Mehmet Ali Coşkuner

Mehmet Ali Coşkuner

CHP BU NOKTAYA NEDEN GELDİ?

Siyasette en büyük tehlike, rakibinizin sizi yıpratması değildir.

Asıl tehlike, kendi ellerinizle kendi siyasi itibarınızı tüketmenizdir.

Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin yaşadığı tablo tam da budur.

İktidarı eleştirmek için yola çıkan CHP, bugün kendi iç hesaplaşmalarının gölgesinde siyaset yapmaktadır.

Vatandaşın gündemi ekonomi, hayat pahalılığı, işsizlik ve gelecek kaygısı iken, CHP'nin gündemi kurultaylar, mahkeme süreçleri, adaylık hesapları ve parti içi kavgalar olmuştur.

2023 seçimlerinin ardından başlayan "değişim" söylemi, umut olmaktan çok yeni bir güç mücadelesine dönüştü.

Değişim denildi ama parti içinde birlik sağlanamadı.

Tam tersine, ayrışma daha da derinleşti.

Kurultay yapıldı; ancak tartışmalar bitmedi.

Delegelere yönelik usulsüzlük iddiaları, para karşılığı oy kullanıldığı yönündeki suçlamalar ve ardından gelen "mutlak butlan" tartışmaları, CHP'nin en önemli organının bile meşruiyetinin sorgulanmasına neden oldu.

Bir siyasi partinin kendi kurultayının mahkeme salonlarında tartışılması, o partinin kurumsal yapısına ciddi zarar verir.

Daha da düşündürücü olan ise, yıllarca CHP'nin genel başkanlığını yapan Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik kullanılan dil.

Dün "Genel Başkanım" diyenlerin bugün hakaret sınırına varan ifadeler kullanması, sadece bir kişiye değil, parti kültürüne de zarar verdi.

Bir siyasi hareket, kendi geçmişine saygı göstermiyorsa, geleceğine güven vermekte zorlanır.

Özgür Özel'in genel başkanlığıyla birlikte kullanılan sert siyasi üslup da tartışmaların merkezinde yer aldı.

Elbette muhalefet sert eleştiriler yapabilir; ancak toplum, öfkeyle değil çözümle ilgilenir.

Sürekli gerilimi yükselten bir dil, parti tabanını motive etse bile kararsız seçmeni ikna etmeyebilir.

Ekrem İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığına ilişkin tartışmaların seçimlere yıllar varken başlaması da ayrı bir soru işareti oluşturdu.

Henüz seçim takvimi ortada yokken başlayan adaylık hesapları, CHP'nin ülkenin sorunlarından çok kendi siyasi geleceğini konuştuğu algısını güçlendirdi.

Şimdi de il ve ilçe örgütlerinde peş peşe görevden almalar yaşanıyor.

Yıllarını partiye vermiş isimlerin bir kalemde tasfiye edilmesi, teşkilatlarda ciddi huzursuzluklara yol açıyor.

Küskünlükler büyüdü, kırgınlıklar arttı.

Siyasette sandığı kazandıran, yalnızca genel merkez değil; sokakta çalışan teşkilatlardır.

Bugün CHP'nin içinde farklı odaklar oluşmuş durumda.

Bir tarafta eski yönetimi savunanlar, diğer tarafta yeni yönetim, başka bir tarafta belediye başkanları ve farklı siyasi gruplar...

Aynı parti içinde bu kadar farklı sesin yükselmesi, seçmene güven vermek yerine belirsizlik hissi oluşturuyor.

Vatandaş ise haklı olarak şu soruyu soruyor.

"Ülkeyi yönetmeye talip olanlar, önce kendi partilerini yönetebiliyor mu?"

İşte CHP'nin bugün karşı karşıya olduğu en büyük sorun da budur.

Muhalefetin görevi sadece iktidarı eleştirmek değildir.

Aynı zamanda umut vermek, çözüm üretmek ve güven oluşturmaktır.

Sürekli kendi iç krizleriyle anılan bir partinin bunu başarması ise oldukça zordur.

Belki de CHP'nin bugün yaşadığı en büyük kayıp oy kaybı değil, güven kaybıdır.

Çünkü siyaset sadece söylemle değil, tutarlılıkla yapılır.

Dün savunulanların bugün reddedildiği, dün alkışlananların bugün hedef haline getirildiği bir ortamda seçmenin kafasının karışması kaçınılmazdır.

CHP'nin bugün yaşadığı tablo, tek bir olayın değil; kurultay tartışmalarının, butlan sürecinin, parti içi hizipleşmenin, Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik sert tutumun, Özgür Özel'in gerilim dozu yüksek siyasetinin, Ekrem İmamoğlu etrafında erken başlayan cumhurbaşkanlığı tartışmalarının ve teşkilatlarda yaşanan tasfiyelerin ortak sonucudur.

Siyasette en büyük sınav, seçim kazanmak kadar kaybettikten sonra da birlik içinde kalabilmektir.

CHP, bu sınavı henüz başarıyla verebilmiş görünmüyor.

Bir siyasi partiyi en çok yıpratan, rakibinin eleştirileri değil; kendi içinde verdiği bitmek bilmeyen mücadeledir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Ali Coşkuner Arşivi
SON YAZILAR