SAHTE GÜLÜCÜK…
İnsanın yüzü, kalbin tercümanıdır. Gözlerdeki ışık; iç dünyasının huzurunu, dudaklardaki tebessüm; ruhun samimiyetini taşır. Bu yüzden gerçek gülümseme; insanın en değerli asil tavırlarından biridir. Fakat zamanla öyle bir toplumsal alışkanlık oluştu ki; insanlar yüzlerini bir maskeye, gülüşlerini bir role dönüştürdüler. Gönlü daraldığında bile gülümsemek zorunda hissedenler, kırıldığı hâlde “her şey yolunda” diyenler, nefret ettiği hâlde tebessüm edenler çoğaldı. İşte buna sahte gülücük denir. Medeniyet gibi görünse de, bu,gülücükler; gerçekte insanın kendisine karşı işlediği bir hiledir.
Sahte gülücük; karakterin inceliğinden değil, kırılganlığından doğar. İnsan bazen güçlü görünmek için susar, çoğu zaman da ortam bozulmasın diye gülümser. Oysa bu; nezaket değil, iç dünyasını inkâr etmektir. Allah insanı iki yüzlü olmaya değil, yüzü ile kalbi arasında bir sadakat kurmaya davet eder. Çünkü hakiki insan; sevdiğine gülümser, sevmediğine mesafe koyar. Ne nefret ettiği kişiyle dost görünür, ne gönlünün kabul etmediği biriyle samimiyet kurar. Bu duruş; kibir değil, kişilik emanetini koruma bilincidir.
Sahte gülücük; bir ilişkiyi kurtarmaz, sadece çürümeyi geciktirir. Çatlağı kapatan boya gibidir, yağmur yağınca dökülür. Sözün özü; insan birine karşı güvenini kaybettiğinde yüzündeki tebessümün bir anlamı kalmaz. Çünkü tebessüm; güvenle beslenir, güven kırılınca yüz de donar, kalp de mesafe koyar. Samimiyetin bittiği yerde gülümseme süs olur. Kişi bunu fark ettiği hâlde hâlâ gülmeye devam ediyorsa, kendi kişiliğini yıpratmaya başlamış demektir.
Asıl edep; herkese gülümsemek değil, kimle konuşacağını, kimden uzak duracağını bilmek ve bu tercihi dürüstlükle yapmaktır. İnsan, kötü olana gülümsemek zorunda değildir, nanköre da tebessüm borçlu yoktur, kendisini inciteni memnun etmeye hiç mecbur değildir. Medeni olmak; sınırları olan bir karaktere sahip olmaktır, sahte tebessüm üretmek değildir. Çünkü ölçüsüz nezaket; kişiliksizliğe dönüşür, yerli yersiz tebessüm ise; insanın kendi değerini tüketir.
Müslüman’ın tebessümü sadakadır ama sadakanın şartı da niyettir. Niyet bozulduğunda, verilen sadaka sadaka olmaktan çıkar. İçinde kin taşıdığı birine sunulan gülümseme sevap değil; bir rol, bir zorlanmışlık, bir iç çatışmadır. Bu yüzden İslam, insana önce kalbini temizlemeyi, sonra yüzünü güzelleştirmeyi öğretir. Kalbi kirli olanın gülüşü temiz olamaz. Kalbi incinmiş olanın yüzündeki yapay tebessüm, hem kendini hem karşısındakini kandırmaktan başka bir işe yaramaz.
Hayat zaten zordur. İnsanın yüzünde taşıdığı maskeler, sahte külücükler, yapmacık davranışlar; onu daha da yormaktadır. Kişi sahte gülüşlerle değil, hakikatin huzuruyla ayakta kalır ancak. Samimi bir tebessüm, sahte bir kahkahadan her zaman daha değerlidir. Mesafe; samimiyetsizlik değil, karakterdir. Duruş sahibi insan; yüzünü eğip bükmez, gerektiği yerde susar, gerektiği yerde konuşur, gerektiği yerde de gülümsemez. Çünkü bilir ki; gülümsemek bir sadaka olduğu kadar, aynı zamanda bir duruştur.
Tecrübe zamanla bir çok konuyu insana öğretir. Sahte gülücüğün anlamsızlığı da tecrübenin öğrettiklerindendir. Gönlün kabul etmediği yerde gülümsemek, ruhu yaralar. Dışarıda gülüyor gibi görünüp içeride incinmek; kişinin kendisine yaptığı en büyük haksızlıktır. Oysa sahici bir yüz, berrak bir kalpten doğar. Allah’ın huzurunda değerli olan da o berraklıktır. İnsan, yüzünü değil; kalbini düzeltmeye yöneldiğinde sahte gülüşe ihtiyaç duymayacaktır. Çünkü gerçekler; maskeleri değil, duruşu sever.
Duruş sahibi insan için; sahte gülücük medeniyet değil, bir hiledir. Gerçekçi olmak ise; karakterin en asil hâlidir. Söz gümüşse, sükut altındır. Karşıyı memnun etmek içen her hangi bir tavra gerek yoktur. Söz bilirsen söyle ibret alsınlar, bilmiyorsan sus da insan sansınlar. Müslüman olmanın gereği; erdemli insan olmak ve vakarı korumaktır.
Hiçbir çıkar; kişilikten önemli değildir. Üstelik, sahteciliğin getirisi de zaten yoktur. Bu durum; Kurtla ilişki kurmak gibidir. Kurt'un fıtratı bellidir. Onunla iyi geçinmek için eli/kolu onun ağzına vermen; gövdeyi teslim etmektir. Sahte gülücük de böyle bir hâldir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.