Semiha Sandıkçı

Semiha Sandıkçı

KENDİ VARLIĞINI OLUŞTURMA CESARETİ

İnsan bu hayata geldiğinde kendine ait bir isim alır ama kendine ait bir hayat alamaz. O aldığı isim bile aslında başkalarının uygun gördüğüdür. İnsan, daha ilk nefesinden itibaren bir bağın, bir ilişkinin, bir tanımın içine doğar. Birinin kızı, birinin oğlu... Henüz kendini tanımadan bir yere ait olmanın ağırlığını taşımaya başlar omuzlarında.

Zaman geçtikçe bu kimlikler çoğalır. Kardeş olur, arkadaş olur, öğrenci olur. Her yeni rol, insana nasıl davranması gerektiğini öğretir ama kim olduğunu, kim olmak istediğini sormaz. Çünkü toplum, bireyden önce düzeni önemser. Düzenin devam etmesi için herkesin bir rolü olmalıdır.

Sonra yetişkinlik gelir. Bu sefer roller daha da derinleşir. İnsan birinin eşi olur, çocuğunun ebeveyni olur, bir işin çalışanı olur. Hayat ilerledikçe insanın kimliği genişler gibi görünür ama çoğu zaman parçalara ayrılır. Çünkü her rol ondan bir parça ister.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu sormaya başlar: "Ben bütün bunların neresindeyim?" İşte bu soru, insanın kendine attığı ilk adımdır. Bu genelde kırk, elli yaşlar civarında olur. Üzerine giydiği her rol onu yormaya başladığında ya da onun hayatındaki yerini tamamladığında başlar sorgulamaya. Eğer farkındalığı yüksekse daha erken de bu anlam arayışına girebilir.

Kendi varlığını oluşturmak, sanıldığı gibi kolay bir yolculuk değildir. İnsan sadece "kendi" olmaya karar verdiğinde bile aslında yıllardır taşıdığı beklentilere karşı çıkmış olur. Ailesinin, toplumun, çevresinin ve bazen de kendi korkularının karşısına dikilir.

Bu yüzden "kendi olmak" cesaret ister. Sevilmeme ihtimalini, yanlış anlaşılmayı, bazen de yalnız kalmayı göze almayı gerektirebilir. Ama insan, tüm bunlara rağmen kendi sesini dinlemeye başladığında, içinde uzun zamandır susmuş olan o gerçek benliğini duymaya başlar.

Şahsiyet dediğimiz şey tam da burada doğar. Şahsiyet, insanın rollerini reddetmesi değil, o roller içinde kendini kaybetmemesidir. Kendi zihin, duygu ve inanç dünyasında kendi kararlarını alabilmek, buna uygun yaşayabilmek ve sonuçlarının sorumluluğunu alabilmektir. Bir anne olurken kendini kaybetmemek, bir eş olurken kendinden vazgeçmemek, bir işe aitken ruhunu teslim etmemektir.

Çünkü insan ancak kendi varlığını oluşturabildiği zaman gerçekten yaşar. Aksi halde başkalarının yazdığı bir hikâyede rol almış olur. Ve belki de hayatın en büyük sorularından biri şudur:
"Ben kimim?" değil, "Ben kim olmaya cesaret ediyorum?"

Bu sorunun cevabını bulmaya cesaret ettiğinde, o ismi taşıyan bir sen değil, seni taşıyan bir ismin olacak. Herkes bir şey olabilir hayatta. Ama çok az insan "kendisi" olabilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Semiha Sandıkçı Arşivi
SON YAZILAR