GÖNÜLLÜ SADELİK…
Gönüllü sadelik; yokluk sebebiyle değil, imkânı olduğu hâlde iradesiyle sade yaşamayı tercih etmektir. Bu, fakirliğin zorladığı bir hayat biçimi değil; bilinçle seçilen bir ölçülülük anlayışıdır. İnsan her şeye ulaşabilecek imkâna sahip olduğu hâlde nefsinin her arzusunu hayatına taşımıyorsa, işte orada gönüllü sadelik başlar. Bu tavır; karakter, irade ve olgunluk göstergesidir.
Modern çağ insanı sürekli daha fazlasını istemeye teşvik etmektedir. Reklamlar, moda, tüketim kültürü ve sosyal hayat; insana “daha çok sahip olursan daha mutlu olursun” mesajı vermektedir. Ev büyüdükçe huzurun artacağı, eşya çoğaldıkça hayatın güzelleşeceği, marka ve gösterişle değerin yükseleceği telkin edilmektedir. Oysa hayatın gerçekleri bunun tam tersini göstermektedir. Eşya çoğaldıkça insanın yükü artmakta, konfor arttıkça kanaat duygusu zayıflamakta, imkân büyüdükçe insanın tatminsizliği de büyümektedir. Bu yüzden gönüllü sadelik, modern çağın tüketim baskısına karşı insanın ruhunu koruyan bir sığınaktır.
Gönüllü sadeliğin en önemli yönlerinden biri israftan kaçınmaktır. İsraf; nimetin değerini bilmemek, ihtiyaç ile gösteriş arasındaki çizgiyi kaybetmek ve tüketimi hayatın merkezine koymaktır. Kur’ân, “Yiyin için fakat israf etmeyin” buyurarak Müslümanın hayatına ölçü koymuştur. Çünkü israf sadece malı tüketmez; aynı zamanda insanın kalbini de tüketir. Sürekli daha fazlasını isteyen insan, sahip olduklarının kıymetini kaybeder. Oysa Müslüman nimeti inkâr etmez, fakat nimetin esiri de olmaz. Sahip olur ama sahip olduklarının kölesi hâline gelmez.
Gönüllü sadelik aynı zamanda ihtiyaca göre yaşamaktır. İhtiyaç ile nefis arzusu birbirinden farklıdır. Nefis sürekli ister, sürekli büyütür ve asla tatmin olmaz. İhtiyaç ise sınırlıdır. Bir insanın barınacak bir eve, yiyecek bir lokmaya, giyecek bir elbiseye ihtiyacı vardır. Bunun ötesi çoğu zaman arzunun alanına girer. Nefsin sınırı olmadığı için onun peşinden giden insan hiçbir zaman huzura ulaşamaz. Bu yüzden gönüllü sadelik, insanın hayatını ihtiyaç ölçüsüne göre düzenlemesidir.
Gerçek zenginlik; eşyanın çokluğunda değil, kalbin tok olmasındadır. Peygamber Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuştur; “Gerçek zenginlik mal çokluğu değil, gönül zenginliğidir.” Bu Peygamberi mesaj; gönüllü sadeliğin en özlü tariflerinden biridir. Malı çok olan değil, kalbi tok olan zengindir. Çünkü kalbi tok olan insan azla da huzur bulabilir. Bugün birçok insanın yaşadığı sıkıntı fakirlik değil, ölçüsüzlüktür. Kazandığı yetmediği için değil, kanaat etmediği için huzursuzdur. İnsanlar çoğu zaman ihtiyaçları için değil, başkalarına görünmek için harcamaktadır. Daha büyük evler, daha pahalı arabalar, daha gösterişli hayatlar üzerinden kurulan bir rekabet düzeni oluşmuştur. Bu rekabet, insanı hem maddi hem de manevi olarak yormaktadır. Oysa gönüllü sadelik bu yarıştan çıkmayı öğreten bir anlayıştır.
Sade yaşayan insanın hayatı daha hafiftir. Eşyası az olanın yükü azdır. Gösterişten uzak duran insanın kaygısı azalır. Başkalarının hayatına bakarak yaşamayan insanın kalbi daha huzurludur. Çünkü sade yaşam, insanı eşyaya değil anlamlara bağlar. Bir lokmanın helalliği, sofranın zenginliğinden daha kıymetli olur. Bir evin huzuru, büyüklüğünden daha değerli hâle gelir. Bir elbisenin temizliği, markasından daha önemli olur.
Gönüllü sadelik aynı zamanda özgürlüktür. Tüketime bağımlı olan insan özgür değildir. Sürekli kazanmak, sürekli harcamak ve sürekli daha fazlasına ulaşmak zorunda hisseden insan aslında görünmeyen bir zincirin içindedir. Oysa sade yaşayan insan, nefsinin baskısından kurtulmuş insandır. Azla yetinmeyi bilen insanın kalbi daha geniş, hayatı daha dengelidir.
İslam’ın hedeflediği Müslüman tipi de böyledir. Ne dünyayı terk eden bir ruhbanlık, ne de dünyaya esir olan bir tüketim anlayışı… İslam, ölçüyü öğretir. Helalinden kazanmayı, ihtiyaç kadar kullanmayı ve fazlasını paylaşmayı öğütler. Bu anlayış hem bireyin huzurunu hem de toplumun adaletini sağlar.
Gönüllü sadelik; varlık içinde taşkınlaşmamak, imkân içinde ölçüyü kaybetmemek ve nimetin karşısında şükürle durabilmektir. Bu, Peygamber sünnetine uygun bir Müslüman yaşam tarzıdır. Sade yaşayan insan hayatını küçültmez; yükünü azaltır. Eşyasını azaltırken huzurunu artırır. Gösterişten uzaklaştıkça kalbi genişler. Çünkü hakikat; insan çok şeye sahip olduğu için değil, az şeye ihtiyaç duyduğu zaman zengin olur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.