GÜNÜMÜZÜN MİRACI…
Dün akşam Miraç Kandili ihya edildi. Hayırlara vesile olmasını Yüce Allah'tan niyâz ederiz. Hz. Peygamber’in Yüce Allah ile aracısız görüştüğü geceye verilen ad'dır Miraç gecesi. Gece ile ilgili pek çok şey anlatılmış, anlatılanlar toplumsal kabulle bir çeşit kutsallığa da dönüşmüştür. Ülkemiz Müslümanı daha çok gecenin faziletinden hareketle kendi hanesine sevap yazdırma gayretine girmektedir bu gecede. Müfessirler İsra suresinin ilk ayetinin, Peygamberimizin Mekkeden Kudüse, Mescidi Haramdan Mescidi Aksaya yürüyüşünü anlattığını ifade ederler, Müslümanlar da böyle inanırlar. Mescidi Aksadan/Kubetüs Sahradan Arşı Âlaya çıkış da Miraç olarak kabul edilmektedir.
Müslümanların duygusal heyecanını daha çok Miraç bölümü oluşturmaktadır. Metafizik bir yolculuk gibi algılanan Miraç için; ruhun mu bedenin mi yolculuk yaptığı tartışmalıdır. Esasen Müslümanların bu yolculuktan çıkarması gereken dersler önemlidir. Konunun güncel karşılığı daha da önemlidir. Bugün için Miraç Müslümanların hayatında ne gibi bir etkiye sahiptir ya da güncel Miraç nasıldır? Elbette Miraç olayının orijinal hâlini Peygamberimiz yaşamıştır ama her Peygamber’i tavrın ve olayın güncel olarak Müslümanın hayatında bir karşılığı vardır, olmalıdır. Yükseliş anlamına gelen Miraç'ın; Müslümanın hayatında ruhun olgunluk yükselişi olarak karşılık bulması, Miraç'ın ruhuna uygun değerlendirilmesi anlamına gelir.
Miraç, bir gecenin içinden doğan bir aydınlanma değil; insanlığın karanlıkları yarıp geçme iradesinin en büyük sembolüdür. Peygamber Efendimiz’in (sav) Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya, oradan da semanın ötesine yükseldiği o mübarek gece; mekânları aşmanın ötesinde, bir ruh terbiyesi, bir gönül yükselişi ve bir teslimiyet zirvesidir. Miraç, sadece bir yolculuk değil; insana insanlığını hatırlatan bir çağrıdır. Bu çağrı, asırlar öncesinden günümüze hâlâ seslenir; yükseleceksen; önce temizlen; yaklaşacaksan; önce durul, anlaşılmak istiyorsan; önce anla, sevilmek istiyorsan; önce sev. Çünkü miraç; insanı kendisine yakınlaştıran ilahi bir hatırlatmadır.
Peygamberimiz (sav) o gece, acıların içinden geçerek yükselmiştir Taif’in taşları henüz tazeydi, boykot yıllarının derin yaraları kapanmamıştı, Hz. Hatice ve Ebû Tâlib’in vefatının hüznü yüreğini yakıyordu. Miraç, zorlukların içinden çıkmış bir rahmet kapısı olmuştur. Bu gerçek bize şunu gösterir; insan, en karanlık zamanlarında bile yükselme potansiyeline sahiptir. Çünkü karanlık zamanlar, kalbin nurunun parlamak için fırsat bulduğu zamanlardır. Miraç; işte bu yönüyle bir teselli değil, bir diriliş çağrısıdır. “Düşme” diyen değil, “kalk” diyen bir rahmettir. O gecede verilen en büyük hediye, beş vakit namazdır. Namaz, müminin günde beş kez yaptığı küçük miracıdır. İnsan, secdeye vardığında toprağa yaklaşır ama hakikatte Rabbine yükselir. Secde, alçalmanın değil, yücelmenin kapısıdır. Kulun en güçsüz olduğu hâlde en güçlü olduğunu hissettiği an, secde anıdır. Çünkü kul; aczini fark edince kudrete tutunur, kendini unuttuğunda Rabbini hatırlar. Miraç; günde beş defa yeniden doğmayı, kalbi temizlemeyi, ruhu arındırmayı öğretir. Bu nedenle namaz, sadece bir ibadet değil; ruhun oksijenidir.
Peki günümüzün miracında neler olmaktadır? Kalabalık içinde yalnızlık var. Bilgi arttı, hikmet azaldı. Yaşam akışı hızlandık ama gönül yolları unutuldu. Sesler yükseldi ama etkisi küçüldü. Müslümanlar; tüketimin, hırsın, şöhretin ve sahte mutlulukların esiri oldular. Modern çağın ağırlığı; ruhları yere batırdı. Miraç; tam da burada yeniden anlam kazanmaktadır. Yükselmek için önce yüklerden kurtulmak gerekir. Günümüzün miracı; sükûnet, secde ve samimiyettir. Sükûnet; modern çağın gürültüsünde kaybolmuş bir nimettir. Kalbi diri tutan şey sessizliktir; insan kendini ancak durduğunda duyar. Secde; gururun kırıldığı, nefsin diz çöktüğü yerdir. İnsan kendini en çok secdede tanır. Samimiyet ise; her çağın en kıymetli mirasıdır. Samimiyet kaybolduğunda; ibadet şekle, söz güce, insanlık çıkar ilişkisine dönüşür. Miraç, samimiyeti yeniden hatırlatır. Kalben bağlanılmayan Rabba, dil ile ne kadar zikir yapılsa erişmek mümkün değildir.
Bugünün miracını yaşayan insan; başkasının kusuruna değil, kendi kalbinin pasına bakar. İnsanların kıymetini menfaatle değil, insanlıkla ölçer. Kendisine kötülük yapanı bile affederek yükselir; çünkü bilir ki affetmek, intikamdan daha büyük bir asalet taşır. Günümüzün miracında; kibri kalpten atmak, nefsin tuzaklarına düşmemek, kul hakkına titiz davranmak ve merhameti kuşanmak vardır. Miraç; sadece göğe yükselmek değil, gönlü arşa yükseltmektir. Miraç Kandili; bir gecelik duygu yükselişi değil, bir ömürlük yöneliş çağrısıdır. Miraç gecesinin istediği, o gecenin hatırasını sadece mesajlarla değil; hayatın her alanına taşımaktır. Namazın içinde miracın sırrını hissedebilmek, kul hakkında titizlik gösterebilmek, gönlün kırmaktan korkmak, merhametin ağırlığını taşıyabilmek; günün Miracıdır.
Miraç; bir yön değişimidir; kalbin nefisten Rahman’a, aklın dünyevilikten hakikate yönelmesidir. Bugün insanın en çok ihtiyaç duyduğu miraç; hırsın tepesine değil, tevazunun derinliğine yükselmektir. Çünkü yükseldikçe küçülmeyi, güçlendikçe yumuşak kalmayı, hızlandıkça durmayı bilen insan; gerçek miracı yaşamaya daha yakındır. Miraç; bir gecenin mucizesi değil, bir hayatın rotasıdır. O rota; her mümine; “Yükselmek istiyorsan, önce kendini aş. Yaklaşmak istiyorsan, önce kalbini temizle. Miraç gökte değil, kalbindedir.” diye seslenmektedir. Miraç Kandiliniz mübarek olsun.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.