DUYGULARA TERCÜMAN OLMUŞUZ

Geçtiğimiz hafta yaptığımız WebTV yayınında konuştuğumuz konularla ilgili enteresan tepkiler geldi. Odalara çöreklenenlerle hemşehri derneklerinde yaşananlar insanları o kadar rahatsız etmiş ki yorum yazanından tutun da yolda giderken yolumu kesip, ‘Allah senden razı olsun, yıllardan beri dile getiremediğimiz ya da dile getirsek bile etki alanımız dar olduğu için sesimizi duyuramadığımız konularla ilgili o kadar güzel program yapmışsınız ki adeta duygularımıza tercüman oldunuz.’ diyenden geçilmiyor. Hemşehri derneği denince akla dayanışma, kültürel etkinlik, öğrenci bursu veya ihtiyacı olan insanlara destek olmak gelmesi gerekirken bizim hemşehri dernekleri adeta yönetenlerin veya başkanlarının siyasi ikbal ve beklentilerine cevap verecek kurumlar olarak görev yapmaya başladılar. Bu durum elbette yeni değil, yıllardan beri bazı uyanıklar hemşehri derneklerine çökmüşler, başkan oldukları derneğin tüm mensuplarının veya doğum yeri o derneğin adını taşıyan tüm insanların temsilcileriymiş gibi davranmaları akla ziyan bir durum.

Geçtiğimiz hafta yaptığımız yayının yorumlarına bakarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlama imkânınız olur. Özellikle Kavak derneklerinin bazı belediyelerde nasıl işler yaptıklarını araştırırsanız karşınıza adamına göre iş mi ararsınız yoksa yan gel yat Hasan misali sırf torpilli oldukları için hiçbir iş yapmayanlarına varıncaya dek pek çok yanlışla karşılaşırsınız. Tutturmuşlar bir tirit partisi, yok köyün veya ilçenin derneğin İlkadım şubesi, Canik şubesi, Atakum şubesi, üst federasyonu almış başını gidiyor. Ceplerinden kuruş para harcamayan bu uyanıklar ya belediyelerden destek alıyorlar ya da iş adamlarından para alarak tirit geceleri tertip edip millete hava atıyorlar. İnsan Allah’tan korkar, hemşehri derneği gösteriş derneği değildir. İşsize iş, aşsıza aş, hastaya derman, evsize ev bulma kurumu olması gereken kurumlardır bunlar. Diyeceksiniz ki bu dernekler içerisinde iyisi yok mu hiç? Geçenlerde sosyal medyada dolaşırken Şalpazarlılar Derneğinin basına verdiği bilgileri görünce işte bu demeden geçemedim. Adamlar 60 civarında öğrenciye burs, mensuplarına el işi, tarihi kültürel miraslarla ilgili faaliyetler konusunda öyle güzel işler yapmışlar ki aklınız durur. Şayet yapılacaksa bu tür faaliyetler yapılmalı, belediyelerden veya iş adamlarından para dilenmek, tirit partileri yapmak en hafif deyimi ile hezeyan değil de nedir?

Konu geçtiğimiz hafta olunca ‘Toplantıların amacı ne?’ başlıklı köşe yazımıza da çok güzel yorumlar geldi. Sadece bir yorumda fena rahatsızlık duyan ve yazının tam kastettiği adamlardan birisi olup adını yazmaya korkan bir korkak vermiş veriştirmiş. ‘Senin cenazeni kim kılacak?’ demiş. Merak etmesin o rotaryan kılıklı adamların cenazeme gelmesini asla istemem. Merhum Üstat Necip Fazıl’ın dediği gibi cenazeme Allah ve ahiret gününe iman edip gereğini yapan dört müminin gelmesi yeterli. İmanımdan başka kimsenin fayda vermeyeceği o günde güzel amellerle Rabbime kavuşmayı niyaz ediyorum. Cumartesi kahvaltı toplantılarını yapan insanlar şayet samimi iseler oturup adam gibi yer içer dağılırlar, sosyal medyada millete gösteriş yapmaya çalışmak asla iyi niyetli bir davranış değildir. Biz de zaman zaman 35-40 kişilik akşam yemekleri yapar akademisyeninden bürokratına, hekiminden iş adamına, gazetecisinden adli yargı mensubuna, belediye başkanlarından siyasetçilere dostlarla bir araya gelir hasbihal ederiz ama tek bir fotoğraf çekinip sosyal medyadan yayınlamayı zül addederiz. Oradaki herkes değerlidir, kimse kimseden kimlik almaz, herkesin kimliği kendine yeter. Adamlığın, dostluğun ve hayatın gereği de budur. Öyle fotoğraflar çekinip başkalarından kimlik almaya çalışmak ezik kişiliğe sahip insanların yapacağı işlerdir.

Sözlerime son vermeden cumartesi günü evladının nikâh merasimine katıldığımız sınıf arkadaşım Gürcan Yazıcı Hoca’nın evlatlarına iki cihan saadeti diliyorum. Mümin ve muvahhit bir dava adamına yakışan bir düğün olduğu ve evlatlarının da giyim kuşamlarından davranış ve yaşam biçimlerine dek İslam’ın gereği gibi bir düğün yaptıkları için tebrik ediyorum. Baba imam, müezzin, ilahiyatçı, hacı hoca iken evlatlar cıscıbılsa neyleyim o müslümanlığı diyerek sözlerime son veriyorum. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Adnan Bahadır Arşivi
SON YAZILAR