KİM MASUM Kİ?
Kimilerine göre dünyanın merkezi, kimilerine göre alim yatağı olan Doğu Karadeniz'in şirin ilçesi Of'tan siz değerli okurlarıma selam ve saygılarımı sunarak bugünkü köşe yazıma başlamak istiyorum. Kimse anne babası ile doğduğu yeri seçme imkanına sahip değildir. Doğduğumuz yeri bileceğiz, atalarımızın mezarlarına ve miraslarına sahip çıkacağız ama doyduğumuz yere de aidiyetimizi samimi olarak kabulleneceğiz. Merhum babam 1973 yılında Samsun'a gelmiş, hayatını burada geçirmiş, hamdolsun, mezarını da bu şehre yapmamızı istemiş ve Derecik Mezarlığı'nda medfun bulunmaktadır. Bizler de mezarımızın yerini aynı yerde aldık, emrihak vaki olunca bu şehirde medfun olacağız. Köyde atadan kalma bir evimizle biraz da fındık bahçemiz var. Çayımız da vardı ama bakımsızlıktan orman olunca devlet orman arazisi olarak kaydetti. 2/B'den alma imkanımız var ama gidip yapacak adamımız olmadığından alma gereği duymadım. İlkbaharda köydeki eve gelip şenlerim, çoluk çocuk, eş, dost yazın gider kalır, sonbaharda da gelip kapatır dönerim. 2014 yılından beri de Ladik'te tavuk çiftliklerim var. Orada da hamdolsun evim var. Yüzde elli Ladikliyim diyorum ve Ladik için elimden ne gelirse her fırsatta yapmaya çalışırım. Bu kadar detaydan sonra gelelim yazı başlığımızdaki konuya. Geçtiğimiz yazının sonunda, “Fon konusunda yatırım yapanlar çok mu masum, onu da başka bir yazıda yazacağım.” dediğimden bugün kaldığımız yerden devam etmek istiyorum.
Önceki yazımda da söylediğim gibi fon konusunda çok da bilgim yok. Yeni çıkacak yasayla ilgili de Plan Bütçe Komisyonu üyesi hukukçu vekilimiz Av. Ersan Bey'den bilgi istedim. Gelince onu da sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Ancak şu kadarını söylemek isterim ki fon konusunda para yatıranlar bana göre çok da masum değiller. Diyeceksiniz ki senin fonda paran yok da ondan böyle konuşuyorsun. Böyle düşünenlere de saygı duyarım. Ancak toplumun büyük bir kesiminin asgari ücretle geçinip ayın sonunu nasıl getireceğiz diye düşünen insanlardan oluştuğunu göz önüne aldığımızda, borsaya, fona, likide veya benzeri yatırım kuruluşlarına para yatıran insanların, geçimlerinden artırdıkları paralarla yatırım yapmak ve para kazanmak için böyle bir tercihte bulundukları açık ve net ortada. Diyeceksiniz ki bu dediklerinin tamamı devletin kontrolünde olan, denetimi, sorgulaması, muhasebesi vs her şeyi olan yatırımlardır. Eyvallah, doğru ama her yasal olan şey hak olsa da sonuçlarına da katlanma zorunluluğu olduğu bir gerçektir. Bu tür işlerin manipülasyonu, aldısı verdisi çok olur. Sadece bu işlerle uğraşıp oralardan geçinen uzmanlar var, onların tüyoları ile yatırım yapanlar var. Bana da geçmişte bu konuda çok ısrar eden oldu. “Gel borsaya gir, çok kazanırsın, hiç çalışmadan parana para katarsın.” diyenler oldu ama asla yanaşmadım. Borsadan zengin olup ilanihaye öyle kalanı görmedim. Mutlaka tamahkarlık yapıp daha çok kazanayım düşüncesiyle sürekli o işi yapanların yüzde doksanı ellerindekini de kaybettiler. Kalan yüzde onluk kısım da ortada işte.
Gelelim bu işin siyasal boyutuna. Hepinizin bildiği hikayede anlatırlar ya kadının biri İsa Aleyhisselam döneminde zina yapmış. Kadını İsa Aleyhisselam'a getirmişler. Kadın bin pişman, tövbe etmiş ama toplum idam edilmesini istiyor. İsa Aleyhisselam da nedamet eden kadını affetmek istiyor. Düşünüp taşınmış, sonunda demiş ki: “Tamam, idam edelim ama bir şartım var. Kadını hiç günah işlememiş biri asacak.” Hangi toplumda günah işlememiş biri olsun ki? Günahsız kişiyi bulamayınca kadıncağız da idamdan kurtulmuş. Topluma baktığımızda hepimizin hataları var, sevapları var. Şu partili bunu yapmış, onu tefe koyalım, bu partili bizim adamımız, yapsa da zarar etmez mantığı fevkalade hatalı bir yaklaşımdır. Hata yapan kim olursa olsun bedelini ödemeli. Olayı kişinin mensup olduğu dini inancına veya siyasi görüşüne değil, karakterine bağlamak gerektiği kanaatindeyim. Üzülerek ifade etmek isterim ki herkes başkasının ayıbını araştırmakla uğraşıyor, kimse acaba benim ne hatam var demiyor. Allah, peygamberlere ismet sıfatı vermiştir. O sıfatı taşıyan sadece peygamberlerdir, günah işlemezler ama onlar da zelle dediğimiz günahsız hata yaparlar. Bunun en bariz örneği, Efendimizin huzuruna gelen köleye yüz çevirip zengin olan kafirlere dini anlatmak istemesi üzerine “Abese ve tevellâ en câehül a'mâ” ayet-i celilesinin inmiş olmasıdır. Efendimiz Allah tarafından uyarılmıştır. Hepimiz şuyuz, buyuz diye nara atanlara tavsiyem, “Hepimiz günahkarız.” sloganını kendilerine şiar etmeleridir diyerek sözlerime son veriyorum. Kalın sağlıcakla.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.