KLAVYE EVLİLİKLERİ VE SOSYAL MEDYA...

Sosyal medya, çağımızın en güçlü ve en sinsi etkileyicilerinden biri hâline gelmiştir. Başta aileler olmak üzere toplumun her kesimini etkiliyor, savuruyor ve çoğu zaman yerden yere vuruyor. Bu savrulmanın en ağır bedelini ise aile kurumu ödüyor. Bir zamanlar sabır, sadakat ve fedakârlık üzerine kurulan yuvalar; bugün hız, haz ve gösterişin baskısı altında çatırdıyor. Aynı evin içinde yaşayan insanlar, aynı dünyanın insanları olmaktan çıkıyor. Gözler aynı ekrana bakıyor, fakat gönüller birbirinden uzaklaşıyor.

Bugün evliliklerin önemli bir kısmının ilk birkaç yıl içinde sona ermesi, sadece bireysel bir başarısızlık değil, aynı zamanda sosyal bir kırılmanın göstergesidir. Çünkü evlilik, İslam’a göre sadece iki insanın birlikteliği değildir. Evlilik; nefsin korunması, neslin devamı ve toplumun huzuru için kurulmuş mukaddes bir müessesedir. Evlilik, sadece bir imza değil, bir emanettir. Sadece bir birliktelik değil, bir sorumluluktur. Sadece bir beraberlik değil, bir kulluk imtihanıdır.

Fakat bugün değer evlilikleri yerini flört evliliklerine, flört evlilikleri ise yerini sosyal medya evliliklerine bırakmıştır. Artık eşler birbirlerini kalpleriyle değil, profilleriyle tanıyor. Karakter yerine fotoğraflar, ahlak yerine paylaşımlar, sadakat yerine beğeni sayısı ölçü kabul ediliyor. Bir zamanlar aile büyüklerinin duasıyla kurulan yuvalar, bugün algoritmaların yönlendirmesiyle kuruluyor. Sosyal medya evliliklerinde değerler değil, nefsani arzular belirleyici oluyor. Beğenilme isteği, takdir edilme arzusu, görünür olma tutkusu; sadakatin, mahremiyetin ve edebin önüne geçiyor. Oysa evlilik; teşhir değil, tesettürdür. Evlilik; gösteri değil, gizliliktir. Evlilik; alkış almak için değil, huzur bulmak için kurulur.

Bugün tabletlerle başlayan evlilikler, yine tabletlerin sebep olduğu kırılmalarla sona eriyor. Aynı odada bulunan iki insan, birbirine bakmak yerine ekrana bakıyor. Aynı sofrada oturan eşler, birbirleriyle konuşmak yerine başkalarının hayatını izliyor. Böylece aynı evin içinde yalnız insanlar oluşuyor.

Fiziksel yakınlık devam ederken, ruhsal uzaklık derinleşiyor. Bilgisayar başında başlayan klavye evlilikleri, çoğu zaman mahkeme salonlarında bitiyor. Çünkü klavye, karakterin yerini tutamaz. Mesajlar, samimiyetin yerini dolduramaz. Profil fotoğrafları, gerçek yüzün aynası değildir. Sanal dünya, gerçek hayatın sorumluluğunu taşıyamaz.

Sosyal medya; sadece bireyi değil, aile üzerinden tüm toplumu etkilemektedir. Sokakta ayıp sayılan birçok davranış, ekran arkasında normalleşmektedir. Gerçek hayatta utanılan şeyler, sanal dünyada teşhir edilmektedir. Çünkü ekran, insana sahte bir özgürlük hissi verir. Oysa bu özgürlük, çoğu zaman insanın değerlerinden uzaklaşmasına sebep olur. Bir zamanlar edebiyle yürüyen gençler, bugün beğenilmek için kendilerini teşhir etmek zorunda hissediyor. Bir zamanlar haya ile büyüyen nesiller, bugün teşhir ile değer görmeye çalışıyor. Bu değişim sadece bireysel değil, toplumsal bir dönüşümdür. Çünkü mahremiyet kaybolduğunda, huzur da kaybolur. Haya zayıfladığında, sadakat de zayıflar.

Evlilikte Allah’ın koyduğu sınırların aşılması, sadece bireysel bir hata değil, aileyi temelden sarsan bir kırılmadır. Çünkü evlilik, sadece iki insan arasında değil, Allah’ın huzurunda yapılan bir ahittir. Bu ahde sadakat gösterilmediğinde, güven zedelenir. Güven zedelendiğinde ise aile çöker.

Sosyal medya, aynı zamanda insanlara sahte bir bilgi ve hüküm verme cesareti de kazandırmıştır. Herkes her konuda konuşur hâle gelmiş, herkes her konuda hüküm verir olmuştur. Oysa bilgi sorumluluktur. Hüküm vermek, ağır bir emanettir. Klavye başında verilen hükümler, çoğu zaman kalpleri kırmakta, yuvaları dağıtmaktadır. Bugün “klavye mücahitleri” çoğalmıştır; fakat gerçek hayatta sorumluluk alan insanlar azalmıştır. İnsanlar sanal dünyada güçlü, fakat gerçek hayatta kırılgan hâle gelmiştir. Çünkü sanal güç, gerçek karakterin yerini tutmaz. Müslüman, bu çağın imtihanını doğru anlamalıdır. Teknoloji düşman değildir fakat kontrolsüz teknoloji; değerlerin düşmanına dönüşebilir. Sosyal medya bir araçtır fakat yanlış kullanıldığında bir yıkım sebebi olabilir. Önemli olan, teknolojiyi kullanmak fakat teknolojinin bizi kullanmasına izin vermemektir.

Müslüman; ekranın değil, imanın rehberliğinde yaşamalıdır. Beğenilmek için değil, Allah’ın rızasını kazanmak için yaşamalıdır. Çünkü insanların beğenisi geçici, Allah’ın rızası ebedidir. Klavye ile kurulan hayatlar, çoğu zaman kalp ile korunamaz. Kalp ile kurulan hayatlar ise, hiçbir ekran tarafından yıkılamaz. Müslümanlar, bu oyunun farkında olmalı ve ailelerini ekranların değil, imanlarının koruması altına almalıdır. Çünkü güçlü toplumlar, güçlü ailelerle kurulur. Güçlü aileler ise, güçlü imanla ayakta kalır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Kesmen Arşivi
SON YAZILAR