1. YAZARLAR

  2. Adnan Bahadır

  3. DÜĞÜN SELAM VE MAĞDURİYET
Adnan Bahadır

Adnan Bahadır

DÜĞÜN SELAM VE MAĞDURİYET

A+A-

Bugün üç konuya değinmek istiyorum. Bunlardan ilki örnek bir düğün, ikincisi selam konusu, üçüncüsü ise bir mağduriyet olacak.  Eskiden gelen tüm düğün davetlerine katılmaya çalışırdım. Tanıdık, bildik ne kadar insan varsa hepsinin yakınlarının cenazesine katılırdım. Ne zamanki başıma sıkıntılar geldi, insanların gerçek yüzünü gördüm ondan sonra cenazeme katılanın cenazesine katıldım, düğünüme gelenin düğününe gittim ve düğünüme gelmese de sevdiğim insanların düğünlerine çiçek göndermeye başladım. Önceki gün öğretmenevi müdürü Recep Aktaş’ın oğlunun düğününe katıldım ve çok mutlu oldum. Neden mutlu oldun derseniz; Recep Aktaş konuşurken İslam adına mangalda kül bırakmayıp davadan dem vuran biri değil. Kendi halinde İslam’ı yaşamaya çalışan bir insan ama yaptığı düğün her müslümanın örnek alması gereken müslümana yakışan bir düğündü. Nikâhı Atakum ilçe müftüsü kıydı, öğrendiğim kadarı ile şu ana kadar Atakum Müftülüğüne nikâh için müracaat eden ikinci kişi Recep Hoca olmuş, çok enteresan bir durum değil mi? Nikâh şahitliklerini Mustafa Demir Başkanla eski Atakum Kaymakamı yaptı. Gelin hanım müslümana yakışır bir biçimde tesettürlü gelinlik giymekte. Bu çiftin neslinden ne ateist olur ne deist olur ne de deyyus olur. Başkalarına kızıp niye şöyle oldular böyle oldular yok. Deistler niye arttı diyenler bunu düşünüp örnek alsınlar. Başkalarını eleştirmek her kişinin işi ama adam gibi çocuklarımıza sahip çıkmak er kişinin işi. Recep Aktaş kardeşimizi ve mutlu çifti canı gönülden tebrik ediyor, vatanımıza milletimize hayırlı nesiller kazandırmalarını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Bu kısım düğün kısmıydı, gelelim selam kısmına.

Allah Resülü bir Hadisi Şeriflerinde “Efşüsselame beyneküm” yani, ‘Selamı aranızda yayın.’ buyurmaktadır. Selam, insanlara sağlık, esenlik ve selamet dilemektir, bir anlamda duadır. Duadan nasibi olmayan insanların duaya karşı olmaları da normaldir. Ancak Diyanet İşleri Başkanı ülkemizin dini hizmetlerini yürüten tek otorite olan Diyanet İşlerinin başkanıdır. Görevi de dini emirleri yaymak, toplumu bu yönde aydınlatmak ve din görevlilerini yönetmektir. Adamın asli görevini yapmasından rahatsızlık duyup selama karşı olanlara ESSAMÜ ALEYKÜM der geçeriz. Nedir bu ESSAMÜ ALEYKÜM derseniz; efendimiz yahudilerin yanından geçerken yahudiler kendisine Allah’ın taşı üzerine olsun anlamında olan ESSAMÜ ALEYKÜM bedduasını yaparlar ama bunu efendimizin anlamayacağını zannedip lafı yuvarlatarak söylerler. Bunun üzerine efendimiz “VE ALEYKÜM ESSAM” yani Allah’ın taşları sizin de üzerinizde olsun buyurarak onlara yaptıkların iade eden ifadeyle mukabelede bulunmuştur. Bizlerde selamı reddedenlere VE ALEYKÜM ESSAM diyerek bu konuyu da geçmek istiyorum.

Gelelim üçüncü konumuza. Belki konular çok oldu ama manşet haberimizdeki konuya da değinmeden edemeyeceğim. Malumunuz 2010 veya 2011 yılında belediyelerdeki fazla personel başka kurumlara gönderilmişti. Gönderilen personelin tamamı işçi statüsünde gönderildi. Bunların eğitim durumlarına, kariyerlerine bakılmaksızın değişik kamu kurumlarında istihdamları sağlandı. Bu personelin büyük bir kısmı kamu kurumlarında memurların yaptığı işleri yaptılar. Neredeyse hiçbiri işçinin yapması gereken müstahdemlik, park bahçe işçiliği veya temizlik personeli olarak görevlendirilmedi. Ancak bu yıl enteresan bir durumla karşı karşıya gelindi. Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü 07/09/2021 tarih ve 31174101 saylı yazı ile bu tür personellerin okullarda temizlik görevlisi olarak görevlendirilmeleri yönünde talimat vermiş. Bu durum yasal olarak mümkün olmakla birlikte akla mantığa ve hayatın normal akışına ters bir durum. Bu insanlar şimdiye kadar masa başında devlet memurunun yaptığı işi yapmış, kimi veri işletmeni olmuş, kimi bilgisayar uzmanı olmuş, kimi yazı işlerinde istihdam edilmiş, kimisi de farklı masa başı işlerde çalıştırılmış. On yıl bu işleri yapan bir insana sen şimdi git bir okulda temizlik yap denilmekte. Allah aşkına bu insanların yerine kendinizi koyun, bakın bakalım ne yaparsınız. Bu insanların sosyal hayatta dostları var, çoluk çocukları var, bir de sağlık sorunları olanları var. Pek çoğu yaşı ellinin üzerine gelmiş insanlar, hayatları boyunca temizlik yapmamışlar, şimdi gidip temizlik yapacaklar, olacak iş mi yani?
 
Zamanında bu insanları bu kurumlara verirken eğitim durumlarına göre görevlendirmeler yapıp ona göre de bir yasa çıkarıp ya sözleşmeli memur veya imza yetkili özel memur statüsüne getirilmeleri gerekirdi. Hadi o yapılmadı şimdi bu insanların eğitim düzeylerine bakılmaksızın temizlik personeli olarak görevlendirilmeleri fevkalade yanlış bir durum. Umarım yetkililer konuya bir çözüm bulurlar yoksa bu insanlar çok zor durumdalar. Emeklilikleri gelmiş olsa da yaşa takılmış durumdalar ayrılamıyorlar. Vali Bey’in veya Milli Eğitim Müdürünün konuya el atması umuduyla yazıma son veriyorum. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum