Semiha Sandıkçı

Semiha Sandıkçı

Vahşi Batı

Üstad Sezai Karakoç diyor ki:
“Geldik, çağı gördük ve ürperdik.”

Rahmetli yaşasaydı, şu günlerde konuşulan ve ortaya çıkan “Epstein” rezaletini görseydi ne derdi?

Ben bu söz karşısında, “Sen daha ne gördün ki üstadım?” diyorum. Bu dünyada bazı insan kılığına girmiş öyle şeytanlar var ki; masum olanı, temiz olanı, güzel olanı hiçbir şeyi bırakmıyorlar.

En masum olanı, en temiz olan çocukları kirlettiler; onlara aklın alamayacağı pislikleri, işkenceleri yaptılar. Yetmedi, kanlarını içtiler; hatta kesip etlerini yediler.

Binlerce çocuğu dört bir yandan kaçırdılar, bir anda yeryüzünden sildiler. Oysa çocuklar bu dünyada gülmeli… Oyunlar oynamalı, elleri kalem tutmalı, güvenle uykuya dalmalı, umutla hayaller kurmalı. Dünyanın yaşanabilir olması için çocuklar mutlu olmalı. Çünkü gerçek mutluluk ancak onların gözlerinin içinde görülebilir.

2022’de “Yetim Kalan Çocuklar” diye; savaşlarda, afetlerde kaybolan, kaçırılan çocukları yazmıştım. Şimdi bu olaylardan sonra ülkemizde “99 Depremi”nde de kaybolan 670 çocuğun akıbeti gündeme geldi. Onların içinde de bu adaya kaçırılan çocuklar var mı?

Epstein olayında yaşanan akıl almaz olayları ve bu olaylarla adı geçenleri günlerdir izliyoruz. Dünyayı yönetenler; istihbarat örgütleri, milyarderler, siyasetçiler, sanatçılar, bilim insanları, prensler, prensesler… Dünyanın elitlerinin ve Batı’nın vahşi yüzünü gördük. Vahşi değil, kana susamış vampir olduklarını gördük.

Yıllarca bize anlatılan Batı masalları, tüm dünyaya Doğu’yu barbar, İslam coğrafyasını terörist olarak anlattı. Oysa bu masalları yazan da, o teröristleri ortaya çıkaran da onlardı.

Şimdi kanlı tarihlerine; temizlenmeyecek bir rezalet, insanlık dışı suç dosyalarını daha eklediler. Yamyamlıklarını itiraf ettiler. Hem kendilerinin çeşitli işkencelerle öldürdükleri çocukları yediklerini hem de sosislerin, hamburgerlerin içinde insanlara yedirdiklerini anlatan videolar var. Ne kadar yazıp ne kadar sildim bu yazıyı yazmak için, bilseniz…

Şimdi dünya Batı’yı, Siyonizmi; kendi kirli adalarında, karanlık mahzenlerinde, şeytani ritüelleriyle, sapık zihniyetlerini, insanlık dışı işkencelerini konuşuyor.

Bizim inancımıza, aile yapımıza ve kültürel kodlarımıza savaş açanlar; böl-parçala-yönet stratejisiyle insanlar üzerinde türlü oyunlar oynarken, “modernleşme”, “çağdaşlık”, “özgürlük” adı altında bizleri değersizleştirmeye çalışan modern dünyalarının nasıl bir karanlık içinde olduğu daha da net görünür hâle geldi.

Ama daha da acı olan, böylesi bir vahşete dünyadaki insanlardan çıkan cılız sesler. Bizim ülkemizde de dini bir vakıfta bir olay olsa, dine de tüm dindar kesime de kin kusanlar; teröristler için saçını örenler, hayvanlar için ortalığı ayağa kaldıranlar sus pus olmuşlar. Yayınlanan videolardaki çocuk çığlıkları, o kanlı görüntüler bile vicdanlarının sesini yükseltemedi.

Dünyada adaletin, hukukun, eşitliğin olmadığını; ahlâkın, etiğin, insani değerlerin, vicdanın yok edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Şimdi bu Epstein rezaletinde adı geçen bunca tanınmış isim; mesela Obama, Clinton, Trump, Bill Gates, Elon Musk gibiler bir ceza almayacak mı? Yaptıkları pislikler yanlarına mı kalacak? Üzerlerine bulaşan bu pislikle, bulundukları makamlarda durmaya devam edip itibar mı görecekler? Bu da konuşulup konuşulup, başka gündemler oluşturulup unutulup gidecek mi?

Bir yandan da bu kadar şey ortaya çıkınca insan düşünmeden edemiyor.
Acaba bu pisliğin arkasında daha başka, daha büyük işler mi var?

Bu kadar bilim insanı, fizikçisi, genetikçisi, teknoloji devleri bu adada başka işlerin de peşinde miydi?
O çocuklar, kadınlar birer denek miydi?

Bu ada fuhuş ve işkence adasıydı; bunlar oluyordu, açık. Buraya gelenler hasta ruhlu kişilerdi, tamam. Peki bu Epstein denen kişi; Harvard gibi okullara, Evrimsel Dinamik Programı gibi kuruluşlara, uyku laboratuvarına, müzik laboratuvarına, insan geni ve zihni üzerinde yapılan çalışmalara, süper zekâ çalışmalarına, yani yapay zekânın insan beyniyle birleşmesi gibi projelere neden milyonlar bağışladı?

İnsan dehşete kapılıyor. “Bu kadarı şeytanın bile aklına gelmez” diyor.

Ama bu şeytana tapan güruhun, bu dünyayı ve insanları oyuncak sanan hasta zihniyetlerin şeytani planları bitmiyor.

Epstein denen kişinin, karanlık planlar prensi Bill Gates ile pandemiyi 2017 yılında planladıkları ortaya çıktı. Bu “parti” denilen rezaletleri düzenleyip, oraya gelenlerin görüntüsünü alıp şantaj yapan biri; tamam, bunlarla onlara istediklerini yaptırıyordu. Peki neden bir pandemi planının ve bunca genetik ve bilimsel çalışmanın planının içinde?

Bu bilim çevresiyle olan yazışmaları bu soruları da akla getiriyor. Ayrıca bu kadar açık bir şekilde tüm maillerin, onca resim ve görüntülerin dünyaya servis edilmesi, isimlerin ifşa edilmesi de düşündürücü. Bu kadar güçlü ve geniş bir ağ buna nasıl izin verdi? Asıl saklamak istedikleri daha büyük bir şey mi var?

“Daha büyük ne olabilir?” demeyin; bunların aklı akıl alır gibi değil.

Sözü edilen transhümanizm planlarının çalışmaları mı yapılıyor? Üstün ırk projesi mi? Doğal olmayan yollardan insan üretimi mi yapıyorlar? Bir yandan filmlerle, müzikle, uyuşturucuyla insanları uyuşturup, aile yapılarını bozarak, sahte gündemlerle bizleri oyalarken; onlar başka projelerin peşinde mi?

Putin’in dediği gibi:
“Batı, aile kurumunu ve kültürel kimliği yok ederek sapkınlığı norm hâline getirmeye çalışıyor.”

Onlar insanları sorgulamayan, düşünmeyen, itaat eden varlıklar hâline dönüştürüp zihinleri istedikleri gibi yönetmek istiyorlar. Oluşturmak istedikleri üstün ırka, sorun çıkarmayan, itaat eden hizmetkârlar hâline getirme planları yapıyorlar.

Acaba George Orwell’in “1984” kitabındaki, Aldous Huxley’in “Cesur Yeni Dünya” kitabındaki ütopyaları gerçekleştirmeye mi çalışıyorlar?

Buna da “komplo teorisi” diyenlere;
Aldous Huxley’in abisi Julian Huxley’in doğal seçilim kuramına inanan Darvincilerden olduğu, Radikal Öjeni (ırk temizliği) Derneği’nin ve UNESCO’nun kurucu üyelerinden olduğu bilgisini not düşeyim. Ayrıca UNESCO’nun da perde arkası pek aydınlık değilmiş.

Ben şunu anladım: Artık gördüğümüz, bildiğimiz hiçbir şey; gördüğümüz ve bildiğimiz gibi değil. Ve her zamankinden daha çok kalbimizi, zihnimizi, inancımızı ve değerlerimizi korumaya ihtiyacımız var. Özellikle de çocuklarımıza dikkat edelim. Onlar gelecek nesilleri çalmaya çalışıyorlar. İlgimizi, dikkatimizi onlardan ayırmayalım.

Abdülhamid Han’ın sözleriyle bitirmek istiyorum:

“Batı hiçbir vakit adil olmamıştır.
Yükselişlerinde masumların kanı vardır.
Düşüşlerine de masumların gözyaşları sebep olacaktır.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Semiha Sandıkçı Arşivi
SON YAZILAR