PEYGAMBERİMİZİN AİLE HUKUKU...
Aile, insan hayatının ilk mektebi, huzurun ilk adresi ve toplumun temel taşıdır. Bir toplumun sağlamlığı, ailelerin sağlamlığıyla doğru orantılıdır. Bu sebeple İslam dini aile kurumuna büyük önem vermiş, aile hayatının nasıl olması gerektiğini bizzat Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) örnekliğiyle insanlığa göstermiştir. Resûlullah'ın aile hayatı incelendiğinde; sevgi, merhamet, adalet, sabır, anlayış ve karşılıklı saygının en güzel örnekleri görülmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) eşlerine karşı son derece nazik ve şefkatliydi. O, evinde bir devlet başkanı gibi değil, ailesinin bir ferdi gibi yaşardı. Elbisesini kendi tamir eder, ayakkabısını kendi diker, ev işlerinde hanımlarına yardım ederdi. Ailesine karşı asla kaba davranmaz, kırıcı sözler söylemezdi. Nitekim şöyle buyurmuştur: “Sizin en hayırlınız ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım.”
Bugün ailelerin en büyük problemlerinden biri iletişim eksikliğidir. İnsanlar birbirini dinlememekte, anlamamakta ve empati kurmamaktadır. Oysa Peygamberimiz (s.a.v.) aile fertlerini dinler, onların duygu ve düşüncelerine değer verirdi. Hanımlarının sevinçlerine ortak olur, üzüntülerini paylaşırdı. Aile içinde sevginin sadece sözle değil, davranışlarla da gösterilmesi gerektiğini yaşayarak öğretmiştir. Resûlullah'ın aile hukukunda en dikkat çeken özelliklerden biri adalettir. Birden fazla eşi bulunmasına rağmen her birine eşit davranmaya büyük özen göstermiştir. Zamanını, ilgisini ve maddi imkânlarını adalet ölçüsünde paylaştırmıştır. Çünkü aile içerisinde adaletin kaybolduğu yerde huzurun da kaybolacağını çok iyi bilirdi. Bununla birlikte Peygamber Efendimiz'in aile hayatı tamamen sorunsuz değildi. Sonuçta onun hanımları da insandı; zaman zaman kıskançlıklar, yanlış anlamalar ve bazı talepler ortaya çıkabiliyordu. Kur'ân-ı Kerîm'in Tahrîm ve Ahzâb sûrelerinde işaret edilen olaylar bunun örneklerindendir. Bir dönem hanımlarının bazı davranışları ve dünya hayatına dair talepleri karşısında Resûlullah (s.a.v.) son derece hikmetli bir yöntem uygulamıştır.
Siyer ve hadis kaynaklarında "Îlâ Hadisesi" olarak bilinen olayda Peygamber Efendimiz, eşlerine karşı öfke veya intikam duygusuyla değil; onları düşündürmek, eğitmek ve aile içindeki hassas dengeleri yeniden kurmak amacıyla bir ay süreyle hanımlarından uzak kalmaya karar vermiştir. Bu süre boyunca evlerinden ayrılarak hurma dallarından yapılmış yüksek bir bölümde yalnız kalmış, onlarla konuşmamayı tercih etmiştir. Bu olay sahabeler arasında büyük bir merak ve endişe meydana getirmiş, hatta bazıları Peygamberimizin hanımlarını boşadığını düşünmüştür. Ancak mesele bir boşanma değil, aile içi eğitime yönelik geçici bir mesafe koyma uygulamasıydı. Burada dikkat çekici olan husus, Resûlullah'ın hiçbir zaman şiddete başvurmamış olmasıdır. O, sorunları bağırarak, kırarak veya cezalandırarak değil; sabır, sükût ve hikmet yoluyla çözmüştür. Nihayetinde Allah Teâlâ tarafından ilgili ayetler nazil olmuş ve Peygamberimizin hanımlarına bir tercih hakkı verilmiştir. Dünya nimetlerini mi, yoksa Allah'ın rızasını ve Resûlullah'ın yanında olmayı mı istedikleri sorulmuştur. Müminlerin anneleri tereddütsüz bir şekilde Allah'ı, Resûlünü ve ahiret hayatını tercih etmişlerdir. Böylece aile içindeki bu geçici sıkıntı sona ermiş, huzur yeniden tesis edilmiştir.
Bu hadise günümüz aileleri için de çok önemli dersler içermektedir. Her anlaşmazlık boşanma sebebi değildir. Her hata karşısında öfke göstermek çözüm değildir. Bazen susmak, düşünmek ve karşı tarafa muhasebe yapma fırsatı vermek daha etkili olabilir. Ancak bu mesafe cezalandırma amacıyla değil, aileyi koruma ve düzeltme niyetiyle olmalıdır. Peygamberimizin aile hukukunda sevgi vardır, merhamet vardır, sabır vardır. Onun evinde hakaret yoktur, şiddet yoktur, aşağılamak yoktur. O, eşlerine değer vermiş, onların görüşlerini dinlemiş ve gerektiğinde onların fikirleriyle hareket etmiştir. Hudeybiye'de yaşanan kritik bir anda Ümmü Seleme validemizin tavsiyesine uyması bunun en güzel örneklerinden biridir. Bugün aile kurumunu tehdit eden birçok sorunla karşı karşıyayız. Eşler birbirlerine tahammül etmek yerine birbirlerinden vazgeçmeyi tercih edebiliyorlar. Oysa Resûlullah'ın hayatı bize aileyi ayakta tutan şeyin sevgi kadar sabır olduğunu da göstermektedir. Kusursuz eş olmadığı gibi kusursuz insan da yoktur. Önemli olan kusurlarla birlikte yaşayabilmek, affedebilmek ve ortak bir hayatı sürdürebilmektir.
Peygamber Efendimiz'in aile hukuku; sevgi, saygı, merhamet, adalet ve hikmet üzerine kurulmuştur. Onun aile hayatını örnek alan yuvalarda huzur artacak, çocuklar güven içinde yetişecek ve toplum daha sağlam temeller üzerinde yükselecektir. Günümüz Müslüman ailelerinin en büyük ihtiyacı da Resûlullah'ın bu rahmet ve hikmet dolu aile modelini yeniden keşfetmek ve hayatlarına taşımaktır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.