• BIST 89.466
  • Altın 146,241
  • Dolar 3,6463
  • Euro 3,9145
  • Samsun 13 °C
  • Ankara 19 °C
  • İstanbul 21 °C
  • KAVAK DERNEKLER FEDERASYONUNDAN SAMSUNSPOR'A TAM DESTEK
  • HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR
  • BİLET FİYATLARI BELLİ OLDU
  • KAVAK DERNEKLER FEDERASYONUNDAN SAMSUNSPOR'A TAM DESTEK
  • HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR
  • BİLET FİYATLARI BELLİ OLDU

ALLAH ADAMIN CEZASINI...

Adnan Bahadır

ALLAH ADAMIN CEZASINI BÖYLE VERİR

Kabahat samur kürk olsa kimse sırtına almaz diye bir Atasözümüz var söyleyen ne kadar güzel söylemiş. Samur kürk insanların reddetmesinin mümkün olmayacağı bir giysi olduğu için kabahati samur kürke çevirseniz yine de kimse giymez anlamına gelen bu Atasözü'nün yaşanan birçok olaydan çıkarılan derslerden sonra söylendiği ortada. Bu Atasözü'ne benzer çok Atasözlerimiz var, kimse ayranım kara demez, her şeyin çaresi vardır ama bahanenin çaresi yoktur gibi Atasözlerinde de anlatılmak istenen hata yapanların yaptıkları hatayı kabul etmeyip, kendilerini haklı çıkarmak için her türlü çareye başvurduklarıdır.

            Dün Haber Gazetesi'nde manşetten verilen haberde Adem Güney'in listeye girememesinin sorumlusu olarak  İl  Başkanı  Osman Çetinkaya'yı suçlaması yukarıda bahsettiğimiz Atasözlerinin ta kendisidir. Peygamber efendimiz başınıza bir sıkıntı geldiğinde kalbinizi yoklayın buyurmaktadır, Yüce Rabbimiz Kuranı Kerim'de “başınıza bir sıkıntı geldiğinde nefsinizden, bir iyilik geldiğinde Allah'tan bilin” buyurmaktadır. Öncelikle şunu belirtmekte yarar var biraz inancı olan bir insanın listeye girmemesi konusunda  başkalarını suçlaması kadar abes bir şey düşünemiyorum. Kaldı ki  AK Parti listelerinde kendilerine yer bulamayan arkadaşlarımız kabahati  başkalarında aramak yerine  azıcık geriye dönüp yaptıklarına baksalar asıl suçlu olanın kendileri olduğunu rahat göreceklerdir.

            Durumdan vazife çıkarmak gibi bir ahlakım yoktur, sadece yaptıklarımı ve yaşadıklarımı anlatmaya çalışırım, gerek gördüğüm yerde yanlışlığa bizzat müdahale ederim. Bundan üç yıl önce Ak Parti Grup Başk. Vekili olduğum dönemde grup toplantısına giderken uğradığım alçakça saldırı sonucu ortaya çıkan sıkıntılı durumu hepiniz çok iyi bilmektesiniz, sadece sizler değil, ülke genelinde yapılan yayınlar sonucu herkes bilmektedir. Bu olayla ilgili dönemin Merkez İlçe Başkanı, İl Başkanı, İl Başkan Yardımcıları ne yapmış azıcık hatırlamakta yarar var.

            Merkez İlçe Teşkilatı bir toplantı yapıp, benim disipline verilip, verilmememi tartıştı. Adamlara bir bakar mısınız saldırıya uğrayan ben, mağdur olan ben, disipline verilip, verilmeyeceği konuşulan ben. Ben ki görev yaptığım dönem zarfında Merkez İlçe, il ve diğer teşkilatlardan gelen herkesin işine koşmuş, tüm ekonomik sıkıntılarını çözmüş biri olarak azıcık ayağım kaydığında bu insanların tavrını görünce şaşırmadım. Merkez ilçe yaptığı toplantıda benim de disipline sevk edilmem üzere bir karar alıp, İl Başkanlığına gönderiyor. Bu yapılan resmen alçaklıktır, burayı geçelim. İl Başkanlığı koltuğunda oturan Ali Akyüz ile yaptığım görüşmede bana söylediği aynen şu oldu; Ağabey sen merak etme ben gereğini yapacağım, burada senin bir suçun yok, senin üzerine kasıtlı geliniyor.

            İl yönetiminde yapılan oylama sonunda disipline sevk edilmemem yönünde bir karar çıktı. Ancak bu oylama ile ilgili yaptığım kulisi bir Allah bilir, bir de İsa Akman, sağ olsun o da çok mücadele etti. Nihayet il yönetiminde iki oy farkı ile disipline gitmem engellendi. Bu toplantı yapıldığı zaman kendisi yurt dışına çıkan Adem Güney oylamanın aleyhimde çıkması için Ali Talak'ı görevlendiriyor, Ali Talak bizzat kendi bürosunda bu işi organize ediyor ama sonuç alamıyor. Oylama benim lehime çıkınca Adem Güney, Uğur Hacıkerimoğlu, İbyahim Demirci hemen organize olup, yeniden oylama yapılması için organizasyona giriyorlar. Bir sonraki hafta Hüseyin Kadri Kazancı imzasıyla yeni bir önerge verip, yeniden disipline verilmem yönünde karar alıyorlar. Disipline sevk edilince Av. Hüseyin Cerrahoğlu'nu muhakkik tayin ediyorlar ve Hüseyin Cerrahoğlu onların korkusundan partiden iki ay geçici süre ile ihraç edilmemi isteyen bir rapor hazırlıyor.

            Bu süreçte hem Adem Güney ile hem de Ali Akyüz'le görüşüp onlara dedim ki; Bakın arkadaşlar bu yaptığınız aslanı kediye boğdurmaktır, bu oylamada şayet geçici de olsa ihraç edilmem yönünde bir  karar çıkarsa sizinle kozları paylaşırım. Her ikisi de sen merak etme biz gereğini yaparız,  senin dediğin gibi bir olayın olması söz konusu değil demiş olmalarına hatta bu konuda Ali Akyüz'ün bizzat oğluma verdiği söze rağmen partiden iki aylık ihraç kararı çıkması her ikisinin de gerçek yüzünü görmeme yetti de arttı bile. İşin enteresan tarafı bu oylamalar yapılırken Fuat Köktaş'ın da karşımda mücadele etmiş olmasıydı, sizin anlayacağınız düşmanımın düşmanı dostumdur ilkesinden hareket eden Fuat Köktaş'ın da ezeli düşmanları ile beraber hareket etmesi ne kadar ilkeli olduğunun delilidir. Peki bunda delilin nedir dersen 1991 seçimlerinde RP, MHP(O Zaman MÇP idi) ittifakında Trabzon'dan aday olan Kemalettin Göktaş'ın  seçiminde bizzat gidip 15 gün çalışmama ve her geldiğinde bende misafir kalmasına rağmen bana verilen uzaklaştırma cezasına yaptığım itirazı değerlendiren Genel Merkez Disiplin Kurulu'nda bulunan Kemalettin Göktaş'ın da imza atmış olması bunun delili değil de nedir. O Kemalettin ki bugün listelerin kıyısında köşesinde yok, Allah adamın cezasını böyle verir. Bu süreçten sonraki önemli konulara önümüzdeki yazıda devam etmek üzere kalın sağlıcakla

  • Yorumlar 15
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim