TESÂDÜF YOK, TECELLÎ VAR...

İnsan hayatının en büyük yanılgılarından biri, yaşadıklarını “tesadüf” diye isimlendirmesidir. Çünkü tesadüf demek; sahipsizlik demek, başıboşluk demek, ölçüsüzlük ve hikmetsizlik demektir. Kâinatta ne sahipsiz bir zaman, ne de başıboş bir mekân vardır. Her şey bir ilmin, bir iradenin ve bir kudretin kontrolü altındadır. Gözümüzün önünden geçen sıradan bir olay bile, aslında büyük bir planın küçük bir parçasıdır. Fakat insan, dar bakışıyla o büyük planı göremez; sadece kendi penceresinden baktığı için eksik yorum yapar. İşte bu yüzden bazı şeylere “şans”, bazılarına “kaderin cilvesi”, bazılarına da “tesadüf” der. Halbuki hakikat, insanın sandığından çok daha derin ve çok daha ilahîdir.

Hayat yolculuğunda karşılaşılan her insan, her gecikme, her kayıp ve her kazanç; ilâhî bir dokunuş taşır. Bazen bir otobüsü kaçırırsın, canın sıkılır; oysa o kaçırdığın araç, seni bir felâketten uzaklaştırmıştır. Bazen çok istediğin bir iş olmaz, üzülürsün; sonra anlarsın ki o kapının kapanması, seni daha hayırlı bir yola yönlendirmiştir. Bazen de hiç hesapta yokken karşına bir insan çıkar ve hayatının yönünü değiştirir. İnsan bunları yaşarken çoğu zaman anlam veremez, hatta isyanın eşiğine de gelir. Çünkü insan; sonucu hemen görmek ister, hikmetin zamanla açıldığını unutur. Oysa ilâhî tecellîler, çoğu zaman sabırla okunur. Acele eden göz, hikmeti kaçırır.

Mümin için hayat, rastgele akan bir süreç değildir. O, yaşadığı her olayın arkasında bir irade olduğunu bilir. Bu bilinç, insanı iki büyük uçurumdan korur; biri kibir, diğeri ümitsizliktir. Eğer insan başarılarını tesadüf zannederse, kendini merkeze koyar ve kibirlenir. Eğer yaşadığı sıkıntıları anlamsız görürse, bu defa ümitsizliğe düşer. Oysa “tecellî” nazarıyla bakan kişi, ne kendini büyütür ne de hayatı küçültür. Başarı geldiğinde; “Bu bana verilen bir ikramdır” der, musibet geldiğinde ise; “Bunda da bir hikmet vardır” diyerek sabreder. Çünkü bilir ki, Allah’ın takdirinde abes yoktur. Görünürde karmaşa gibi duran şeyler bile, aslında büyük bir düzenin parçalarıdır.

İnsan çoğu zaman sadece yaşadığı anı değerlendirir. O anın içinden bakınca bazı şeyler ağır, bazı şeyler anlamsız görünür. Fakat zaman geçtikçe hakikat yavaş yavaş kendini gösterir. Dün ağladığın bir olay, bugün sana şükür sebebi olabilir. Dün “keşke olsaydı” dediğin bir şey için, yıllar sonra “iyi ki olmamış” diyebilirsin. Bu değişim, insanın değil; olayların arkasındaki ilâhî planın eseridir. Mesele, olanı hemen anlamak değil; olanın arkasındaki hikmete güvenebilmektir. İşte bu güven, imanın en olgun halidir.

Tesadüf kelimesi, aslında insanın bilmediğini örtmek için kullandığı bir ifadedir. Bilmediğini “yok” saymak, insanın en büyük hatalarından biridir. Bir çocuk, saatin içini bilmediği için onun kendi kendine çalıştığını zanneder. Oysa bilen biri için o saat; ustanın emeğini, planını ve sanatını gösterir. Kâinat da böyledir. Onu tesadüf diye açıklamak, saat ustasını inkâr etmek gibidir. Her şeyin bir ölçüyle yaratıldığı bir âlemde, ölçüsüzlük iddiası aklın değil, gafletin ürünüdür.

Tecellî; olayların arkasındaki ilâhî yansımanın adıdır. Yani görünenin ötesinde bir hakikatin var olduğunu kabul etmektir. Bu bakış açısı, insana derin bir huzur verir. Çünkü artık hayat, korkulacak bir bilinmezlik olmaktan çıkar; güvenilecek bir yolculuğa dönüşür. İnsan başına gelenleri sadece “neden oldu” diye değil, “bana ne anlatıyor” diye okumaya başlar. Bu değişim, insanın kalbini sakinleştirir. Çünkü bilir ki, hiçbir şey boşuna değildir.

Bugün insanlığın en büyük krizlerinden biri de anlam krizidir. İnsan, yaşadığı olaylara anlam veremediği için ya aşırı tepki verir ya da tamamen duyarsızlaşır. Oysa tecellî bakışı, insana bir denge kazandırır. Ne aşırı sevinçte savrur ne de aşırı hüzünde kaybolur. Çünkü her şeyin geçici olduğu, fakat her şeyin bir mesaj taşıdığı kabuledilir. Bu anlayış; insanı olgunlaştırır, hayata karşı daha derin bir bakış kazandırır.

Özetle; bu dünyada tesadüf diye bir şey yoktur. Görünen karmaşanın arkasında kusursuz bir düzen, rastgele gibi duran olayların arkasında ilâhî bir yönlendirme vardır. İnsan bunu fark ettiği ölçüde huzur bulur. Çünkü artık hayatla kavga etmez aksine hayatı anlamaya çalışır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Kesmen Arşivi
SON YAZILAR