• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Samsun -2 °C
  • Ankara -3 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Samsun'un ve Samsunspor'un 28 yıllık acısı
  • 20 OCAK ATKILARI SATIŞA SUNULDU
  • Samsunspor'da gözler, Demirspor maçına çevrildi
  • Samsun'un ve Samsunspor'un 28 yıllık acısı
  • 20 OCAK ATKILARI SATIŞA SUNULDU
  • Samsunspor'da gözler, Demirspor maçına çevrildi

KUYİSMAYA GEREK YOK

Adnan Bahadır

Ahır zaman alametlerinden birisi de suç işleyenlerin suçlarını kabul etmelerine rağmen kendi suçlarını kabul etmeyip onu söyleyeni suçlamalarıdır. Bundan yaklaşık otuz üç yıl önce İmamlık görevine başladığımda, zaman zaman İmam arkadaşlarla bir araya gelip istişare ederdik. Toplantılardan birinde imam arkadaşlar kendi aralarında sohbet ederken, Trabzon’dan Rize’ ye kadın getirip onlarla birlikte olduklarını, hatta kadınların tanınmaması için onlara çarşaf giydirdiklerini söylediklerinde onlara 'Allah belanızı vermesin. Siz hiç, Allah'tan korkmaz, kuldan utanmaz mısınız? Böyle bir ahlaksızlığı yapıp, ondan sonra da nasıl insanların önlerine geçip namaz kıldırıyorsunuz' dediğimde benden kötüsü olmamıştı. Adamlar yaptıklarını öyle kanıksamızşlardı ki ben onları eleştirdiğimde adeta vatan haini ilan edecek kadar ileri gitmişlerdi.
Bu hatıramı anlatma nedenim, son zamanlarda yaptığımız bazı haberlerle ve yazdığım köşe yazıları ile ilgili bazı insanların bir araya toplanıp yaptıkları hataları konuştuklarında, suçlu olarak kendilerini değil de, haberleri kimin bize sızdırdığını ve bizim neden yazdığımızı sorgulamalarıdır. İnsan biraz Allah'tan korkar, biraz da kuldan utanır. Bunca ahlaksızlığı yapıp, ardından da 'Vay efendim bu haberleri kimler gazetecilere servis ettiler, gazeteciler neden bunları yazdılar' diye feveran etmeleri kıyamet alameti değil de nedir? Kimileri insanları dolandırıp perişan etmişler, onlara neden bunu yaptınız diye soranlara, bu bizim özel konumuz sizi ilgilendirmez diyorlarmış. Kimisi yöneticilik yaptıkları kurumlardaki yanlış yaptıkları atamalarla ilgili ve paralelcilerle ilgili yaptıklarını yazınca, yaptıklarını kimlerin bizlere servis ettiklerini sorguluyorlarmış, kimisi de bizi sorgulayıp, 'Bu gazeteciler var ya, onlara verin on lira, yirmi lira istediğiniz haberi yaptırın, diyecek kadar şerefsizleşiyorlarmış.
Bizi tanıyan bilir ki, biz Allah'tan başka hiç ama hiç kimseden korkmaz, muhataplarımız kimler olursa olsunlar yaptıkları hataları aynen toplumla paylaşmaktan geri kalmayız. İşin garip tarafı bizi hiç tanımadıkları halde bizi çok iyi tanıyorlarmış gibi konuşmalar yapıp 'biz o gazeteciyi tanırız şöyle adamdır böyle adamdır' diyenler azıcık adam veya azıcık delikanlı iseler, çıksınlar da biz de onlara adam diyelim. Elimde o kadar enteresan belgeler var ki anlatamam. O belgeleri neden yayınlamıyorsun derseniz, bazı arkadaşlar 'O belgeleri yayınlarsan, kimse bizi daha ciddiye almaz, insan yerine koymaz, bütün ağırlığımız gider. Ne olur o belgeleri yayınlama' dedikleri için belgeleri yayınlamadım. Yoksa kimlerin evlerine manitalarını getirdikleri için eşleri tarafından evlerinden kovulduklarından tutun da, kimlerin insanların güvenlerini suistimal ederek onlardan aldıkları paraların üzerine yattıklarına varıncaya dek, hatta hangi Milletvekilinin kimlerin hesaplarına para yatırdığı halde o parayı kimlere vermeleri gerektiği halde vermeyip ceplerine indirdiğine varıncaya dek her şeyi çok iyi bildiğimi unutmasınlar.
Bir de, şiracının şahidi bozacı misali, hiç tanımadığım bazı insanların benimle ilgili 'onu çok iyi tanıyorum' şeklindeki ifadelerini onların ağızlarına değil münasip yerlerine sokacağımdan da kimsenin şüphesi olmasın! Herkes adam gibi ne yapmış ise söylesin. Yoksa, biz buradayız haberleri olsun. Biz kimseye düşman olmadığımız gibi yalınayaklardan beklenti içerisinde olacak kadar da şerefsiz değiliz. Asla ve kat'a muhatap olmadığımız ve olmayacağımız insanlar bazı şeyleri konuşurlarken çok ama çok dikkatli olsunlar, yoksa ne yapacağımı bilen bilir. Biz bu şehirde olup biten her şeyi tüm ayrıntısına varıncaya dek bilmeseydik, inanın bu şehirde yaşayamazdık. Kimin eli kimin cebinde. Kim kimin karısıyla dost hayatı yaşıyor, hangi siyasetçilerin eşleri Genel Merkez yöneticileri ile dost hayatı yaşadıkları için, eşlerinin siyasette önü açılıyor, bunu çok iyi biliyoruz ama konuşmuyoruz.
Sadece bunları mı biliyorsunuz derseniz, elbette ki hayır! Hangi Vekillerin kardeşlerine hangi Belediye Başkanları Yazlık ev yaptılar, hatta yazlığı yapan Müteahhit firmanın o Belediyenin işini alması karşılığında yazlığı yaptığını tüm detayları ile bildiğimizi de unutmasınlar. Bu insanlara; sokağa çıkıp adam gibi pantolon giyip, kendilerini adam yerine koymalarına üzülmüyorum da onu bilen bazı zevatın o insanların arkalarına takılıp onlarla bazı işler çevirmelerine ve bazı belediyelerin de o işlerin önlerini açmalarına akıl erdiremiyorum.
Sizin anlayacağınız şehirde kimin eli, kimin cebinde belli değil. Siyasetçisinden akademisyenine, sivil toplum örgütlerinden, gazetecisine varıncaya dek bir çok insan alavere dalavere peşinde ama siz bunu, azıcık kıyısından kenarından yazınca öyle bir kuyisma ( bağrışma) çıkıyor ki anlatamam. Kuyismayı çıkaran arkadaşlara tavsiyem, biz kuyismalardan korksaydık, geçmişte yaptıklarımızı yapmazdık. Kişinin lafzına bakılmaz, yaptığı icraatlara bakılır. Arkadaşlar geçmişteki icraatlarımızı birazcık araştırsınlar da ondan sonra konuşsunlar diyerek sözlerime son veriyorum. Kalın sağlıcakla.

  • Yorumlar 9
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim