TAVŞAN VE İNSAN...
İnsan, kâinatın küçük bir özeti gibidir. Dağların sertliği, suyun akıcılığı, rüzgârın hareketi, toprağın sabrı, ateşin yakıcılığı nasıl tabiatta varsa; bunların benzeri insanda da vardır. Hayvanların her biri de insan karakterinin farklı bir yönünü temsil eder. Tavşan da bunlardan birisidir. Avlanan bir hayvandır. Gücüyle değil, dikkatiyle yaşar. Pençesi yoktur, boynuzu yoktur, zehri yoktur. Onun silahı sezgisi, dikkati ve hızıdır. En küçük sesi duyar, en küçük hareketi hisseder. Çünkü hayatı buna bağlıdır. Her zaman saldırarak, bağırarak, meydan okuyarak yaşanmaz. Bazen geri çekilmek gerekir. Bazen susmak gerekir. Bazen ortamı terk etmek gerekir. Her kavganın içine dalmak cesaret değildir. Gereksiz yere kendini ateşe atan insan akıllı değil, düşüncesizdir. Çünkü cesaret ile tedbiri birbirinden ayırmayan insan, sonunda hem kendine hem çevresine zarar verir.
Hayatta; dikkatli, ölçülü, hassas ve tedbirli insanlara çok ihtiyaç vardır. Tavşan; çevresini dinleyen, tehlikeyi önceden hisseden, boş risk almayan bir karakterdir. Bunlar; hayatı koruyan özelliklerdir. İnsan ilişkilerinde de durum böyledir. Bazı insanlar vardır; kırılgandır, hassastır, ürkektir. Tavşanın en belirgin özelliği sürekli tetikte yaşamasıdır. Buna ihtiyat denir ve tedbirli yaşamak ortamı doğru okumak ve buna göre davranış geliştirmektir. İnsan da hayatın içinde zaman zaman tavşan gibi olmak zorundadır. Çünkü dünya sadece güzelliklerden oluşmaz. İnsan; bazen dost görünümlü düşmanlarla, bazen menfaatçi insanlarla, bazen de sinsice yaklaşan tehlikelerle karşılaşır. Her güleni dost, her konuşanı samimi, her yaklaşanı güvenilir zannetmek insanı felakete götürür. Bu yüzden hayatın bazı dönemlerinde tavşan gibi dikkatli olmak gerekir, hatta bu bir zorunluluktur.
Kur’an’da müminin basiret sahibi olması belirtilirken; görmesi, duyması, sezmesi istenir. Peygamber Efendimiz (sav) de; “Mümin aynı delikten iki kere ısırılmaz” buyurarak; insana dikkatli olmayı, tedbirli yaşamayı hatırlatmaktadır. Her korku kötü değildir. Bazı korkular insanı korur. Mümin; tedbirli ama teslimiyet sahibi, dikkatli ama vakur, hassas ama gerektiğinde mücadeleci olmalı ancak kendi fıtratlarını inkâr etmemeli, başkası gibi görünmeye çalışmamalıdır. İnsan kendini inkâr ederek güçlü olamaz. Tavşan "Aslan" olmaya çalışırsa, yaşayamaz. Aslan da "Tavşan" gibi olursa, mahallenin krallığını kaybeder. Her canlının kendine ait bir yaratılış amacı ve bu amaca uygun da fıtratı vardır.
Sert insanlar kırar, kaba insanlar dağıtır, saldırgan insanlar yakar ama tavşan karakterli vicdanı hassas insanlar korur, toparlar ve tamir ederler. Bir evde, bir toplumda, bir dostlukta merhamet sahibi insanlar yoksa orası zamanla çöle döner. Güçlü olmak bazen şaşkınlık ve sarhoşluk oluşturur. İnsanlar güç gösterisini karakter zannetmektedir. Sert konuşmayı cesaret, kırmayı üstünlük, bağırmayı liderlik sanmaktadırlar.
Halbuki gerçek güç; kontrol edilebilen güçtür. Gerektiğinde susabilmek, geri çekilebilmek, sabredebilmek de kuvvettir. Tavşanın sessizliği bazen aslanın kükremesinden daha kıymetli anlamlı ve hikmetlidir. Hayat sadece güçlülerin değil, dengeli yaşayanların ayakta kaldığı bir imtihandır. Güçlü görünen bir çok insan kibirlerinden yıkılmış, bazı insanlar da sessizliğiyle ayakta kalmıştır.
Tavşan; hissederek ve sezerek yaşanacağını anlatır. Ürkmek ; korku değil, fıtrat tedbiridir. İnsan; yeri geldiğinde aslan gibi cesur, yeri geldiğinde tavşan gibi dikkatli olmalıdır. Her yerde aynı tavrı gösteren insan olgun değil, ölçüsüzdür. Allah hiçbir canlıyı hikmetsiz yaratmamıştır. İnsan, her tavrı gösterebilecek bir fıtratta yaratılmıştır. Her insanın öne çıkan özel bir karakteristik özelliği vardır. Ancak, her insan; oluşan şartlara göre farklı tavır geliştirebilecek yapıya da sahiptir. Her yerde "Aslan" olunmaz. Unutulmamalıdır ki; ormanların kralı olan "Aslan" bazen küçük bir böceğin yemi olur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.