KUTSALLARIMIZ VE AİLE YAPIMIZ...

İnsan; dünyaya gözünü açtığında ilk olarak ailesiyle tanışır. İlk sesi anneden, ilk güveni babadan, ilk aidiyeti evden öğrenir. Bu yüzden aile; sadece insanların aynı çatı altında yaşadığı bir mekân değil; insanın şahsiyetinin inşa edildiği kutsal bir mekteptir. Kur’an ve sünnetin ortaya koyduğu aile anlayışı da tam olarak budur. İslam’a göre aile; biyolojik değil aynı zamanda ahlaki, manevi ve medeniyet kurucu bir kurumdur. Bu sebeple Kur’an’da aileye dair hükümler sadece hukuk meselesi olarak değil; merhamet, sadakat, emanet ve kulluk bilinci üzerinden anlatılmıştır. Kur’an-ı Kerim aileyi “sükûn bulma yeri” olarak tarif eder. Rabbimiz; “Kendileriyle huzur bulasınız diye size kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ile merhamet koyması O’nun ayetlerindendir” buyurmaktadır. Bu ayet bize evliliğin sadece bir beraberlik değil; ilahî bir emanet olduğunu göstermektedir.

Ailede sevgi sadece duygusal bir yakınlık değil; fedakârlık, tahammül, vefa, zor zamanda terk etmemektir. Merhamet ise; eşinin kusurunu örtebilmek, yaşlandığında elinden tutabilmek, düştüğünde kaldırabilmektir. Modern çağ; aşkı büyütüp sadakati küçültürken, Kur’an aileyi sadakat üzerine inşa etmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) aile konusunda insanlık tarihinin en büyük örneklerinden biridir. O, eşlerine karşı kaba olmayan, merhametli, anlayışlı ve vefalı bir eştir. Ev işlerinde eşlerine yardımcı olmuş, çocuklarla ilgilenmiş, torunlarını omuzuna alıp oynamıştır. İslam’da aile reisliği; baskı kurmak değil, yük taşımaktır. Sünnetin ortaya koyduğu aile modeli; korkuyla değil saygı ve sevgiyle ayakta duran bir modeldir. Bir evde ses yükseliyorsa; huzur azalır, merhamet çoğalıyorsa; bereket artar.

Geleneğimizde aile sadece karı-kocadan ibaret görülmemiştir. Dede, nine, amca, hala, teyze, dayı; hepsi aile yapısının manevi direkleri kabul edilmiştir. Gelenek; sadece geçmişten kalan örf değil, yaşanmış hikmettir. Eskiden aynı sofrada üç nesil oturur, büyükler evin bereketi kabul edilirdi. Çocuk terbiyesi sadece anne babaya bırakılmaz, mahalle bile çocuğun ahlakından kendini sorumlu hissederdi. Günümüzde aile küçüldü, insan yalnızlaştı, aynı evin içinde yaşayan insanlar bile birbirinden uzaklaştı. Telefonlar çoğaldı ama sohbetler azaldı. Evler büyüdü ama gönüller daraldı. Eskiden insanlar yoksulluk içinde birlikte huzur bulurken, bugün konfor içinde yalnızlık yaşamaktadır. Çünkü aileyi ayakta tutan eşya değil; muhabbet, saygı ve maneviyattır.

Aile yapımızı tehdit eden en büyük tehlikelerden biri kutsalların değersizleştirilmesidir. Anne babaya saygının küçümsendiği, nikâhın sıradanlaştırıldığı, iffetin alaya alındığı bir toplumda aile ayakta kalamaz. Çünkü kutsalını kaybeden toplum, yönünü kaybeder. Kur’an’ın “Anne ve babaya öf bile demeyin” emri; sadece bireysel ahlak değil, toplumsal huzurun temelidir. Büyüklerini değersiz gören nesiller, zamanla kendileri de değersizleşir. Aileyi korumak için evlerin içine maneviyatın girmesi gerekir. Sofralarda dua eksik olmamalıdır. Çocuk okulda değil; anne babasının davranışlarından ahlak öğrenir. Evde Kur’an okunmuyorsa, saygı dili kaybolmuşsa, merhamet yerine öfke hâkim olmuşsa; o evin duvarı sağlam olsa bile ruhu çökmüştür.

Kültürümüzde “yuva yapmak” ifadesi boşuna kullanılmamıştır. İnsan aile yuvasını sadece para ile değil; sabırla, sadakatle, fedakârlıkla ve dua ile kurar. Aile; korunması gereken en büyük emanetlerden biridir. Güçlü aile olmadan güçlü toplum, güçlü toplum olmadan da güçlü millet oluşmaz. Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey; sadece kalabalık nüfus değil, ahlaklı nesillerdir. Anneye hürmet eden, babaya saygı duyan, eşine sadık kalan, çocuğunu emanet bilen insanlar yetişmeden toplum huzur bulamaz.

Aile sadece bugünümüz değil yarınlarımızdır. Aileyi kaybeden millet geleceğini kaybeder. Bu yüzden kutsalları korumak; aileyi, milleti ve istikbali korumaktır. Aile haftası münasebetiyle; kutsallarla ailenin ne kadar içiçe olduğunu hatırlamak ve hatırlatmak öncelikli konu başlığı olmalıdır. Aile kutsaldır. Kutsal olan ailenin huzuru da diğer kutsallarla içiçe olmasına bağlıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Kesmen Arşivi
SON YAZILAR