NİŞANDAKİ HİKMET…
Nişan; iki genç insanın parmaklarına takılan iki yüzükten ibaret değildir. Nişan; iki aileye dokunan, iki geçmişi birleştiren, iki geleceği aynı yöne baktıran büyük bir hikmettir. İnsan hayatındaki en önemli dönemeçlerden biri olan evlilik yolculuğu, aslında nişanla başlar. Niyetlerin berraklaştığı, duaların yoğunlaştığı, kalplerin birbirine ısındığı bu ilk adım; bir yuva kurmanın değil, bir kader kurmanın başlangıcıdır. Çünkü yuva, duvarlarla değil; sevgiyle, merhametle, sadakatle ve niyetin temizliğiyle inşa edilir.
Nişanın hikmeti; insanın fıtratına yerleştirilen o derin aidiyet duygusunda gizlidir. Her insan; tamamlanmak, bir can yoldaşına omuz vermek, bir gönül kapısına sığınmak ister. İnsan; yalnızlık için değil, birbirine sükûn vermek için yaratılmıştır. Rabbimiz kitabında “Sizin için eşler yaratıldı ki, onlarda huzur bulasınız” buyururken, evliliği sadece bir akit değil; bir sükûnet yolculuğu olarak tarif eder. İşte bu sükûnet yolculuğunun ilk adımı nişandır ve nişandaki hikmet; bu yolculuğu dua ile mayalamaktır.
Peygamber Efendimiz’in evliliklerinde de bu hikmet açıkça görünür. Hz. Hatice annemizle olan evliliğinde; sadakat, güven ve fedakârlık, Hz. Aişe annemizle olan evliliğinde ise; neşe, incelik ve sevgi vardır. Efendimiz’in aile hayatı bize şunu fısıldar; mutlu yuvalar büyük sözlerle değil, küçük inceliklerle kurulur. Bir tebessüm, bir güzel söz, bir destek cümlesi; yuvayı rahmete dönüştürür, cennet bahçesine çevirir.
Nişanın hikmeti; işte bu inceliği baştan koymak, evliliğin zorluklarında birbirine sığınacak iki kalbi dua ile mühürlemektir. Sahabe döneminde de nişan ve evlilikler, dünyevî hesapların değil, ahiret endişesinin üzerine kuruluydu. Hz. Ömer’in sütçü kızla ilgili meşhur hikâyesi, evlilikte asıl arananın güzellik veya zenginlik değil; takva ve dürüstlük olduğunu bizim kulağımıza yeniden fısıldar. Çünkü evlilik; iki kişinin kader defterinin birleştiği yerdir ve temiz bir niyetle atılan her adım; Allah’ın rahmetiyle bereket bulur. Nişan; işte bu temiz niyeti görünür kılan ilk işarettir.
Nişanın hikmeti; sadece iki gencin birbirine söz vermesi değil, iki ailenin birbirine emanet vermesidir. Aile, hayatın fırtınalarında insanın sığındığı limandır. Limanın sağlam olması için; rüzgâra, dalgaya dayanması gerekir. Bu dayanıklılık ise; sabırdan, saygıdan, sadakatten ve helal bir kazançtan beslenir.
Nişanı yapılan gençlere düşen, bu dört değeri yüreklerine nakşetmektir. Çünkü evlilik; gül bahçesi değildir, dikenleri de vardır. Ama dikenin olduğu yerde gülün kokusu da vardır. İmtihan olur, yorulursunuz, bazen sessiz kalırsınız, bazen konuşursunuz… Önemli olan imtihanı birlikte yürümektir. Çünkü iki insan yürürken yorulursa dinlenebilir ama yalnız yürüyen, yorulduğu yerde kalakalır.
Nişanın hikmeti; gençlere bir hayat dersi daha fısıldar; dışarıdan gelen her ses, yuvanın sesini bozar. Evlilik iki kişiyle kurulur ama bazen iki kişinin dışındakilerle yıkılır. Bu yüzden yuvanın anahtarı iki kişide olmalı; başkalarının kapıyı açmasına izin verilmemelidir. Hikmet şudur ki; bir yuvayı dışarıdan koruyan kapı değil, içeriden koruyan niyettir.
İki gencin nişanı vesilesiyle herkese düşen bir görev daha vardır, bu görev de; dua etmektir. Dua; insanın göğe uzanan en güçlü imzasıdır. Dua varsa; kapılar açılır, rahmet iner, darlık genişler, sıkıntı feraha dönüşür. Nişanın hikmeti de; dualarla yoğrulmuş olmasıdır. Niyetlerin salih, adımların bereketli olması için yapılan her dua; gençlerin üzerine bir rahmet gölgesi gibi düşecektir.
Nişanda yüzük takılır ama aslında iki gönül mühürlenir. Yüzük parmağa değil, niyete takılır. Niyet temizse, yürek sağlam durur. Yürek sağlam durursa, yuva ayakta kalır. Nişan adımıyla sadece bir yüzük değil; bir dua, bir emanet ve bir kader başlangıcının startı verilir.
Nişanın hikmeti; bir yuva kurmak değil, bir ömür kurmaktır. Bir yüzük takmak değil, iki gönlü Allah için birleştirmektir. Allah c.c. nişanı yapılan gençlerin aşkını muhabbetle, muhabbetlerini sadakatle, sadakatlerini de dua ile beslesin.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.