VATAN SEVGİSİ VE İMAN…

Bir milletin ayakta kalmasını sağlayan yalnızca; ordusu, silahı ya da maddî gücü değildir. Tarih bize defalarca göstermiştir ki; bir milleti asıl güçlü kılan şey, onun imanıdır, inancıdır ve vatanına duyduğu derin sevgidir. Çünkü imanla beslenmeyen bir vatan sevgisi; eksik kalır, vatan sevgisiyle bütünleşmeyen bir iman ise; toplumsal karşılığını bulamaz. Bu iki değer bir araya geldiğinde ise; milletler tarih yazmaya başlar. İşte Çanakkale, bu hakikatin en çarpıcı şekilde ortaya çıktığı yerdir. 1915 yılında dünyanın en güçlü donanmaları, en modern silahları ve en büyük orduları Çanakkale Boğazı’na dayandığında hesapları çok basitti... Osmanlı’yı birkaç hafta içinde diz çöktürmek. Onlara göre karşılarında yorgun bir imparatorluk ve dağılmış bir millet vardı. Ancak hesaba katmadıkları bir şey vardı, o da Türk milletinin inancıydı.

Çanakkale’de savaşan askerler yalnızca bir toprak parçasını savunmuyordu. Onlar için vatan; namustu, onurdu, ezandı, bayraktı. Onlar için vatan; analarının duası, çocuklarının geleceği, atalarının mirasıydı. Bu yüzden Çanakkale’de savaşan Mehmetçik yalnızca asker değildi, aynı zamanda imanını kuşanmış bir mücahitti. Mehmet Âkif Ersoy bu hakikati şu sözlerle ifade etmiştir. “Bedr’in arslanları ancak bu kadar şanlı idi.” Bu mısra boşuna söylenmiş değildir. Çünkü Çanakkale’de ortaya çıkan ruh; Bedir’de ortaya çıkan iman ruhunun bir yansımasıdır. Bedir’de sayıca az olan Müslümanlar nasıl ki imanlarıyla büyük bir zafer kazanmışsa; Çanakkale’de de Mehmetçik aynı imanla dünyanın en güçlü ordularına karşı durmuştur.

Çanakkale’de askerin cebinde çoğu zaman kurşun kadar önemli bir şey daha vardır. O da Kur’an ve duadır. Birçok askerin cebinden çıkan küçük Kur’an-ı Kerimler, annelerin yazdığı dualar ve tespihler bu gerçeğin sessiz şahitleridir. O askerler savaşa giderken sadece silah taşımıyorlardı, aynı zamanda; bir inancı, bir teslimiyeti ve bir şehadet bilincini taşıyorlardı. Çünkü onlar için ölüm bir son değil, şehadete açılan bir kapıydı.

Bu yüzden Çanakkale’de ölüme yürüyen asker korkmuyordu. Birçok hatıratta anlatıldığına göre, cepheye giden askerler adeta düğüne gider gibi sevinçliydi. Çünkü vatan için ölmek, onlar için en büyük şerefti. İşte bu ruh, orduları durduran ruhtur. Nitekim tarihin kaydettiği en büyük savunma savaşlarından biri olan Çanakkale’de, dünyanın en modern donanmaları boğazı geçemedi. Topları güçlüydü, gemileri büyüktü, askerleri çoktu. Ama onların karşısında imanla dolu bir millet vardı. Çanakkale’yi geçilmez yapan şey yalnızca siperler değildi. Çanakkale’yi geçilmez yapan şey; milletimizin birliği, askerlerimizin imanı ve vatan sevgisinin kalplerde kurduğu tahttır.

Eğer bir millet vatanını sadece coğrafya olarak görürse, o toprakları koruyamaz. Çünkü toprak yalnızca toprak değildir. Toprak; üzerinde yaşayan insanların hatıraları, mezarları, duaları ve tarihidir. Vatan dediğimiz şey; üzerinde ezanın okunduğu, bayrağın dalgalandığı, insanların hür yaşadığı toprakların adıdır. Bu yüzden vatan sevgisi sıradan bir sevgi değildir. Bu sevgi imanla birleştiğinde kutsal bir sorumluluğa dönüşür. İşte Çanakkale bunu öğretmiştir. Çanakkale’de millet olmanın ne demek olduğu yeniden anlaşılmıştır. Anadolu’nun dört bir yanından gelen gençler aynı siperde omuz omuza savaşmıştır. Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Arabı aynı bayrağın altında birleşmiştir. Çünkü hepsinin ortak bir değeri vardır, o da vatan ve imandır.

Bugün Çanakkale şehitliğine giden herkes aynı duyguyu hisseder. O topraklarda dolaşırken insan yalnızca bir savaş alanında değil, aynı zamanda bir iman destanının içinde olduğunu anlar. Orada yatan gençlerin çoğu daha bıyığı yeni terlemiş delikanlılardır. Kimi medrese öğrencisiydi, kimi çiftçi, kimi işçi, kimi lise talebesiydi… Ama hepsinin ortak bir vasfı vardı; vatan sevgisi ve iman. Onlar geride ne makam bıraktılar ne servet. Ama geride çok büyük bir miras bıraktılar; hür bir vatan. Bugün üzerinde yaşadığımız bu topraklar, onların kanıyla yoğrulmuş bir emanettir. Bu emaneti korumak ise sadece askerlerin değil, bütün bir milletin görevidir. Çünkü vatan sevgisi yalnızca savaş zamanlarında değil, barış zamanlarında da yaşatılması gereken bir değerdir. Çalışmak, üretmek, adaletli olmak, dürüst olmak, topluma faydalı olmak da aslında vatan sevgisinin bir parçasıdır.

Eğer bir millet imanını kaybederse, vatan sevgisi de zayıflar. Vatan sevgisi zayıfladığında ise milletler çözülmeye başlar. Bu yüzden Çanakkale yalnızca geçmişin bir hatırası değildir, aynı zamanda geleceğe verilmiş bir derstir. O ders şudur; vatan sevgisi imanlı gönüllerde taht kurarsa, hiçbir güç o milleti yenemez. Dünyanın en güçlü orduları gelse bile… Çünkü imanla savunulan bir vatanın adı Çanakkale’dir. O vatan için söylenen söz tarihe kazınmıştır; “Çanakkale Geçilmez!” "Vatan sevgisi imandandır" buyuran Peygamber ümmeti milletimizin bu,imanla vatanımızı korumuş, Çanakkaleyi geçilmez yapmıştır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Kesmen Arşivi
SON YAZILAR