İHÂLECİ MANTIK VE BELEŞÇİLİK…

Toplum hayatında giderek yaygınlaşan bir "İhâleci Mantık" zihniyeti vardır. Bu mantık; insanın kendi sorumluluğunu üstlenmek yerine; işi başkasına devretmesi, kendisi hiçbir zihni ve fiziki bedel ödemeden sonuç almak istemesidir. İnsan kendi yapması gereken işleri bile başkalarının takip etmesini bekler. Kendi emeğini ortaya koymadan netice almak ister. Böyle bir yaklaşımın arkasında çoğu zaman; kolaycılık, çıkarcılık ve menfaatçilik vardır. Halk arasında bunun daha açık ifadesi; "Beleşçilik"tir.

İhâleci mantık ilk bakışta masum görünür. İnsan bir işi ehline vermek ister, uzmanlık gerektiren konularda destek almak ister. Bu doğaldır ve hatta gereklidir. Fakat mesele burada bitmez. Çünkü bazı insanlar işi ehline vermekle yetinmez; kendi sorumluluğunu da tamamen ortadan kaldırmak ister. İşin takibini yapmaz, sürecin içinde bulunmaz, yükümlülüğünü üstlenmez. Buna rağmen en iyi sonucu bekler.

Bir hizmet satın alırken bu zihniyet çok daha belirgin hale gelir. İnsan bir hizmet alır ama o hizmetin sağlıklı işlemesi için kendisinin yapması gereken görevleri bile hizmeti sunan kişiden bekler. Örneğin bir danışmanlık hizmeti alır ama kendi hazırlaması gereken bilgileri bile hazırlamaz. Bir iş yaptırır ama süreçte yapması gereken takip görevlerini bile başkasına yükler. Sonra da sonuç bekler. Bu yaklaşım sorumluluktan kaçma ve emeği küçümseme anlayışıdır. Oysa hayatın temel kuralı; "Bedel ödemeden değer elde edilmez" anlayışıdır. Bu bedel bazen maddi olur, bazen zaman olur, bazen emek olur, bazen de zihinsel çabadır. Bir insan hiçbir bedel ödemeden sürekli kazanç elde etmek istiyorsa, bu durum zamanla karakter bozulmasına yol açar. Çünkü kolay kazanılan şeyin kıymeti bilinmez.

İhâleci mantığın en büyük zararı da burada ortaya çıkar. İnsan kendi sorumluluğunu başkasına devrettikçe iradesi zayıflar, üretkenliği azalır, bağımlılığı artar. Böyle bir insan kendi hayatının öznesi olmaktan çıkar; başkalarının yaptığı işlerin tüketicisi haline gelir. Bu durum sadece birey için değil, toplum için de büyük bir problemdir. Toplumlar da bazen bu zihniyetle hareket eder. İnsanlar sorunların çözümünü sürekli başkalarından bekler. Kendi sorumluluklarını yerine getirmeden yöneticilerden, kurumlar­dan veya başkalarından mucize beklerler. Halbuki güçlü toplumlar, sorumluluk paylaşımını bilen toplum­lardır. Herkes kendi payına düşen görevi yerine getirir. Çünkü ortak başarı, ortak emekle ortaya çıkar.

Beleşçilik zihniyeti ise; tam tersine çalışır. İnsan mümkün olan en az emeği vererek en fazla kazancı elde etmek ister. Bu durum sadece ekonomik alanla sınırlı değildir. Sosyal ilişkilerde de görülür. Bazı insanlar dostlukta bile aynı mantıkla hareket eder. Kendisi hiçbir fedakârlık yapmadan dostluk bekler. Hiçbir katkı sunmadan değer görmek ister. Böyle ilişkiler ise uzun ömürlü olmaz. Çünkü gerçek ilişkiler karşılıklı emek ve sadakat üzerine kurulur.

İslam’da emek kutsaldır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), insanın kendi el emeğiyle kazandığı rızkı en temiz kazanç olarak ifade etmiştir. Çalışmak, üretmek, sorumluluk almak Müslüman karakterinin temel unsurlarındandır. Başkasının emeği üzerinden yaşamak ise hoş karşılanan bir davranış değildir. Bu nedenle Müslüman zihniyetinde sorumluluk bilinci esastır. Bir iş yapılacaksa herkes kendi payına düşeni yapar. Bir hizmet alınacaksa, o hizmetin gerektirdiği katkı da ortaya konur. Çünkü adalet; sadece başkasından beklenen bir şey değildir, insanın kendi davranışlarında da ortaya koyması gereken bir değerdir.

İhâleci mantık ve beleşçilik kısa vadede cazip görünse de uzun vadede insanı da toplumu da zayıflatır. Sorumluluğunu başkasına devreden insan, zamanla kendi gücünü kaybeder. Oysa güçlü insan, sorumluluk alan insandır. Güçlü toplum da emeğin değerini bilen toplumdur. Hayatın değişmez bir gerçeği vardır; "Emek olmadan bereket olmaz. Bedel ödenmeden değer elde edilmez." Bu yüzden insanın yapması gereken en doğru şey; işi sürekli başkasına ihale etmek değil, önce kendi sorumluluğunu yerine getirmektir. Çünkü gerçek başarı; başkasının emeği üzerine kurulmaz, kendi alın teri üzerine yükselir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Kesmen Arşivi
SON YAZILAR