ÖRTÜYLE SÜSLENMEK Mİ, SÜSLERİ ÖRTÜYLE ÖRTMEK Mİ?

Modern zamanların en büyük çelişkilerinden biri de; “örtünme”nin bazen mahremiyeti koruyan bir bilinç olmaktan çıkıp, dikkat çekmenin yeni biçimine dönüşmesidir. Oysa örtü; dikkat toplamak için değil, dikkatleri çekmemek için vardır. Tesettür; teşhirin başka bir modeli değil, mahremiyetin ahlâkıdır. Ne yazık ki günümüzde bazı anlayışlarda örtü; sadeliğin değil gösterişin, vakar yerine vitrinin, edep yerine dikkat çekmenin aracı hâline getirilmektedir. Bu durum da insanı şu soruyla baş başa bırakmaktadır; örtüyle süslenmek mi amaçlandı, yoksa süsleri örtüyle örtmek mi?

Kur’ân-ı Kerim’de tesettürün temel mantığı; ziynetin teşhir edilmemesi üzerine kuruludur. Çünkü kadın; zaten yaratılışı itibariyle bir ziynettir. Kadın; sadece beden taşıyan bir varlık değil, aynı zamanda estetik, şefkat, zarafet ve nesli taşıyan kıymetli bir emanettir. İslâm’ın kadına verdiği değer; onu görünmez yapmak değil, değersiz bakışlardan korumaktır. Bir mücevher nasıl vitrinsiz sokağa bırakılmazsa, kadın da sıradanlaştırılarak tüketilecek bir meta hâline getirilmemelidir. Çünkü kıymet; korunur. Değerli olan sakınılır. Ucuz olan ise sürekli teşhir edilir.

Bugün bazı tesettür anlayışlarında; örtünün kendisi dikkat çekici bir süs hâline getirilmektedir. Aşırı makyaj, abartılı aksesuarlar, dikkat çekici renkler, beden hatlarını daha belirgin gösteren tarzlar ve sosyal medya merkezli “görünür olma” arzusu; tesettürün ruhuyla ciddi şekilde çelişmektedir. Baş örtülüyor ama dikkat daha fazla başa çekiliyor. Vücut kapanıyor ama nazarlar daha çok üzerine yöneliyor. Böyle olunca da örtü; örtme fonksiyonunu kaybedip “gösterme biçimi”ne dönüşüyor.

Tesettürün özü; sadece kumaş değildir. Tesettür; bakışta tesettürdür, yürüyüşte tesettürdür, konuşmada tesettürdür, tavırda tesettürdür. İnsanın sesiyle, duruşuyla, üslubuyla da bir edebi vardır. Çünkü tesettürün hedefi; bedeni gizlemekten önce şahsiyeti korumaktır. Örtü; kadını değersizleştiren bakışlara karşı bir vakar ilanıdır. “Ben herkesin gözüne hitap eden biri değilim” deme biçimidir. Bu yüzden tesettür; bir moda akımından önce bir ahlâk duruşudur.

Elbette kadın güzel olacaktır. Zarafet fıtridir. Estetik duygusu insanın yaratılışında vardır. İslâm güzelliğe karşı değildir. Fakat güzelliğin teşhire dönüşmesiyle, nezaketin dikkat çekme yarışına dönüşmesi arasında büyük fark vardır. Bir kadın eşine, ailesine, mahrem çevresine güzel görünmek isteyebilir; bu doğaldır. Ancak bütün toplumun dikkatini üzerine çekme arzusuyla hareket etmek; insanı zamanla ruhsal bir teşhir kültürüne sürükler. Modern dünyanın en büyük tuzaklarından biri de budur. “Görünüyorsan varsın...” anlayışı çağın hastalığıdır. Hâlbuki insanın değeri; ne kadar bakıldığıyla değil, ne kadar karakter sahibi olduğuyla ölçülür.

Bugün genç kızlarımızın büyük kısmı; sosyal medya kültürünün, moda endüstrisinin ve beğeni ekonomisinin baskısı altındadır. Tesettür bile bazen “kombin yarışı”na dönüşmüş durumdadır. Oysa Allah için yapılan bir ibadet; insanların alkışına sunulduğu anda ruhunu kaybetmeye başlar. İbadetin özü ihlâstır. Tesettürün özü de iffettir. İffet ise insanın sadece bedenini değil, niyetini de korumasıdır. Kadın; bir vitrin mankeni değildir. Bir reklam nesnesi değildir. Kadın; annedir, merhamettir, emanettir, ailedir, toplumun mayasıdır. Bir toplum kadını sadece görünüş üzerinden değerlendirmeye başladığında; o toplumda ahlâk zayıflar, aile yara alır, insan ilişkileri yüzeyselleşir. Çünkü teşhir arttıkça merak azalır, merak azaldıkça kıymet duygusu kaybolur.

Tesettür; kadını küçültmez, aksine ona bir ağırlık ve saygınlık kazandırır. Gerçek tesettür; insanın bedenini değil şahsiyetini öne çıkarır. Çünkü örtü; “beni bedenimle değil, karakterimle tanıyın” mesajıdır. Bu yüzden mesele sadece başı örtmek değil, niyeti de korumaktır. Kumaşı örtmek kolaydır; nefsi örtmek zordur. Asıl tesettür de zaten burada başlar. Örtü; süslenmenin değil, değeri muhafaza etmenin sembolüdür. Çünkü bazı şeyler göz önünde oldukça ucuzlar; bazı şeyler ise korundukça kıymetlenir. Kadının asaleti de; kendini herkesin nazarına sunmasında değil, vakarını muhafaza etmesindedir.

Tüm bunlara rağmen örtünmek; Allah’ın emri olduğu için yerine getirilir. Bunda insanın bilemeyeceği bir çok ilahî murad vardır. İlahî emirler; fayda ve zarar dikkate alınarak yapılmaz, Allah emrettiği için yapılır. Allah emri nedeniyle yapılan bir amelde kulun bakışı önem arz etmez.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Kesmen Arşivi
SON YAZILAR