GEÇİN BU PALAVRALARI

İnsan hangi işi yaparsa yapsın, önce dürüst ve güvenilir olmalı. Ardından da işini adam gibi yapmalı. Yalanın dolanın, palavraların mesafesi kısadır. Yalanla dolanla ve palavra sıkarak kısa vadede kazanmış gibi gözükebilirsiniz ama uzun vadede her şey ortaya çıkınca kaçacak delik ararsınız. Bunu neden dediğime gelince havadan bulup karada yiyen bazı gazatacı bozuntuları, öyle enteresan şeyler yapıyorlar ki aklım duruyor. Milletin de bu palavraları yuttuğunu zannediyor bu zavallılar. Hayatlarını bedava yaşamaya, emeksiz kazanmaya adamış bu tipleri toplum tanısa da biz de azıcık değinmeden geçemiyoruz. Kendi çalıştırdıkları gazeteleri yürütemedikleri için kapatmak zorunda kalan bu zavallılar. Botokslu, motokslu adamların finansmanı sayesinde yıllarca har vurup harman savurarak lüks bir hayat yaşadılar. Ancak yolun sonunun yaklaştığını gören bu zavallılar başka kaynaklar bulamayınca belediyelere saldırdılar. Önce büyükşehirden başladılar, ardından Atakum’a girdiler. Avuçlarını yalayınca da mahkemelerin vereceği kararlara sarılarak ayakta kalmaya çalışmaktalar.

Bu şehirde yaşayan herkes bilir ki anket denilen şey parayı verenin düdüğünün çalındığı bir organizasyondan başka bir şey değil. Haa doğrusu, ilmî olanı bu mudur derseniz elbette değil. Anket farklı veri tabanlarına dayandırılarak bire bir görüşmeler sonucunda elde edilen kamuoyu araştırmasıdır. Ancak son seçimlerde gördük ki bu dediğimiz sadece kitaplarda ders olarak kalmış ifadelerin dışına çıkamayan bir çalışma biçimidir. Seçimden önce anket çalışması adı altında belediyeler öyle söğüşlenmiş ki anlatmakla bitiremem. Şimdi aynı cambazların bir kısmı çıkıp anket çalışması yaptıklarını söyleyip toplumu manipüle etmeye çalışmaktalar. İnsan bir şeyi yaparken azıcık utanır, sıkılır. Böyle saçma sapan bir şeyi zamansız ve boşuna yapıp toplumu manipüle etmeye çalışmak insanları ahmak yerine koymanın ötesinde nedir siz söyleyin.

Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı su zammını savunmak elbette bizim işimiz değil. Gelen su faturaları el yakmakta ama olayı İdare Mahkemesine taşıyıp oranın vereceği kararlara sığınanların akıllarına yanarım. Zira bu tür uygulamaların geçmişine bakıldığında mahkemeler ne karar verirse versinler, sonuçta idare bildiğini bir biçimde uygular. Önce mahkemenin verdiği kararı uygular, ardından ikinci bir meclis kararı çıkarıp tekrar bildiğini okur. Bu güne kadar hiç farklı bir uygulama göreniniz oldu mu? Olduysa yazın da biz de bilelim. Ben dört yıl meclis üyeliği yaptım, farklı bir uygulamaya rast gelmedim. Şimdi birileri bunu farklı olarak yorumluyorsa ona gülüp geçmekten başka yapacak bir şey yok.

NE DİYECEĞİMİ BİLEMİYORUM

Sosyal medyada dolaşırken dikkatimi çeken bir paylaşım gördüm. Benim eski dostum Şahin Keskin HDP’li Sırı Süreyya Önder’in fotoğrafının olduğu bir paylaşımı kendi facebook sayfasından yayınlamış. HDP’li adam öyle saçmalamış ki aklınız şaşar. Güya Bilal Erdoğan çocuklarını daha iyi bir ortamda yetiştirmek için İtalya’ya yollamış. O da demiş ki ‘ülkeyi baban yönetiyor.’ Sorarım size Allah aşkına böyle saçma sapan bir yalana inanıp sırf Erdoğan düşmanlığı yapmak için paylaşan biri için ne demek lazım? Ben ne diyeceğimi bilemedim. O paylaşımı yazıma ek olarak yayınladım, takdir sizin. Bu adamın AK Partili Zihni Şahin’inden Erdoğan Tok’una, bilmem kimine varıncaya kadar kimlerden randevu talep ettiğini, kimlerin verdiğini kimlerin de ciddiye almayıp vermediğini biliyorum. İnsan geçmişteki hukukuna üzülüyor, az yardımcı olmamıştık ona. Yazıklar olsun demekten başka bir şey diyemiyorum. Bugünlük de bu kadarla yetiniyorum, kalın sağlıcakla.

whatsapp-image-2019-09-26-at-16-05-43-001.jpeg

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
10 Yorum
Adnan Bahadır Arşivi
SON YAZILAR