Semiha Sandıkçı

Semiha Sandıkçı

MODERN ZAMANIN İÇİNDEN GEÇERKEN

İnsan, dünyanın hiç olmadığı kadar yakınında şimdi. Bir tuşa dokunarak uzak şehirlerden haber alıyor, hiç görmediği insanların hayatlarına konuk oluyor, bilmediği sokaklarda dolaşıyor, görmediği denizlerin kıyısına varıyor. Merak ettiği ne varsa önünde; öğrenmek istediği şeyin cevabı birkaç saniye içinde elinde.

Dünya, insanın avuçlarına sığacak kadar küçüldü.

Peki, insan kendi içinde ne kadar yol alabildi?

Dışarıda keşfedilecek bunca şey varken, kendi içinde keşfedilmeyi bekleyen bir dünyanın varlığını ne kadar hatırlıyor?

Günlerimiz dolu. Bir şeyler izliyor, okuyor, dinliyor; bir yerden başka bir yere yetişiyor, bir düşünceden diğerine geçiyoruz. Boşluk bulduğumuzda hemen dolduruyoruz onu. Sanki birkaç dakika hiçbir şey yapmadan durmak, hayatın gerisinde kalmakmış gibi...

Oysa bazı şeyler, ancak acelemiz olmadığında kendini gösterir. Bir düşünce, hemen ardından başka bir düşünceye geçmediğimizde derinleşir. Bir soru, cevabını bulmak için biraz bizimle kaldığında başka kapılar açabilir. Bazen sıradan sandığımız bir olay, üzerine yeniden düşündüğümüzde bambaşka bir anlam kazanır.

İnsan her zaman yeni bir şey öğrenerek değişmez. Bazen bildiği bir şeye başka türlü bakmayı öğrendiğinde de değişir.

Modern zamanın bize sunduğu kolaylıklar, hayatımızı pek çok yönden güzelleştiriyor. Mesele, elimizdeki imkânlar değil; onlarla ne yaptığımızı unuttuğumuz anlar. Bir şeyi merak edip cevabını bulmakla, merakımızın peşinden gitmek arasındaki farkı giderek daha az düşünüyoruz belki de. Oysa bir cevaba ulaşmak başka, o cevapla kendi düşüncemizi derinleştirmek başkadır.

Bazen bir şey öğreniriz ama üzerine hiç düşünmeden geçeriz. Bir manzara görürüz, fotoğrafını çeker ama kendimize ne hissettirdiğini sormayız. Bir insanla konuşuruz, söylenenleri duyar ama içimizde hangi düşüncelerin uyandığını fark etmeyiz.Hayatın içinden geçeriz; fakat çoğu zaman karşımıza çıkanları gerçekten fark etmeyiz.

İnsan dışarıyla bu kadar meşgulken, kendi içinde biraz daha az oyalanır. Bir düşüncenin peşine düşmeye, bir sorunun yanında beklemeye, gördüklerinin ardındaki anlamı aramaya daha az zaman ayırır.

Derken dışarıdaki dünya genişlerken, insanın içindeki dünya daralır.

Oysa insanın içinde, henüz düşünülmemiş düşünceler, başka türlü bakılmayı bekleyen meseleler, yeni anlamlar bulabilecek deneyimler vardır.

İnsanın iç dünyasını keşfetmesi, başka pencerelerden de bakabilmesiyle mümkündür.

Kendinde bilmediğin bir düşünceyle karşılaşmak, daha önce fark etmediğin bir yönünü keşfetmek, hayatın sana sunduğu bir şeyi yeniden anlamlandırmak...

İnsan kendini tanıdığını düşündüğü hâlde, kendinde keşfedecek ne çok şey taşıyor oysa.

Belki de bu yüzden insanın ara sıra durmaya ihtiyacı vardır. Her şeyi bırakıp dünyadan uzaklaşmak için değil; dünyanın içinden geçerken kendini de görebilmek İçin. Bir kitabın cümlesinde, bir dostun sözünde, bir ağacın gölgesinde ya da günün sonunda kendi sessizliğinde biraz kalabilmek için...

Çünkü sessizlik her zaman söylenecek sözün bitmesi değildir. Bazen yeni bir cümlenin doğabilmesi için gereken yerdir.

Ve insan, o cümleyi duyduğunda belki kendine biraz daha yaklaşır.

Belki modern zamanın en büyük yalnızlığı, insanın çevresinde kimsenin kalmaması değil; keşfedilecek bunca şeyin arasında kendi içindeki dünyayı merak etmeyi unutmasıdır.

Dünya hâlâ büyük. Öğrenilecek, görülecek, tanınacak ne çok şey var. Her gün önümüzden yeni yollar geçiyor, yeni insanlar hayatımıza dokunuyor, yeni düşünceler kapımızı çalıyor.

Ama insan bazen bütün bu yolların arasında kendi içine açılan yolu görmeden geçiyor.

Oysa insanın kendi iç dünyasını keşfetmesi de hiç bilmediği bir yere gitmek kadar heyecan vericidir. Çünkü orada seni bekleyen farklı bir sen ve belki de fark edeceğin yeni düşünceler vardır.

Kim bilir, belki de insanın kendinde keşfedeceği en güzel şey, henüz kendisi hakkında bilmediği şeylerdir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Semiha Sandıkçı Arşivi
SON YAZILAR