GÜÇLÜNÜN SONU...
Köpeğin görevi kurdu boğmak değildir; sürüyü korumaktır. Bu basit görünen tespit aslında hayatın ve toplum düzeninin derin bir gerçeğini anlatır. Çünkü doğada da, insan hayatında da esas olan saldırı değil savunmadır. Saldırı çoğu zaman gücün taşmasıdır; savunma ise sorumluluğun ve emanet bilincinin ürünüdür. Bir çoban köpeği kurdu avlamak için yaratılmamıştır. Onun görevi sürünün etrafında dolaşmak, tehlikeyi sezmek ve yaklaşan tehdidi uzaklaştırmaktır. Köpek kurdu kovalar, ama kurdun peşine düşüp onu yok etmeye çalışmaz. Çünkü onun görevi savaşmak değil, emaneti muhafaza etmektir.
Bu durum aslında insan hayatı için de önemli bir ölçüdür. İnsan çoğu zaman gücünü saldırı üzerinden tanımlar. Birini alt etmek, yenmek, yok etmek güçlü olmak sanılır. Oysa gerçek güç; saldırmakta değil koruyabilmektedir. Bir şeyi yıkmak kolaydır; zor olan onu ayakta tutmaktır. Toplumların da ayakta kalabilmesi bu ilkeye bağlıdır. Bir toplum sürekli saldırı psikolojisiyle yaşarsa içten çürür. Çünkü saldırı hırsı; aklı köreltir, adaleti zedeler, ölçüyü ortadan kaldırır. Savunma ise; düzen kurar, sorumluluk üretir ve güven inşa eder.
İslam’ın ortaya koyduğu mücadele anlayışı da temelde bu ölçü üzerine kuruludur. Kur’an’da savaşın meşruiyeti anlatılırken şu sınır çizilir. “Size savaş açanlarla savaşın, fakat haddi aşmayın.” Bu ifade; saldırıyı değil savunmayı esas alan bir anlayışı gösterir. Mücadele; zulmü durdurmak içindir,yeryüzünde güç gösterisi yapmak için değildir. Bir sürüyü koruyan köpek nasıl ki kurdun karakterini değiştirmeye çalışmazsa, Müslüman da kötülüğü tamamen ortadan kaldırma iddiasıyla hareket etmez. Çünkü dünyada iyilik de vardır kötülük de. İnsan için asıl sorumluluk kötülüğün yayılmasına izin vermemektir. Yani görev boğmak değil, korumaktır.
Hayatın birçok alanında bu denge bozulduğunda sorunlar ortaya çıkar. İnsan bazen kendisini bir davanın savaşçısı gibi görür ve saldırganlaşır. Halbuki çoğu zaman yapılması gereken şey, var olan iyiliği korumaktır. Bir aileyi ayakta tutmak, bir toplumu korumak, bir değeri muhafaza etmek… Bunların hepsi savunma bilincinin ürünüdür. Savunma aynı zamanda bir ahlâk meselesidir. Çünkü savunan kişi emanet bilincine sahiptir. Kendisine verilen şeyin kıymetini bilir. Bir çoban köpeği sürüyü korurken aslında çobanın emanetini korur. İnsan da hayatında sahip olduğu değerleri korurken bir emaneti muhafaza eder.
Bugün dünyanın birçok yerinde çatışmaların büyümesinin nedeni, savunma ile saldırı arasındaki çizginin kaybolmasıdır. Herkes kendini haklı bir savaşın tarafı gibi görür. Oysa çoğu zaman savaşların altında güç arzusu vardır. Güç hırsı savunmayı saldırıya dönüştürür. Aklını kullanıp, haddini bilmek; sınırı bilmektir. Ne zaman duracağını, neyi koruyacağını, nerede mücadele edeceğini bilmek… İşte bu, aklın ve hikmetin işidir. Köpeğin görevi kurdu boğmak değildir; sürüyü korumaktır. Bu basit hakikat aslında insan hayatına da ışık tutar. Çünkü güçlü olmak demek her düşmanı yok etmek değildir. Güç, emaneti koruyabilmektir.
Savunma bilinci olan toplumlar ayakta kalır. Saldırı hırsıyla yaşayanlar ise sonunda kendi güçlerinin altında ezilir. Çünkü yıkmak kolaydır, ama korumak karakter ister. Ayakta ve hayatta kalmak için her tarafa saldıranlar; yıkılmanın ve yok olmanın eşiğine gelmiştirler. Dünyan idaresinin kendi iradelerinde olduğunu düşünenler; idarelerinin devamını sağlamak için saldırma ihtiyacı duymazlar. Eğer panik içinde, her tarafa saldırıyorlarsa; iradelerinin etki gücü zayıflamış, eş değer otoriteler ortaya çıkmıştır. Güç; saldırmayı değil korumayı gerektirir.
Kainatın bir fıtrat düzeni vardır. Bu düzenin koordinatlarını Yaratıcı Kudret koymuştur. Beşeri güce sahip olanların kainatın düzenini bozmaya çalışmaları; gizli ilahlık iddiasıdır. Nemrut da öyle yapmıştır. Gücünü ispat için gökyüzüne merdiven yaptırmış, kendisinden daha güçlünün bulunmadığı bu yöntemle göstermeye çalışmıştır. Bu nokta onun yok olmasının son çırpınışıdır. İlahlık iddiasında bulunan Nemrut sivri sinekle başa çıkamamış ve yok olmuştur Saldırmak; yıkılmanın ve yok olmanın işaretidir. Tarih bunun örnekleriyle doludur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.