YAŞLILARIMIZ VE HAYVANLARIMIZ

Bugünkü yazımda yaşlılarımıza ve hayvanlarımıza yönelik düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum ancak ondan önce yeni atanan İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanlarına hayırlı olsun dileklerimi sunduktan sonra önemli beklentilerimi de buradan belirtmeden geçmek istemiyorum. Ülkemizin en önemli sorunlarının başında terör belası gelmekteydi gelinen noktada bu bela epeyce bertaraf edilmiş durumda. Terörsüz Türkiye çerçevesinde de tamamen ortadan kalkacak noktaya geleceği kanaatini taşımaktayım. Ancak bu işlerin arkasında emperyalist güçlerin olduğu açık ve net ortada. PKK’yı bitiriyoruz ardından Hizbullah hortluyor, onunla uğraşırken hiç ortalıkta olmayan Hizb ut-Tahrir örgütü ortaya çıkıyor. O da yetmeyince DEAŞ devreye giriyor. Sizin anlayacağınız ülkemizin huzur ve barışını istemeyen dış güçler her türlü uğraşı veriyorlar ama hamdolsun ülkemiz tamamının üstesinden gelecek güçte. Bunlar bir yana içeriden en önemli sıkıntılarımızdan biri çeteler, mafyalar ve uyuşturucu baronları. Bunların üçü de birbirleriyle bağlantılı çalışırlar. Uyuşturucuyla mücadele dernekleri kurarlar, sırf kendilerini ört bas edip istedikleri gibi işlerini yürütebilmek için. Bu konuyla ilgili en sıkıntılı yerlerin başında belediyeler gelmekte. Yıllardan beri bu kurumlara çöreklenmiş ahlaksız çete ve mafya bozuntularının hala daha bazı belediyelerde istedikleri gibi cirit attıklarını maalesef görüyoruz. İşin daha garibi bazı belediye üst düzey yöneticileri bu ahlak fukaralarını düğünlerinde derneklerinde nikâh şahidi dahi yapmaktan geriye kalmıyorlar. Bırakın onları nikâh şahidi yapmak, onları belediyenin kapsısından içeriye dahi sokmamak açık ve net ortadayken bu zavallılar neden bu kadar korkarlar anlamış değilim. Azıcık adam olsalar bunlara selam vermezler, selamlarını almazlar ama korkaklık öyle bir şey ki hayatları boyunca aile bağı kurmaları mümkün olmayan bu ahlak fukaralarını düğün derneklerine çağırmaktan geriye kalmayacak kadar da acizler işte. Yeni içişleri ve adalet bakanlarından en büyük beklentimiz bu mafyavari çeteleri kamu kurum ve kuruluşlarından temizlenmesidir. Hangisinin nerede ne yaptığını devlet çok iyi biliyor ama bazı siyasetçilerin onlara yakınlığı nedeniyle işlem yapılmadığı da ortada. Umarım yeni bakanlarımız gereğini yapar diyerek asıl konumuza geçmek istiyorum.

Geçtiğimiz cumartesi akşamı 14 Şubat Sevgililer Günü idi. Kafeler, lokantalar, eğlence merkezleri tıka basa dolup taşıyordu. Herkes eşini veya sevgilisini yemeğe çıkarmış, hediyeler almış, harcamanın bini bir para. Peki, bu insanlar anne babalarına, yaşlılarına yılda bir kez anneler ve babalar günlerini kutlamanın dışında ne yapmışlar çok merak ediyorum. Gelinen noktaya bakıldığında, devletin yaşlı bakım merkezleri tıka basa dolmuş durumda. Şehrimizde 180’in üzerinde engelli, resmi bakım merkezlerine yerleşmek için sıra beklerken 300’ün üzerinde yaşlımızın da huzurevine müracaat edip sırasını beklediğini öğrenmiş bulunmaktayım. Bu insanlar bizim anne babalarımız ve engellilerimiz değil mi? Onları huzurevlerine, yaşlı bakım evlerine veya engelli rehabilitasyon merkezlerine göndermeye uğraşmak yerine, kendi evlerinde onlara bakıp dualarını alsak, onları da mutlu etsek daha iyi olmaz mı?

AK Parti iktidarları döneminde onlarca İlahiyat Fakültesi, yüzlerce İmam Hatip Lisesi ve Kur’an kursu açıldı. Dini eğitime ciddi anlamda destek verildi. Daha önce ilköğretim mezunu olmayanlar Kur’an kurslarına gidemezken, yasakken bugün Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı binlerce 4-6 yaş Kur’an kursu ve okul öncesi eğitim kurumu kurulmuş olmasına rağmen hala deist ve ateist sayısı artarak devam ediyorsa, bunun nedeninin direkt aile olduğunu da unutmayalım. Aileler olarak yaşlılarımıza huzurevleri ve yaşlı bakım merkezleri ararken kedi ve köpekleri evimize alıp, onlara anne babalarımızdan daha fazla değer verdiğimiz, hatta yatak odalarımıza kadar soktuğumuz bir döneme girdiğimizi üzülerek ifade etmek zorundayım. Allah Resulü, ‘Yerdekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin.’ buyururken, hayvanlara merhametli davranmamız gerektiğini bizlere tavsiye etmektedir. Ancak Yüce Rabbimiz de ‘Ve lâ tekul lehümâ üffin’ yani, ‘Onlara, yani anne ve babanıza, öf bile demeyin.’ ayet-i celilesinin devamında, size çocukken nasıl baktılarsa siz de onlara yaşlandıklarında öyle bakın, buyurmaktadır. Anne baba evladına nasıl bakmış ise evladının da ona yaşlılığında aynı şekilde bakmakla yükümlü olduğunu unutmayalım. Anne babasının duasını almayan insanın iki dünyada da işinin çok zor olacağını hatırlatarak onların dualarını almak hepimize nasip olsun diyerek sözlerime son veriyorum. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Adnan Bahadır Arşivi
SON YAZILAR