MÜDÜR BEY, BU İDDİA DOĞRU MU?

                                              MÜDÜR BEY, BU İDDİA DOĞRU MU?

 

       Üzülerek ifade etmek gerekirse ülkemiz hâlâ daha Bürokratik komünizmle yönetildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Neden böyle söylediğime gelince AK Parti iktidar olduğunda öncelikli konularından birisinin de bürokrasideki hantallığı ortadan kaldırmak veya asgariye indirmekti. İlk yıllarda biraz bu yönde hareketlenmeler oldu, bürokratlar korkudan vatandaşla iyi geçinmek için çaba gösterdiler ama  daha sonra AK Parti’li bazı yalamaların olur olmaz istekleri sonucu, Bürokratlar havalara uçma durumu ile karşı karşıya kaldılar. Siz bürokrattan olur olmaz iş isterseniz, bürokrat ya direnir ya da bir iki istediğinizi yerine getirir ardından sizi ciddiye almaz bir duruma gelir. Son zamanlarda olay öyle bir noktaya geldi ki bürokratların bir kısmı siyasetçilerin ardında dolaşıp onlardan aldıkları güç ile vatandaşa zulmetme meyline girdiler. Bir kısmı iktidar partisinden Milletvekili aday adayı olup kendisini ispatladığını düşünerek kimseyi ciddiye almaz oldu, bir kısmı ise tamamen işi boşverip nasıl olsa bu iktidar döneminde atandım kimse bana bir şey yapamaz, havasına girip vatandaşa zulmeder hale geldi.

           Biz basın mensubu olmamıza rağmen Kamu da bazı sıkıntıları yaşıyor isek vay geldi bu vatandaşın başına. Bir bürokrat geliyor diyor ki şu şöyle olmalı, diğeri gelip tam tersini söylüyor. Bu insanlar ellerindeki yetkiyi babalarından kalma mirasları sandıkları için vatandaşın lehine kullanmamak için ellerinden geleni geriye bırakmıyorlar. Sanki bir imza atınca herşeyleri ellerinden gidecek veya karşılarındaki insanlara bük bir nimet bağışlamışlar gibi davrananlar yok mu insanı çileden çıkarıyorlar? Bu dediğim tüm Kamu kurumlarında geçerli. Bazı Kamu kurumlarında bayanlar el işi örüyor, kimi de Devletin kendisine tahsisi ettiği ve millete hizmet için oturduğu masada çocuklarının ödevlerini çözüyor, kimisi ise bilgisayar kullanmaktan aciz ne yapacağını şaşırmış durumda. Bu konularda çok detaylı bir yazı yazacağım ama şimdi konumuz bu olmadığından asıl konumuza girmek istiyorum.

       İl Milli Eğitim Müdürü Aytekin Beyi oldum olası sevmedim. Neden sevmedin derseniz,  adam gelir gelmez siyasetçilerin toplantılarına katılmaktan başlayıp belli bir cemaatle ilişkilerini devam ettirmesi hoşuma gitmedi. Ayrıca benim hoşuma gidip gitmemesi hiç önemli değil, keşke işini güzel yapsa da beni hiç sevmese. Ama Milli Eğitim’de işlerin hiç iyi gitmediği açıkça ortada. Gerek Üniversiteleri kazanan öğrencilerin Türkiye ortalamasındaki yeri, gerek okullardaki sıkıntılar, gerekse yapılan atamalardaki akraba, eş dost gözetilmesi konuları hiç hoş değil. Müdür Bey’le ilgili gelen son bilgi ise daha da farklı. Nedir bu bilgi derseniz, malumunuz 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda Devlet Memurlarının başka kurumlarda çalışması yasak. Ancak yüksek lisans, doktora, v.s. gibi durumlar müstesna. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda bir genelge yayınlamış, genelgede bu dediğim hususlar da açıkça belirtilmiş. Aldığım duyumlara göre Sayın Müdür, mesai saatleri dahilinde OMÜ Eğitim Fakültesi’nde derslere girip ders veriyormuş. Bu konu şayet doğru ise bu yapılan fevkalade yanlış bir şey. Neden yanlış derseniz, öncelikle Bakanlıktan özel bir  izin alması gerekirdi. Bunu alıp almadığını bilmiyoruz ama aldığını sanmıyorum. Şayet almış ise bize bildirirse gereğini yaparız.

    İkinci ve daha önemli bir husus; Samsun gibi Büyük bir şehrin Milli Eğitim Müdürlüğü’nü yapan bir kişinin öncelikli görevi, Eğitim Camiasının sorunlarını çözmektir. Bildiğim kadarı ile Samsun Milli Eğitim Müdürlüğü’nün öğretmen sayısı onbeş bin civarında, öğrenciye gelince yaklaşık olarak 247 bin civarındadır. Sayın müdür bu kadar büyük bir camiaya amirlik yapmakta. Demek ki bu camianın sorunları bitmiş de Eğitim Fakültesi’nde ders veriyor. Bildiğim kadarı ile OMÜ’nün Öğretim elemanı ihtiyacı yok. Şayet olsaydı üç aşağı beş yukarı bilirdik onu. OMÜ’nün binlerce öğretim elemanı varken ve bunların büyük bir bölümünün Doçent ve Profesör olduğunu göz önüne aldığımızda, İl Milli Eğitim Müdürü’nün Eğitim Fakültesi’nde ders vermesini gerektiren nasıl bir durum var, onu da merak ettim. Kaldı ki Hükümet Üniversitelere kadro vermekte hiç de cimri davranmıyor. OMÜ’nün elindeki hocalar haftada kaç saat derse giriyorlar ki zamanları yetmiyor da Müdür Beye ihtiyaç duyuluyor. Yok ihtiyaç duyulmaksızın sadece Müdür Beyin gönlü olsun diye ders verdiriliyor ise ona da bir şey diyemem. Kaldı ki Milli Eğitim Camiasının sıkıntıları zaten had safhada, bir şey yapılacaksa eğer o sorunlar çözülmeli. Geçenlerde Milli Eğitim’den bir dostum ziyaretime geldi. ‘Boşver bu müdürle uğraşma, en azından etliye sütlüye karışmıyor, iş yapmasa da bu yeter’ deyince anladım ki benim düşüncelerim çok doğru ve yerinde. Zira bir memur, amiri için ‘etliye sütlüye karışmıyor’ diyor ise anlayın ki o adam bir şey yapmıyor. Sözlerime son verirken, Sayın Müdür’den açıklama beklediğimi beyan etmek isterim. Zira Müdür Bey cevap verirse aynen sizlerle paylaşacağımı da bildirmek isterim. Hoşça kalınız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
10 Yorum
Adnan Bahadır Arşivi
SON YAZILAR