MÜSLÜMAN DEPRASYONA GİRMEZ…

Tevekkül depresyona ilaçtır, ruhsal derde devadır. İnançlı insanlar depresyona girmezler, hele de İslam inancına sahip olan Müslüman için iman deprosyona kalkandır. Müslümarın imanı, Rabbına teslimiyet anlamına gelir ki; ümitle yaşamaktır. Allahın rahmetinden ümidinizi kesmeyin ilahi mesajı bunun garantisidir. Müslüman üzülür, daralır, yorulur, hatta ağlar fakat ümitsizliğe düşmez. Çünkü onun dünyasında acı; sahipsiz değildir, yük; anlamsız değildir, karanlık; ebedî değildir. Depresyonu besleyen temel damar “çıkış yok” korkusudur. Tevekkül ise bu damarı keser, atar.

İslam, insanı duygusuzlaştırmaz. Aksine duygulara istikamet verir. Peygamberler dahi hüzünlenmiştir. Yakup (a.s.) evladının hasretiyle ağlamış, gözleri görmez olmuş fakat ümidini kaybetmemiştir. Onun sözü, Müslüman ruhun omurgasıdır: “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.” Üzülmek beşeridir, ümidi kesmek; imanla bağdaşmaz.

Depresyon çoğu zaman kontrol edememe duygusundan beslenir. “Her şey benim omuzlarımda” hissi, insanı içten içe ezer. İşte tevekkül tam bu noktada devreye girer. Tevekkül; tembellik değildir, kadercilik hiç değildir. Elinden geleni yapmak, tedbiri almak, sonra sonucu Allah’a teslim etmektir. Bu teslimiyet, insanın ruhundaki baskıyı azaltır. Yük paylaşılmıştır artık. Kader; insanı zincire vuran bir pranga değil, ruhu emniyete alan bir kemerdir.

Tevekkülün ruh sağlığına etkisi nettir: Kaygıyı yönetir, korkuyu sınırlar, umudu diri tutar. Müslüman bilir ki her kapı kapanabilir ama dua kapanmaz. Her plan bozulabilir ama ilahi takdir şaşmaz. Bu bilinç, zihni kemiren “ya olmazsa” senaryolarını susturur. Çünkü Müslüman, sonucu değil sorumluluğu sahiplenir.

İslam, yaşanan her zorluğu “ceza” diye okumaz. İmtihan düşüncesi; ruhu ayakta tutan en büyük dayanak noktasıdır. Bela bazen uyarıdır, bazen arınmadır, bazen yön düzeltmedir. Aynı yağmur; bir toprağı çamur yapar, bir tohumu filizlendirir. Depresyon, çoğu zaman “Neden ben?” sorusuna neden olur.

Müslüman soruyu değiştirip, kendine; “Bu hâl bana neyi hatırlatıyor?” diye sorar. Acılar; insanı yıkmaz, aksine olgunlaştırır. Tevekkülün bir diğer şifası dua ve secdedir. Secde; sadece bir ibadet değil, insanın ruhsal sığınağıdır. İnsan en dibe indiğinde alnını yere koyar ve şunu ilan eder; “Ben acizim ama sahipsiz değilim.” Bu idrak; karanlık düşüncelerin nefesini keser. Dua; dağınık korkuları tek bir adrese teslim etmektir. Yük, dile dökülünce hafifler; Allah’a arz edilince taşınır hâle gelir.

Modern çağda depresyonun yaygınlaşmasının bir sebebi de yalnızlık ve anlamsızlık hissidir. İman, bu iki boşluğu doldurur. Müslüman yalnız değildir; Rabbiyle irtibat hâlindedir. Hayatı anlamsız değildir; her hâlin bir karşılığı vardır. Ahiret bilinci, geçici acıları kalıcı felaket gibi görmeyi engeller. Depresyonun en tehlikeli cümlesi “hep böyle kalacak” düşüncesidir. Ahiret inancı ise şunu fısıldar; “Hiçbir hâl ebedî değildir.”

Burada önemli bir ayrımı yapmak gerekir; klinik depresyon bir hastalıktır. Tedavi, terapi ve destek gerektirir. Müslüman olmak doktor tedavisine engel değildir. Tedbir almak sünnettir. Anlatılan şey; hayatın her darbesinde çökmeyi normalleştiren, umutsuzluğu kader gibi sunan ruh hâline karşı imanın koruyucu gücüdür.

İman, insanı acıdan muaf kılmaz; umutsuzluktan muhafaza eder. Tevekkül, insanı pasifleştirmez; direnç kazandırır. Müslüman çalışır, dener, düşer, kalkar. Sonuç istediği gibi olmasa da dağılmaz. Çünkü bilir ki bazen verilmemesi, verilmesinden hayırlıdır. Bazen geciken, korunandır. Bazen kayıp sandığı şey, aslında yükten kurtuluştur. Bu bakış, ruhu diri tutar.

Müslüman; üzülür ama isyan etmez, yorulur ama vazgeçmez, daralır ama karanlığa teslim olmaz. Çünkü tevekkül; kaygıya set, ümitsizliğe panzehir, ruhsal derde devadır. Gece uzunsa, seher vardır. Yük ağırsa, omuz veren vardır. Kapılar kapandıysa, dua açıktır. Müslüman depresyona girmez; çünkü ümidi şartlara değil, Allah’a bağlıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Kesmen Arşivi
SON YAZILAR