MÜFETTİŞLER BUYURSUN GELSİN

            Nelerle uğraştığımızı  ve kimlerle  nasıl mücadele ettiğimi  tahmin ettiğinizi biliyorum. Ancak şeytan taşlamanın faziletine inandığımdan  bu işi yapmaya devam edeceğimi  bilmenizde yarar var. Ak Parti  iktidar olduktan sonra ülkede bir çok güzel gelişme olduğu açıkça ortada olmasına ve bilhassa Başbakan'ın  duruşu, tavrı, politikaları ortada olmasına rağmen yanlış yapanlar bu huylarından hiç vaz geçmeye niyetleri olmadığı da ortada. Geçen hafta çok eski dostum olan Rize'nin bir ilçe Belediye  Başkanı hasta yakınını ziyarete geldiğinde uğramıştı. Sohbet ederken çok enteresan bir şey söyledi. Dedi ki; Rize'deki  kalburüstü toplantılara katıldığımda katılımcılar noktasında tek farkın Başbakan olduğunu görüyorum. Demek ki eskiden Mesut Yılmaz'ın etrafında olanlar şimdi Başbakan'ın etrafındalar.

            Yanlışlarla mücadele etmek dünyanın en zor işlerinden birisidir. Çünkü, yanlış işlerin peşinde  olanlar anında bir araya gelirler ancak dürüst insan sayısı az olduğundan onlara ulaşmak zordur. Dünya var  olduğu günden kıyamet sabahına dek  hak ve batıl mücadelesi devam edecektir, bu Allah'ın koyduğu kuraldır. Bu yüzden yaptığım mücadeleden asla rahatsızlık duymuyorum, yeter ki yaptığımız mücadelede Hakkın Rızası  olsun. İnsanlar sizi  tökezletebilmek için o kadar enteresan formuller buluyorlar ki aklınız şaşar. Bir bakmışsınız sizi mali suçlarla mücadele kurumuna şikayet etmişler,  sizinle ilgili  BALİNA  operasyonu yapılıyor, sizin haberiniz yok, şikayet edenlerin ismi yok, cismi yok, ama operasyon yapılmış bittikten sonra haberiniz oluyor. Bizimle sıkıntısı olup ortaya çıkmaya korkanlar veya çıktıkları halde sonuç alamayanlar ellerine kalem kağıt alıp, isim vermeksizin şikayet ediyorlar, ilgili makamlar da bu isimsiz mektuplar üzerinden soruşturma yapıyorlar.

            Allah'a şükürler olsun ki, gizli saklı işimiz yok da bu işleri rahatlıkla aşıyoruz, en ufak bir defomuz olsa emin olun yanmıştık. BALİNA operasyonundan  tertemiz çıktuığımızı gören eli kalem tutup, yürekleri olmayan  zavallı düşmanlarımız bu kez SGK'ya şikayette bulunmuşlar. Şikayet çok enteresan güya yanımda çalışan  personeli sigorta yaptırmamışım ancak benden korktukları için  isimlerini veremiyorlarmış!... nasıl ama yemede yanında yat değil mi? Bizim yanımızda çalışıp da sigortası olmayan olmaz, müfettiş arkadaşlar buyursun gelsinler biz buradayız.

            Bu şikayeti  öğrenince çok enteresan  şeyler geldi aklıma 20 Eylül günü SGK müdürünü ziyaret ettim, ziyaret sebebim bir gazetenin kuruma olan borçlarını öğrenmekti. Müdür Bey bana bir, iki gün içerisinde döneceğini söyleyip, beni yolcu etti. Aradan iki gün geçince  müdür bey arayıp çok ama çok ilginç bir cevap verdi bana. Nedir cevap derseniz, sıkı durun açıklayayım; ilgili gazete  sahipleri ben müdürü ziyaret ettiğim 20 Eylül günü borçlarını yapılandırıp, takside bağlamışlar. Ne kadar enteresan bir durum değil mi? Biz kurum  müdürünü ziyarete gidiyoruz  ilgili gazetenin borçlarını soruyoruz, aynı gün borçlar yapılandırılıp, takside bağlanıyor. Kurum müdürü yapılan taksitlendirme ile ilgili evrakı da veremeyeceğini beyan edince teşekkür edip, telefonu kapattım. Daha sonra ilgili gazetenin daha önceki dönemden kalma borçlarından tutun, Müdürün yapılandırmayı yaptığı güne dek tüm borçlarını çıkartıp üzerine bir not eklemek surertiyle kurum müdürüne gönderdim.

            Kurum müdürüne gönderdiğim notta şunu yazdım; Müdür bey, bana vermediğiniz ve tüm birimlerinizi sıkı, sıkıya tembihlediğiniz evraklar ilişikte sunulmuştur. Başka evraklar isterseniz onları da gönderebilirim!.... Bu yazıyı gönderdikten bir kaç gün sonra Cumhuriyet Savcılığına isimsiz bir dilekçe verilerek gazetede çalışan personelin sigortasız çalıştırıldığı şikayet edilmiş. Henüz müfettiş arkadaşlar gelmedi. Ancak  hayatım boyunca en önemli prensibim yanımda sürekli olarak çalıştırdığım personelin maaşı, SSK primi, vergileri anında yatar, bizi şikayet eden arkadaşlara ve SGK'ya tavsiyem yanında personelini  çalıştırıp, maaşını ödemeyenleri, primlerini yatırmayıp şirketi kapatıp, başka şirket üzerinden gazetecilik faaliyetine devam edenleri, sahibi olduğu gazeteyi batırıp, vergi SSK borçlarını ödemeyip, oturdukları evin dahi adresini vermeyip, devleti dolandıranları, hatta gazete künyesinde adı olmasına rağmen o gazeteye kimseciklerin neden uğrayıp devletin tahsil etmesi gereken primleri tahsil etmediklerini araştırıp, sonuçlandırırsalar kamuya ve insanlığa çok büyük hizmet edeceklerini  unutmasınlar. Bizim verilmeyecek hesabımız yok, kullara değil, yaradana vereceğimiz hesabı geçmek ümidiyle kalın sğlıcakla  

 

Not: Dün YEDAŞ yetkilileri gazeteyi arayıp hem aboneliklerini, hem de reklam sözleşmelerini iptal ettiklerini  belirtmişler. Gece üzüntümden uyuyamadım!... onlar bize reklam vermezlerse, abone olmazlarsa halimiz nice ola!.. üzülmesinler onlar ne yaparsa yapsınlar biz yazmayacağız, yeterki aboneliklerini iptal etmesinler!....(İnandınız mı?)  

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum
Adnan Bahadır Arşivi
SON YAZILAR