ÜNİVERSİTE SINAVI VE GERÇEKLER...

Hafta sonu üç milyona yakın gencimiz üniversite sınavına girdiler. Öncelikle bütün öğrencilerimize gönülden başarılar diliyorum. Rabbim emeklerini zayi etmesin, gönüllerine göre hayırlı kapılar açsın. Üniversite sınavı, ülkemizde sadece bir sınav değildir. Bu sınav; yılların emeğinin, ailelerin beklentilerinin, gençlerin hayallerinin ve geleceğe dair umutlarının birleştiği büyük bir dönemeçtir. Bu nedenle sınav günü sadece öğrenciler değil; anneler, babalar, kardeşler ve hatta yakın çevre de heyecan yaşar. Ancak burada üzerinde durulması gereken önemli bir gerçek vardır; üniversite sınavı hayatın tamamı değildir. Ne yazık ki toplum olarak zaman zaman bu sınava olması gerekenden fazla anlam yüklemekteyiz. Birkaç saatlik sınavı, bir insanın değerini belirleyen ölçü hâline getiriyoruz. Kazananı başarılı, kazanamayanı başarısız ilan ediyoruz. Oysa insanın değeri aldığı puanla ölçülmez. Bir sınav sonucu, insanın karakterini, ahlâkını, vicdanını, merhametini ve hayattaki gerçek değerini belirlemez.

Her insan farklı yaratılmıştır. Her çocuğun zekâsı, yeteneği, ilgisi ve çalışma kapasitesi birbirinden farklıdır. Kimi matematikte başarılıdır, kimi dil öğrenmede, kimi sanatta, kimi ticarette, kimi insan ilişkilerinde. Allah insanları tek tip yaratmamıştır. Bu nedenle bütün çocukları aynı cetvelle ölçmeye çalışmak büyük bir yanlıştır.

Özellikle ailelerin bu konuda daha dikkatli olması gerekir. Çocuklarımızı sürekli başkalarının çocuklarıyla kıyaslamak, "Falancanın oğlu şu bölümü kazandı", "Komşunun kızı şu puanı aldı" gibi ifadeler kullanmak gençlerin gönül dünyasında derin yaralar açabilir. Çocuk, çoğu zaman sınavın sonucundan çok ailesinin hayal kırıklığından korkmaktadır. Birçok genç, sınav sonucunda başarısız olmaktan değil; anne ve babasını üzmekten endişe etmektedir. Hâlbuki evlatlarımızın en fazla ihtiyaç duyduğu şey, başarı şartına bağlanmamış sevgidir. Sonuç ne olursa olsun ailesinin yanında olduğunu bilmek, gençlere büyük bir güven verir.

Bir başka gerçek de şudur ki; başarı yalnızca son bir yılın veya son birkaç ayın ürünü değildir. Eğitim uzun bir yolculuktur. Çocuğun küçük yaşlardan itibaren aldığı eğitim, aile ortamı, okuduğu okul, öğretmenleri, arkadaş çevresi, çalışma alışkanlıkları ve hatta yaşadığı sosyal şartlar bu sonuca etki eder. Son aylarda yapılan yoğun çalışmalar mevcut potansiyeli ortaya çıkarabilir; ancak bir insanın bütün hayat hikâyesini birkaç aylık gayretle tamamen değiştirmek her zaman mümkün değildir. Bu noktada kader gerçeğini de unutmamak gerekir. Müslüman, çalışmayı bir ibadet olarak görür ve elinden gelen gayreti gösterir. Ancak sonucun yalnızca kendi iradesine bağlı olmadığını da bilir. İnsan çalışmakla yükümlüdür, sonucu yaratmakla değil. Nice insanlar vardır ki ulaşamadıkları hedeflerin ardından çok daha hayırlı kapılar açılmıştır. Nice insanlar da ulaşmak için yıllarca mücadele ettikleri hedeflere kavuşmuş, fakat aradıkları mutluluğu orada bulamamışlardır.

Hayat tecrübeleri göstermektedir ki; üniversite sınavında istediği sonucu alamayan birçok insan sonraki yıllarda son derece başarılı olmuştur. Buna karşılık sınavda çok yüksek puan alan herkes de hayatının geri kalanında aynı başarıyı sürdürememiştir. Çünkü hayat, tek bir sınavdan ibaret değildir. İnsan azmi, çalışkanlığı, ahlâkı, disiplini ve mücadele gücüyle sürekli yeniden yol açabilmektedir. Bu nedenle sınav sonuçları açıklandığında aşırı sevinmek de, aşırı üzülmek de doğru değildir. Başarı şükür sebebi olmalı, başarısızlık ise dünyanın sonu gibi görülmemelidir. Her sonuç yeni bir başlangıcın habercisi olabilir.

Sınava giren gençlerimize söylenmesi gereken şey; "Sizler aldığınız puanlardan ibaret değilsiniz. Bir sınav sonucu sizin insan olarak değerinizi belirlemez. Elinizden gelen gayreti gösterin, sonucu tevekkülle karşılayın. Kazandığınızda şükredin, istediğiniz sonucu alamadığınızda ise hayatın önünüze çıkaracağı başka kapılara bakmayı bilin."

Ailelere de bir çağrıda bulunmak gerekirse; "Çocuklarınızı puanlarıyla değil, şahsiyetleriyle değerlendirin. Onların kalplerini kırmayın. Çünkü bazı yaralar yıllarca kapanmaz. Birkaç puanlık eksiklik telafi edilir; fakat kırılmış bir özgüvenin tamiri çok daha zordur" Evet ! bu sınav önemli bir dönemeçtir; fakat hayatın tamamı değildir. Hayat sınavdan daha büyüktür, insan ise aldığı puandan çok daha değerlidir.

Bu duygu ve düşüncelerle bütün öğrencilerimize başarılar diliyor, Rabbimden haklarında hayırlı olanı nasip etmesini temenni ediyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Kesmen Arşivi
SON YAZILAR