DUANIN GÜCÜ…

İnsan hayatında öyle anlar vardır ki, bütün kapılar kapanmış gibi görünür. İnsan çare arar, çözüm arar, bir çıkış yolu bulmaya çalışır. Bazen akıl yetmez, bazen güç yetmez, bazen de insanın elinden hiçbir şey gelmez. İşte o noktada Müslümanın elindeki en büyük güç duadır. Dua, insanın Allah’a yönelmesi, acziyetini kabul etmesi ve yardım istemesidir. Kur’ân’da Allah Teâlâ; “Bana dua edin, size cevap vereyim” buyurur. Bu ayet, duanın Müslüman için ne kadar önemli bir kapı olduğunu açıkça göstermektedir. Dua, sadece bir dilek listesi sunmak değildir. Dua, insanın kalbinin Allah’a yönelmesidir. İnsan dua ederken aslında kendi sınırlılığını kabul eder ve sonsuz kudret sahibine yönelir. Bu yöneliş, insanın ruhunu güçlendirir, kalbine huzur verir ve insana dayanma gücü kazandırır. Çünkü dua eden insan yalnız olmadığını bilir. Allah’ın kendisini gördüğünü, duyduğunu ve bildiğini hisseder. Bu duygu insanın iç dünyasında büyük bir güven oluşturur.

İslam tarihinde duanın gücünü anlatan pek çok ibretli olay vardır. Büyük İslam âlimlerinden İmam-ı Azam Ebû Hanife’nin talebelerinden biri ağır bir borç yükü altına girmişti. Ne yapacağını bilemiyor, büyük bir sıkıntı yaşıyordu. Sonunda hocasına gidip durumunu anlattı. İmam-ı Azam ona şöyle dedi; “İnsanların kapısını çalmadan önce Allah’ın kapısını çal.” Talebesine gece kalkıp iki rekât namaz kılmasını ve Allah’a yönelmesini tavsiye etti. Talebe o gece samimiyetle dua etti. Sabah olduğunda kapısı çalındı. Hiç tanımadığı bir kişi gelmiş ve rüyasında ona yardım etmesi gerektiğinin söylendiğini anlatmıştı. O kişi, talebenin bütün borcunu ödemişti. Bu olaydan sonra İmam-ı Azam şöyle demiştir; “Allah’a yönelen kul hiçbir zaman yalnız kalmaz.” Büyük alimlerden İmam Şafiî de dua konusunda talebelerine önemli nasihatlerde bulunurdu. Bir gün bir adam ona gelerek şöyle dedi: “Hocam, çok dua ediyorum ama dualarım kabul olmuyor.” İmam Şafiî ona şu cevabı verdi; “Sen duayı sadece söz sanıyorsun. Dua kalbin Allah’a yönelmesidir.” Yani dua sadece dil ile yapılan bir söz değildir. Kalbin de o duaya katılması gerekir. İnsan dua ederken kalbi

Allah’tan başka her şeyden kopmalı, samimiyetle yönelmelidir. İşte o zaman dua gerçek anlamını bulur. İslam tarihinin büyük alimlerinden Ahmed bin Hanbel’in hayatı da duanın gücünü gösteren ibretli bir örnektir. Ahmed bin Hanbel bir dönem ağır işkencelere maruz kalmış, hapsedilmiş ve kırbaçlanmıştır. Talebeleri ona sık sık “Allah’a dua edin bu sıkıntı bitsin” demişlerdir. Fakat Ahmed bin Hanbel farklı bir dua yapmıştır. O şöyle demiştir; “Ben Allah’tan sıkıntının kalkmasını değil, sabır vermesini istiyorum.” Bu dua sayesinde büyük bir metanet göstermiş ve yaşadığı zorlukları sabırla karşılamıştır. Bu olay bize duanın sadece sıkıntıyı kaldırmak için değil, sıkıntıya dayanma gücü istemek için de yapılabileceğini gösterir.

Dua ile ilgili anlatılan bir başka ibretli olay da bir dervişin kıssasıdır. Bir derviş kıtlık döneminde günlerce yiyecek bulamaz ve aç kalır. Gece kalkar, ellerini kaldırır ve Allah’a şöyle dua eder; “Allah’ım, sen benim halimi biliyorsun.” Sabah olduğunda kapısı çalınır. Bir adam elinde yiyeceklerle gelmiş ve şöyle demiştir; “Gece rüyamda aç bir derviş gördüm, ona yardım etmem söylendi.” Derviş o zaman şöyle der; “Rızkı veren insanlar değil, Allah’tır.” Bu kıssa, Allah’a güvenen ve samimiyetle dua eden insanın hiçbir zaman sahipsiz kalmayacağını anlatır.

Bazen dua eden insan istediği sonucu hemen görmeyebilir. Bu durum bazı insanların zihinlerinde soru işaretleri oluşturur. Oysa İslam alimleri duanın kabul edilmesinin farklı şekilleri olduğunu söyler. Bazen insanın istediği şey hemen gerçekleşir. Bazen Allah o duanın karşılığını daha sonra verir. Bazen de kulun istediği şey yerine daha hayırlısı nasip edilir. Bu yüzden Müslüman dua ederken sonucu Allah’a bırakır ve tevekkül eder. Duanın kabulü için alimler bazı şartların önemli olduğunu ifade etmişlerdir. Bunların başında samimiyet gelir. Dua eden insanın kalbi gerçekten Allah’a yönelmiş olmalıdır. Ayrıca helal lokma, sabır ve günahlardan uzak durmak da duanın kabulüne vesile olan önemli unsurlardır.

Dua insanın Rabbine olan bağının en güçlü ifadesidir. İnsan bazen güçlü görünür, bazen her şeyi kontrol edebildiğini zanneder. Fakat hayatın bazı anlarında insan kendi gücünün sınırlı olduğunu anlar. İşte o zaman dua insanı Allah’a bağlayan en güçlü köprü haline gelir. Dua eden insan, her şeyin Allah’ın iradesiyle gerçekleştiğini hatırlar. Bu da insana hem tevazu kazandırır hem de ruhuna huzur verir. Dua; Müslüman için sadece bir ibadet değildir, aynı zamanda bir sığınaktır. İnsan sıkıntıya düştüğünde, çaresiz kaldığında, sevinç yaşadığında veya bir dileği olduğunda Allah’a yönelir. Çünkü Müslüman bilir ki insanların kapıları kapanabilir, fakat Allah’ın kapısı hiçbir zaman kapanmaz. Dua eden kul hiçbir zaman kaybetmez. Ya istediğine kavuşur ya da Allah ona daha hayırlısını nasip eder. İşte bu yüzden dua, insanın en büyük manevi gücüdür.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Kesmen Arşivi
SON YAZILAR