Mehmet Ali Coşkuner

Mehmet Ali Coşkuner

29 EKİM

Bazı tarihler vardır; üzerinden yıllar geçse de anlamını yitirmez.

Çünkü o tarihler, yalnızca geçmişte yaşananları değil, bir milletin nasıl ayağa kalktığını ve dünyaya nasıl bir irade gösterdiğini anlatır.

29 Ekim 1923, Türk milletinin tarihine işte böyle yazılmıştır.

O gün, Anadolu’nun yorgun topraklarında yalnızca yeni bir devletin adı konulmadı.

Bağımsızlığını savaş meydanlarında kazanan bir millet, geleceğini kendi iradesiyle kuracağını bütün dünyaya ilan etti.

Bu, bir takvim yaprağına sığmayacak kadar büyük; birkaç törenden ibaret görülemeyecek kadar köklü bir dönüşümdü.

Aradan 103 yıl geçti.

Dünya değişti, sınırlar değişti, güç dengeleri değişti.

Fakat bir milletin bağımsız yaşama iradesinin tarih içindeki değeri değişmedi.

Bugün 29 Ekim’i kutlarken yalnızca nereden geldiğimizi hatırlamıyor, aynı zamanda nasıl bir devlet geleneğinin mirasçıları olduğumuzu da yeniden görüyoruz.

Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde kazanılan Millî Mücadele, Türk milletinin en zor şartlarda dahi kendi kaderine sahip çıkabileceğinin tarihî kanıtıdır.

Yoklukların içinden doğan Türkiye Cumhuriyeti, bağımsızlığı kalıcı kılmak için devlet kurumlarını oluşturmuş, eğitimden hukuka uzanan köklü dönüşümlere yönelmiş ve çağdaş dünyada güçlü bir yer edinme hedefini benimsemiştir.

29 Ekim’in asıl büyüklüğü, bir milletin yalnızca bağımsızlığını kazanmasında değil, o bağımsızlık üzerine bir gelecek inşa etme kararlılığındadır.

Bugün güçlü devlet olmak, yalnızca geçmişte kazanılan zaferleri hatırlamakla mümkün değildir.

Tarihinden güç alan, insan kaynağını geliştiren, bilim ve teknoloji üreten, ekonomisini büyüten, kurumlarını sağlamlaştıran ve dünyadaki değişimi doğru okuyabilen ülkeler geleceğe yön verir.

Türkiye’nin önündeki hedef de tarihî birikimini bu alanlarda yeni başarılara dönüştürmektir.

Elbette her dönemin kendine özgü şartları, mücadeleleri ve hedefleri vardır.

Bir asır önce bağımsızlık mücadelesi veren kuşakların sorumluluğu başkaydı; bugünün kuşaklarının sorumluluğu başkadır.

Ancak değişmeyen bir gerçek var.

Bir ülkenin gücü, milletinin ortak hedefler etrafında buluşabilmesinden ve sahip olduğu potansiyeli başarıya dönüştürebilmesinden doğar.

Atatürk’ün çağdaş uygarlık hedefi de bu bakımdan önemlidir.

Bu hedef, yalnızca geçmişin başarılarıyla yetinmeyen; aklı, bilimi, eğitimi ve üretimi esas alarak sürekli ilerlemeyi amaçlayan bir anlayışı ifade eder.

Köklerinden güç alan bir ülkenin dünyaya açık olması, kendi değerlerini korurken yeni bilgi ve teknolojiler geliştirmesi, bağımsızlığını her alanda güçlendirmesi bu yürüyüşün temel parçalarıdır.

Bir devletin gücünü belirleyen unsurlardan biri de millet olma bilincidir.

Aynı bayrağın altında yaşayan, farklı düşüncelere sahip milyonlarca insanı ortak bir gelecek fikrinde buluşturan bu bilinç, toplumsal dayanışmanın temelidir.

Birlik, herkesin aynı düşünmesi değil; ülkenin geleceğini ortak bir sorumluluk olarak görebilmesidir.

Bugün dünyanın dört bir yanında ekonomik rekabet, teknolojik gelişmeler ve stratejik mücadeleler hız kazanırken Türkiye’nin tarihinden aldığı özgüveni geleceğin imkânlarıyla birleştirmesi büyük önem taşıyor.

Savunma sanayisinden bilime, tarımdan enerjiye, eğitimden üretime kadar her alanda geliştirilen kapasite, ülkenin yarınlarına yapılan yatırımdır.

Çünkü kalıcı güç, yalnızca sahip olunan imkânlarla değil, bu imkânları ne ölçüde geliştirebildiğimizle de ilgilidir.

İşte 29 Ekim, bu açıdan yalnızca geçmişi anma günü değil, ortak başarı iradesini tazeleme günüdür.

Bir asır önce imkânsızlıklar içinde büyük bir mücadele verenlerin cesareti, bugün kendi alanında çalışan, üreten, araştıran ve ülkesine katkı sunan her insanın emeğinde yaşamaya devam ediyor.

Bayraklarımız yükselirken, marşlarımız meydanlarda yankılanırken duyduğumuz gurur, geçmişin bize bıraktığı ortak hafızadan besleniyor.

Bu gururu kalıcı kılmanın yolu ise tarihî mirasımızı geleceğe taşıyacak yeni başarılar üretmekten geçiyor.

Çünkü bir milletin büyüklüğü yalnızca tarihe bıraktığı izlerle değil, o izlerden aldığı güçle gelecekte açtığı yollarla da ölçülür.

29 Ekim 1923’te atılan imza, Türk milletinin bağımsızlık iradesini devlet çatısı altında buluşturdu.

Bugün bize düşen, bu tarihî mirası özgüvenle sahiplenmek, ülkemizin imkânlarını geliştirmek ve gelecek kuşaklara daha güçlü bir Türkiye bırakmak için çalışmaktır.

Geçmişimiz gururumuz, bağımsızlığımız gücümüz, geleceğimiz ortak sorumluluğumuzdur.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Ali Coşkuner Arşivi
SON YAZILAR