BULUNMAZ HİNT KUMAŞI MI?

“Bulunmaz Hint kumaşı” deyimi iddiaya göre 17. yüzyılda İngiliz sömürgeliğine giren Hindistan'daki 40 bin ile 100 bin arasında kumaş dokumacısının parmaklarının İngilizler tarafından kesildiği ve bu nedenle de kumaş üretiminin zayıflaması sonucunda Hint kumaşlarının bulunmaz hale geldiğinden ortaya çıkmıştır. Ancak bu iddiayı teyit edecek tarihi bir vesikaya bugüne kadar rastlanamamıştır. Başka bir iddiaya göre İngilizlerin köle olarak çalıştırdıkları Hindistanlı dokumacıların çalışmamak için kendi parmaklarını kestikleri söylenmektedir. İddiaların hangisinin doğru olduğu çok da önemli değil. Önemli olan bu sözün toplumumuzda sık olarak kullanılmasıdır. Neden böyle bir deyimle söze girdiğime gelince, geçtiğimiz hafta İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Cumhuriyet Bayramı töreninde Anıtkabir'deki merdivenlerden inerken MHP lideri Devlet Bahçeli'nin ayağının kaydığını görünce koluna girip merdivenlerin bitimine kadar birlikte iniyorlar. Bunu duyan Erhan Usta, feryat figan edip “Bunu kabul etmiyorum.” diye beyanat veriyor. Ardından Müsavat Dervişoğlu, olayın tamamen insani bir durum olduğunu, siyasi yanı bulunmadığını söylüyor. Erhan Usta tekrar açıklama yapıp olayı gereksiz yere uzatıyor da uzatıyor. Kendince siyaset yaptığını sanıyor ama toplum bunu asla kabul etmiyor.

Ömrümde hiç ülkücü olmadım, ocaklara gitmedim, MHP'li olmadım ama MHP camiasıyla sürekli iç içe oldum. Ocak kültürünü de MHP tabanının duruşunu da az çok bilirim. Müsavat Dervişoğlu'nun hayatı ülkü ocaklarından başlayıp, MHP'de her kademede görev yapmış, ülkücülüğün gereğini de camianın hassasiyetlerini de çok iyi bilen bir siyaset adamıdır. Ülkücülükte ocaktan gelmiş, oralarda yetişmiş insanların partisine bakılmaksızın birbirlerine saygı, sevgi ve kardeşlik hukuku vazgeçilmez bir kuraldır. Dervişoğlu, bulunduğu konum itibarıyla muhalefet blokunda yer almış olabilir ama onun geçmişte birlikte olduğu, yıllarca aynı camiada siyaset yaptığı, kendisinden yaşlı bir insana saygı duyması veya ayağı kaydığında onun koluna girmesi kadar doğal bir şey olamaz. Bu onun asaletini ve insanlığını gösterir. İnsanlık alemi bu tür yaklaşımları her zaman takdirle karşılar, farklısına da karşı çıkar, kınar. Erhan Usta, bildiğim kadarıyla teknokrat kökenli bir siyasetçi. Yukarıda saydığım kültürleri bilmediği yaptığı açıklamalardan ortaya çıkmakta. Şayet bilseydi takdir eder, böyle saçma sapan ifadelerle tepki koymazdı.

Ayrıca Erhan Usta'yı siyasi arenaya ilk alan ve onu milletvekili seçen Devlet Bahçeli'dir. Aynı siyasi nezaketsizliğiyle Cumhur İttifakı'nın kararına rağmen farklı beyanlar vererek MHP Grup Başkanvekili olarak ortaya farklı bir duruş koyduğu için Devlet Bahçeli'nin talimatı doğrultusunda MHP'den ihraç edilmişti. Daha sonra 2019 seçimlerinde bağımsız olarak Büyükşehir adayı olunca toplum mağdurlara iltifat ettiğinden hak etmediği bir oyu alınca kendisini bulunmaz Hint kumaşı zannedip havasından geçilmemeye başlandı ama son genel seçimlerde durumu ortaya çıktı. İYİ Parti'den liste başı olmasına rağmen ancak bir milletvekili oyu alabilmiş, iki olan vekil sayısını bire düşürmüş bir siyasetçidir, hatta seçilmesinin en büyük nedeni Nilay Tüfekci'nin verdiği destektir. İYİ Parti içerisinde sevdiğim dostlarım var, hiçbiri kendisine güvenmediği gibi sevenine de rast gelmiş değilim. İnsanlara yukarıdan bakan, teşkilatta emek verenlerin emeklerine önem vermeyen, ekip ruhu nedir bilmeyen, kendisine daha önce gönül verip çalışmış hiçbir teşkilat mensubunun arkasında durmadığını söyleyenden geçilmiyor.

Normal şartlarda Dervişoğlu'nun Fakıbaba'nın istifasını istediği gibi Erhan Usta'nın da istifasını istemesini beklerdim. Gerçi konuşmasında, “Kendisini aradım, ulaşamadım, şu ana kadar da bana dönmedi, yaptığım bu konuşmaya göre kendisine yol belirlesin.” demek, nazikçe kendisine yeni bir siyasi yol haritası bulsun demektir ama Erhan Usta, “Partimde kalacağım bir yere gitmiyorum.” diye cevaplayınca gidecek partisinin de kalmadığı ortaya çıkmış oldu. AK Parti'ye gidemez, ittifak ortağı almazlar. Yeni partiye gitse orada da Murat Çan birinci sıra sözünü almış, ikinci sıra için o kadar çok bekleyen var ki ona hiç sıra gelmez. Saadet Partisi'ne veya Yeniden Refah'a gitse onların da vekil çıkarmaları mümkün gözükmüyor, ittifaklara girerlerse ancak. Zafer Partisi'ne gidebilir ama orada da partiyi ayakta tutan, emek veren, bedel ödeyen Av. Alperen Carus liste başını çoktan hak etmiş durumda. Sizin anlayacağınız, bizim bulunmaz Hint kumaşımız Erhan Usta, gidecek yer bulamayacağını bildiğinden “Partimden bir yere gitmem.” diyor ama Dervişoğlu'nun onu bir daha listeye koyacağını sanmıyorum. Siyasete emek vermeden gelirseniz böyle dolanır durursunuz diyerek sözlerime son veriyorum. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Adnan Bahadır Arşivi
SON YAZILAR