İTİBARLI İTİRAZ: TENKİT
İtiraz etmek; çoğu zaman yanlış anlaşılır. İnsanlar itirazı; karşı çıkmakla, eleştiriyi; yıkmakla, farklı düşünmeyi ise; düşmanlıkla eş tutmaktadır. Oysa hakikatin olduğu yerde itiraz kaçınılmazdır. Çünkü hakikat, durağan değil; arayışla, sorgulamayla, müzakereyle diri kalan bir değerdir. Fakat burada asıl sorun;, itirazın kendisi değil, itirazın üslubu ve niyetidir. İşte bu noktada “tenkit” dediğimiz o ince, zarif, ölçülü ve ahlâklı duruş ortaya çıkmaktadır.
Tenkit; hakikati savunurken insanı incitmemektir. Doğruyu söylerken karşıdakini yok saymamaktır. Eleştirirken küçümsememek, uyarırken aşağılamamaktır. Çünkü insan, sadece aklıyla değil; kalbiyle de duyar, hisseder ve karar verir. Kırılan bir kalp, en doğru sözü bile reddeder. Bu yüzden hakikati taşırken, onu taşıyan dilin de temiz olması gerekir. Zira kirli bir kapta sunulan en saf su bile içilmez.
Bugün toplumda en büyük problemlerden biri, üslubun söylenen gerçeğin önüne geçmesidir. İnsanlar ne söylendiğine değil, nasıl söylendiğine bakmaktadır. Bağıran, sertleşen, öfkeyle konuşan kişi; haklı bile olsa haksız duruma düşmektedir. Çünkü öfke, gerçeğin sesini bastırır. Kibir, doğrunun önüne geçer. İnsanı ikna eden sadece bilgi değil; aynı zamanda nezaket, vakar ve samimiyettir.
İtibar; sadece doğruyu bilmekle değil, doğruyu doğru şekilde ifade etmekle korunur. Bir insanın değeri, ne kadar bildiğiyle değil; bildiğini nasıl sunduğuyla ölçülür. Kırarak kazanan çoktur, ama kırmadan kazananlar kalıcıdır. Yıkarak susturmak kolaydır, fakat inşa ederek ikna etmek ustalık ister. Tenkit, işte bu ustalığın adıdır. Buna da itibarlı itiraz deriz.
Bir düşünceyi reddetmek, o düşüncenin sahibini reddetmek değildir. Ne yazık ki günümüzde insanlar, fikirlerle değil, kişilerle kavga etmektedir. Bu da tartışmayı, gerçek ve doğru arayışı olmaktan çıkarıp bir güç mücadelesine dönüştürmektedir. Oysa İslam geleneğinde ilim meclisleri, itirazın en zarif şekilde yapıldığı ortamlardır.
Âlimler birbirlerini çürütmek için değil, hakikati ortaya çıkarmak için konuşmuşlardır. Farklı düşünmek ayıp değil, bilakis bir zenginliktir. Asıl ayıp, farklı düşünene tahammül edememektir. Tenkit; bir nezaket dilidir ama zayıflık değildir. Aksine, güçlü insanların tercihidir. Çünkü güçlü insan bağırmaya ihtiyaç duymaz. Kendine güvenen insan, hakikati savunurken öfkeye sığınmaz. Zayıf olan; sesini yükseltir, güçlü olan; sözünü derinleştirir. Bu yüzden tenkit; aynı zamanda bir karakter meselesidir. İnsanın iç dünyasındaki denge, diline yansır. İçinde öfke olanın dili sert, içinde hikmet olanın dili yumuşak olur.
Bir itirazın itibarlı olması için; niyet temiz olacak, üslup düzgün olacak, hedef yapıcı olacaktır. Eğer niyet kırmaksa, söz ne kadar doğru olursa olsun tesir etmez. Eğer üslup kaba ise, hakikat bile çirkin görünür. Eğer hedef yıkmaksa, ortaya çıkan sadece gürültü olur. Ama niyet düzeltmek, üslup zarif, hedef inşa etmek olursa; o itiraz, bir rahmete dönüşür.
İnsanlar çoğu zaman söylenenleri değil, kendilerine nasıl hissettirildiğini hatırlar. Bir söz ya kalbe dokunur ya da kalbi yaralar. Tenkit, kalbe dokunan sözün adıdır. Bir konuya itiraz edilecekse; haklı çıkmak için değil, hakikati ortaya koymak için olmalıdır. Karşıdakini susturmak için değil, düşündürmek için konuşulmalıdır. Susturulan insan kaybedilmez ama kırılan insan kaybedilir.
İtiraz etmek bir haktır, hatta bazen bir sorumluluktur. Ama bu hak; gelişi güzel kullanılacak bir silah değil, incelikle taşınacak bir emanettir. Tenkit, bu emanetin ahlâkıdır. İtibarını korumak isteyen, sözünü de korumalıdır. Söz, insanın aynasıdır. O aynada görünen sadece düşünce değil, aynı zamanda şahsiyettir.
İtiraz incitmeden, eleştiri küçümsemeden, düzeltme yıkmadan yapılırsa; anlamlı, faydalı ve itibarlı olur. En güçlü söz; en sert olan değil, en isabetli ve en zarif olandır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.