları ağabeyinin evine gidip, ona gider yapmışlar. Gider yapmak nedir derseniz çete bozuntularının literatüründe gider yapmak muhatapları tehdit edip, korkutmaktır. Bizim bürokrat arkadaş bu tür tehditlere papuç bırakacak birisi olmadığından takmış beline ruhsatlı silahını, almış eline kesici aletleri ağabeyleri ile beraber  düşmüşler sokaklara, ora senin, bura benim derken  çete bozuntularını aramaya başlayınca liderlerini bulup, ona  gereken her şeyi söyleyip, bir daha bu tür bir olayın yaşanması halinde asla taviz vermeyeceklerini, muhatapları kim olursa olsun gereğini yapacaklarını söyleyip evlerine dönmüşler.  Emniyet müdürlüğü makamında oturan arkadaşa sormak istediğim bir kaç soru var; Siz  varken bu arkadaş böyle riskli bir davranışı yapma gereği neden duydu? Sizin işiniz sadece suçluları savcılığa teslim etmek midir, yoksa suçluları bulup, suç işlemelerini önlemek gibi bir göreviniz yok mu? Şehrin her tarafı balicilerle, esrar, eroin içenlerle dolu olmasına rağmen bunlarla ilgili aldığınız önlem var mı? Var ise bizde bilelim. Hastanebaşı, Zeytinlik, Cezaevi, Gaziosmanpaşa mahallelerinde köşe başlarında suç makinası haline gelmiş insanlarla ilgili önleminiz nedir? Yoksa  sizin işiniz makamda oturup, suç işleyenleri  ilgili makama iletmekten öteye geçmiyor mu?

            Bugün şehrimizin asayiş sorununu ele aldık, önümüzdeki günlerde trafik, otopark, uyuşturucu, çete, mafya, torpilli  işletmelerin ayrıcalıklı durumlarını ele alacağız. Görevini yapan polis memurunu cezalandıracağını açıklamak mı  yöneticilik, yoksa bu olumsuzlukları çözmek mi   hep beraber göreceğiz. Kalın sağlıcakla

  • Yorumlar 12
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim