MEDENİ OLMAK...

Medeniyet; çoğu insanın sandığı gibi herkese gülümsemek, herkesi idare etmek, her söze “haklısın” deyip yoluna devam etmek değildir. Medeni olmak; sahte gülüşlerin, zoraki ilişkilerin, içi boş nezaket gösterilerinin arkasına saklanmak hiç değildir. Asıl medeniyet; insanın önce kendisiyle barışık olması, duygularıyla yüzleşmesi, öfkesini de sevgisini de doğru bir yere koyabilmesidir. Bir insana karşı nefret besliyorsa; bunu tebessümle gizlemek değil, zarar vermeden mesafe koymaktır. Medeniyet; duygu saklamak değil; duygu yönetmektir. Çünkü zoraki gülüş; korkunun, sahte nezaket ise; kişiliksizliğin göstergesi olabilir.

İnsanların hoşuna gitmek için; rol kesmek, içi başka dışı başka olmak, yalnızca iletişim becerisi eksikliğini değil karakter zaafını da gösterir. Medeni insan; meramını açıkça söyleyebilendir. Susması gerektiğinde susar, konuşması gerektiğinde konuşur. Ne sevmediği birine yakın görünür, ne de sevdiği birine kaba davranır. Onun nezaketi; duygusunu boğmakla değil, duygusunun edebiyle ortaya çıkar. Zoraki tebessüm değil, tutarlı davranış üretir. Çünkü gerçek medeniyet; insanın kendini kandırmamasıyla başlar.

Toplumların en büyük yanılgısı; herkesle iyi geçinen insanı “olgun” sanmalarıdır. Oysa herkesle iyi geçinmek çoğu zaman sınır yoksunluğudur. “Hayır” diyemeyen, mesafe koyamayan, herkesin gönlünü hoş tutmak için kendinden veren kimse; medeniyet örneği gösterilemez. Bu; ruhsal bir dağınıklığın göstergesidir. Medeni olmak; sınır sahibi olmak demektir. Yakınlık gösterilecek kişiyi, durulacak yeri, konulacak mesafeyi bilmek demektir. Nefret ettiğin insana gülücük saçmak; medeniyet değil, sahtekârlıktır. Duygusunu kontrol edip zarar vermeden çekilmek ise; olgunluktur.

İnsanlardan korktuğu için maskeler takanlar, bir süre sonra kendi yüzlerini de unuturlar. Oysa medeni insanın maskesi yoktur, duruşu vardır. Dürüstlüğü, saygısı ve mesafesi nettir. Hiç kimseyi kandırma ihtiyacı hissetmez. Çünkü karakteri; menfaat üzerinden değil, ilke ve erdem üzerinden inşa edilmiştir. Onun için yakınlık; bir lütuf, uzaklık; bir cezadır.

Yakınına aldığı insana güvenir, mesafe koyduğu insana ise hürmet ederek uzak durur. İkisi de saygın bir davranıştır. Medeniyet, bu netliğin içinde büyür. İnsan ilişkilerinde en çok yoran şey sahte davranışlardır. İçinde öfke, kırgınlık veya soğukluk varken yüzüne güldüğümüz herkes, ruhdan bir parça götürür. Bu davranış, toplumda “medeniyet” diye sunulsa da ruh sağlığı açısından bir zehirdir. Kişiyi kendisine yabancılaştırır. Çünkü insan; gönlüyle yüzü arasına mesafe koyduğunda kişiliği bölünmeye başlar. Oysa İslâm’ın nezaket anlayışı sahte gülüş üzerine değil, adalet ve dürüstlük üzerine kuruludur.

Mümin; iki yüzlü olmaz, sözü ve özü bir olur. Sevmiyorsa; mecbur kalmadıkça yakınlık kurmaz, seviyorsa; edebiyle yakın durur. Kimseyi kırmadan mesafe koymak mümkündür, yeter ki samimiyetle davranılsın. Gerçek medeniyet; kimseye rol yapmadan yaşayabilmektir. Bu, insanı hem yormaz hem de yüceltir. Bugün ilişkilerde en büyük problem, insanların gerçek duygularını saklamayı bir başarı zannetmeleridir. Oysa bu; başarı değil, iç çürümesidir. Çünkü insanın gerçek yüzü; er ya da geç ortaya çıkar. Kişi gönlünden sevmediği birine uzun süre yapay incelik gösteremez, bir noktada içindeki ses dışarı sızar. Medeni insan ise baştan net davranarak kendini de karşısındakini de bu yıpranmadan korur. “Ben seni sevmiyorum” demek gerekmez, bunu bağıran bir bakışa değil, gösterilen mesafeye ihtiyaç vardır. Sessiz bir geri çekiliş, sahte bir gülüşten daha değerlidir. Çünkü insan hem kendisine hem muhatabına dürüst davranmıştır.

Netlik incitmez, sahtekârlık incitir. Mesafe kırmaz, zoraki yakınlık kırar. Özetle, medeni olmak; iki yüzlü ilişki kurmak değil, iki yüzü olmayan insan olabilmektir. Dürüstlüğü öne koymak, tutarlılığı ilke edinmek; duyguların esiri değil, sahibi olmaktır. Nefret edilenden; zarar vermemek için uzak durulacak, seviliyorsa; kıymet vermek için yakın durulacaktır. Medeniyet; ilişkilerin netliğinde saklıdır. Bir insan, ya saygı duyar ya da mesafe koyar. Arasında sıkışıp kalan zoraki gülüşlerin hiçbiri medeniyet değildir. Medeni olmak; haysiyetli, ölçülü ve samimi olmaktır. İnsanı en çok yücelten de bu duruştur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Kesmen Arşivi
SON YAZILAR