AMAÇ MAHKEMEYİ ETKİLEMEK

     Siyaset ülkeye hizmet etmek için yapılması gereken bir uğraştır. Şayet bunu cebinize hizmet etmek için yaparsanız hem ülkenize hem de davanıza zara verirsiniz. Üzülerek ifade etmek gerekirse ülkemizde siyaset yapanların büyük bir kısmı ülkeye hizmet etmekten ziyade kendilerine hizmet etmek için siyaset yapmakta. 1985 yılından itibaren şu veya bu şekilde siyasetin içerisindeyim. Şehrimizde siyaset yapanların tamamına yakınını tanır, bilirim veya haklarında malumatım vardır. Kendim, merhum Erbakan Hoca’nın rahlei tedrisinden geçtim, uzun zaman O’nunla birlikte siyaset yapma fırsatım oldu. Bu esnada birçok insanla çalıştığım gibi Adem Güney’le de çalıştım. Ancak Adem Güney’le gerek siyaset anlayışımız, gerek ticaret anlayışımız, gerekse hayata bakışımız hiç uyuşmadı. Refah Partisi’nde birlikte çalıştık ama anlaşamayacağımızı görünce ben yönetimden ayrıldım.

      Daha sonraki dönemlerde de zaman zaman görüşsek de hiçbir zaman anlaşma şansımız olmadı. AK Parti ilk kurulduğunda Adem Güney Saadet Partisini tercih etti, ben ise AK Parti’yi tercih ettim. Adem Güney Refah Partisi’ndeki “kayıp trilyon” davasından hüküm giyip cezaevinde yattığında ziyaretine de gittim. Çok enteresandır, Adem Güney’in, bu davadan aldığı ceza nedeniyle sabıka kaydı vardır ve alınan ceza dolandırıcılık cezasıdır. Biz bu minvalde kendisine hiçbir zaman dolandırıcı demedik ama biz hüküm giymediğimiz halde adamın bizim için şantajcı diye haber yapması da O’na mahsus bir davranış biçimi... Adem Güney’i çok iyi tanıdığımdan O’nunla görüştüğüm dönemlerde dahi O’na karşı temkinli davrandım ama o sürekli benden taleplerde bulundu. Cezaevindeyken bana bir mektup yazarak, beraber yattığı arkadaşının işlettiği galerinin -yeri Büyükşehir Belediyesi’ne ait yeşil alandı- durumuyla ilgili bir şeyler demişti, o mektup da bende duruyor.

     Adem Güney’in bu isteklerine karşılık vermek zor olduğundan O’na çok mesafeli duruyordum ama bir gün Canik’teki yüzme salonuna yanına iki arkadaşını alarak geldi ve Vezir Hazretleri ile görüşmek istediklerini aracı olmamı istedi. Bunun üzerine ben onları yanımdan öyle gönderdim ki anlatamam. Bu söylediklerime Yunus Güney ve Yahya Kurumahmutoğlu da şahittir; hatta Yahya Kurumahmutoğlu, o gün bu gündür benimle konuşmaz. Adem Güney’le olan husumetimizin başladığı yer burasıdır, inanmayan Yunus Güney’le Yahya Kurumahmutoğlu’na sorsun. Daha sonra Adem Güney, Ali Akyüz sayesinde AK Parti’ye girdi, teşkilat başkanı oldu. Ardından da Ali Akyüz’ü ikna ederek O’nu seçime sokmayıp il başkanı oldu. Ama nasıl oldu, nasıl seçimi kazandı derseniz onun için iki üç tane yazı yazmam gerekir, bugün o konuya girmek istemiyorum.

    Adem Güney’in teşkilat başkanlığı döneminde ben de belediyedeydim, O’nun bana gönderdiği işlerle ilgili kartvizitlerin bir kısmını yayınladım, gördünüz… O’nun taleplerine karşılık vermek mümkün olmadığından beni başkan vekilliğinden aldırmak için her yolu denedi ama olmadı. Daha sonraki süreçte yaşanan olayları şimdi burada anlatma gereği duymuyorum ama şu kadarını söylemek isterim ki o dönemde Adem Güney benim partiden atılmam için elinden gelen her şeyi yaptı ama bunu yüzüme çıkıp söyleyemedi. Şimdi ise yazdığı yazılarda bunu itiraf ediyor. 2009 yılında çetelerle yaşadığım saldırı olayında polisin yaptığı fiziki takip tapeleri bende, orada Adem Güney’le ilgili olan kısımları da zamanı gelince yayınlayacağım. Adem Güney’in benimle ilgili o günlerde neler yaptığını da göreceksiniz ama şimdi konumuz bu değil.

     Gazetecilik mesleğine başlama nedenim siyasetteki yanlışları ortaya çıkarmak olduğundan, kim yanlış yaptıysa hepsini ortaya koydum. Bu minvalde Suat Kılıç’ın en güçlü olduğu dönemlerde O’nunla ilgili de haberler yaptım. Zira O’nun asıl amacı 2014 yılında yapılan seçimlerde Büyükşehir Belediye Başkanı olmaktı. Yusuf Ziya Yılmaz’ı sevmem ama O’nunla Suat Kılıç’ı kıyasladığımızda, Suat Kılıç’ın O’ndan çok daha fazla bu şehre zarar vereceğini düşündüğümden Suat Kılıç’ın olmaması için uğraş verdim.

      Bu mücadeleyi verirken birileri çok rahatsızlık duymuş olacak ki adı sanı belli olmayan, daha doğrusu adı Selim Çetin olan ama TC kimlik numarası olmayan, hatta ve hatta böyle bir kişinin olmadığı açıkça ortada olmasına rağmen, dönemin Emniyet Müdürü olan ve FETÖ’cü olduğu gerekçesi ile emekliye sevk edilen Hulusi Çelik döneminde benimle ilgili mahkemeden KOM dinleme kararı almak istiyor ama mahkeme reddediyor. Daha sonra yapılan itiraz üzerine başka bir mahkemeden dinleme kararı alınıyor. İşin garip tarafı, bu işi yapan KOM müdüründen polislerine varıncaya dek tamamı FETÖ’den görevden atılıp, bir kısmı da tutuklanıyor. Yapılan üç aylık dinlemelerde en ufak bir hukuki delil bulamadan Kasım 2012’de bana operasyon yapılıyor ve evim, arabalarım, yazlığım, işyerim adeta talan edilircesine aranıyor. Delil bulunamadığından tutuklanmam dahi olmadan salıveriliyoruz.

    Bu mahkeme tam beş yıldır sürüyor ve mahkemenin savcısı beraatimizi talep ediyor. Daha sonra savcı değişiyor, gelen yeni savcı ilk duruşmada dosyaya hakim olmadığını söyleyip süre istiyor, mahkeme süre veriyor. Daha sonraki duruşmaların tamamında eski savcının mütalaasını verip beraatimizi isteyen savcı bu kez dosyaya hiçbir ilave delil koymaksızın cezalandırılmamızı talep ediyor. Ancak bu arada önemli bir şey oluyor, hakkındaki bazı iddialar sebebiyle  görevden alındığı söylenen eski Vali İbrahim Şahin’in avukatı olan Adem Güney bir internet sitesi kurup bu dosyayı sürekli yayınlamak suretiyle mahkemeyi etkilemeye çalışmakla da kalmayıp, beş yıldan beri ilgisi olmayan dosyada Mustafa Barlak ve Barlakların avukatlığını alıp karşımıza çıkıyor. Mustafa Barlak konusunu burada yazmaya yerim kalmadı ancak avukatıma gidip “isterseniz lehinizde ifade vereyim” diye bana haber gönderdiğinde ben reddetmiştim, çünkü ben davamda haklıyım, suç işlememişimi, paramı istemişim. Son günlerde aynı Adem Güney’in sitesi sürekli bu konuyu işleyip mahkemeyi etkilemeye çalışıyor, şimdi ben de merak ediyorum, acaba mahkeme bu saçma sapan yayınlardan etkilenip hukukla ilgisi olmayan bir karar mı verecek, yoksa hukuk mu üstün gelecek... Bu kanaate nerden vardın derseniz, Yargıtay’da tanıdık üç beş hakim arkadaşa dosyayı yolladım, “bu dosyada hukuki suç yok ama siyasi karar verilirse bilemeyiz” dediler. Bu konuda şimdilik bu kadarla yetiniyorum. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Adnan Bahadır Arşivi
SON YAZILAR