GERÇEĞİN SESSİZLİĞİ
Bu yazımda; korkunun insanları nasıl aynı safta topladığını, kalabalığın nasıl hızla hüküm verdiğini ve gerçeğin bu gürültü içinde nasıl yalnız kaldığını anlatmak istiyorum.
Bir tehlike ortaya çıktığında ilginç bir manzara oluşur.
Dün birbirine mesafeli olanlar bir anda omuz omuza verir.
Aynı sözler söylenir, aynı hedef gösterilir, aynı suçlamalar havada dolaşır.
Dışarıdan bakınca güçlü bir birliktelik gibi görünür.
Oysa çoğu zaman bu birliğin adı ilke değil, korkudur.
Korku hızlıdır.
Düşünmez, sorgulamaz, analiz etmez.
Sadece korunmak ister.
Bu yüzden de insanları çabuk bir araya getirir.
Aynı anda konuşan, aynı dili kullanan kalabalıklar oluşur.
Fakat o dil çoğu zaman hakikatin değil, paniğin dilidir.
Bir olayı sadece bir taraftan dinlediğinizde diğer taraf size kolayca suçlu gibi görünür.
Hikâyeyi anlatan kendini mağdur, karşısındakini zalim gösterir.
Güçlü olan hedef olur, zayıf olan sempati toplar.
Kalabalık ise çoğu zaman detayla ilgilenmez; duyduğu hikâyeye göre saf tutar.
Bugün özellikle sosyal medyada bunu her gün yaşıyoruz.
Bir iddia ortaya atılıyor.
Birkaç kişi yüksek sesle konuşuyor.
Ardından yüzlerce, binlerce insan aynı cümleleri tekrar ediyor.
Kimse durup “Gerçekten böyle mi?” diye sormuyor.
Gürültü büyüyor, ama gerçek büyümüyor.
Çünkü gerçek sade ve nettir. Abartıya ihtiyacı yoktur.
Slogana ihtiyacı yoktur.
Gerçek bağırmaz.
Ama insanlar çoğu zaman bağıranı dinler.
Gürültü dikkat çeker; sessizlik ise sabır ister.
Daha tehlikelisi şu:
Bazı insanlar gerçeği çarpıtmaz bile; doğrudan bastırır.
İşine gelmeyeni görmezden gelir, işine geleni büyütür.
Sonra da kendi yazdığı hikâyeyi “tek doğru” diye sunar.
Eğer siz sorgulamazsanız, bir gün o hikâyede “canavar” ilan edilen kişi siz olabilirsiniz.
Kalabalık olmak haklı olmak değildir.
Aynı cümleyi yüz kişinin kurması, o cümleyi doğru yapmaz.
Doğruyu aramak cesaret ister.
Çünkü doğru bazen yalnız kalmayı göze almayı gerektirir.
Bu yüzden ne dinlediğinize dikkat edin.
Her anlatıya teslim olmayın.
Sorgulayın, araştırın, iki tarafı da dinleyin.
Çünkü yanlışı dinlemek sadece bir tercih değildir; yanlışa ortak olmaktır.
Gürültü bir süre etkiler, sonra diner.
Masallar bir süre konuşulur, sonra unutulur.
Ama gerçek…
Geç gelir, sessiz gelir; ama geldiğinde kalıcı olur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.