AİLE EROZYONU...
Aile; zühdün ilk öğrenildiği yerdir. Kalbin dünyayla; mesafesini ayarlamayı, kanaati, sabrı, şükrü ve paylaşmayı insan önce evde görür. Zühd kaybolduğunda ise bu değerler birer birer evden çekilir, aile kalır ama ruh dağılır, aile içi ilişki/iletişim/huzur erozyona uğrar. Bugün aile kurumunun yaşadığı krizlerin önemli bir kısmı ekonomik değil, kalbîdir. Sorun; evde neyin eksik olduğu değil, neyin fazla olduğu meselesidir. Fazla beklenti, fazla hırs, fazla kıyas, fazla gösteriş; sorundur, aile erozyonu oluşturur. Zühd kaybolunca evler büyür ama gönüller daralır.
Zühd; aileyi fakirleştirmez, hafifletir. Zühdün olmadığı evde hayat ağırlaşır. Eşler birbirinden, çocuklar ebeveynden, herkes herkesten daha fazlasını bekler. Beklenti arttıkça şükür azalır, şükür azalınca huzur çekilir gider. Ailedeki Zühd kaybı; huzuru dinamitler, huzursuzluğu da et eder. Bu durum, en bariz şekilde; “Yetmeme duygusu”nun isyanıyla ortaya çıkar. Eş artık yeterli değildir, ev yeterli değildir, imkân yeterli değildir. Sürekli bir “daha” arayışı başlar. Daha iyi ev, daha iyi araba, daha iyi hayat arsuzu; aile içi erozyonun temel kaynağı olur. Ama hiçbir “daha”, kalpteki boşluğu doldurmaz. Çünkü o boşluk; maddî değil, manevîdir.
Eskiden aile, birlikte yetinmeyi öğrenir ve öğretirdi. Bugün birlikte yetinemeyen bireylerin ortaklığına dönüştü. Zühd olmayınca fedakârlık da kalmadı. Herkes haklarını sayıyor ama sorumlulukları ağır geliyor. Çünkü zühd; “Benim hakkım”dan önce “Benim yüküm” demeyi öğretir. Çocuklar bu krizin en sessiz mağdurlarıdır. Zühd kaybı yaşayan ebeveynler, çocuklarına kanaati değil hırsı miras bırakır. Çocuk, “elindekiyle mutlu olmayı” değil, “başkasınınkine bakmayı” öğrenir. Bu da; tatminsiz, sabırsız, kolay vazgeçen bir nesil üretir.
Zühdün olmadığı evde sevgi bile ticarileşir. Hediyenin değeri artar ama ilginin değeri düşer. Beraber geçirilen zaman azalır, birlikte yaşama kültürü çözülür. Aynı evde yaşayan ama aynı dünyayı paylaşmayan bireyler ortaya çıkar. Bedenen bir arada ama kalben ve ruhen ayrı bir yaşam dünyası oluşur. Birinin sevindiğine diğeri üzülür, onun üzüldüğüneöteki sevinir bir durum oluşur. Bu; aile içi erozyondur. Panzehiri; zühd ve takvadır. Gönül dünyasını doğru inşa etmektir. Ailedeki bir başka tehlike; görünürlük tutkusudur. Zühd kaybı yaşayan aileler; hayatlarını yaşamak yerine sergilemeye başlarlar. Mahremiyet aşınır. Aile içi meseleler bile dışarıya taşınır. Oysa zühd; gizliliği sever. Zühd ehli evler sessizdir ama sağlamdır. Zühdün kaybı, tartışma dilini de bozar. Sabır çekilince, tahammül de gider. Küçük meseleler büyük kavgalara dönüşür. Çünkü kalp; dünya yüküyle doludur, bu yüzden de huzur yoktur.
İslam’da aile; imkân birliği değil, istikamet birliğidir. Aynı yöne bakan, aynı şeye yaslanan insanların oluşturduğu bir yapıdır. Zühd bu birliğin çimentosudur. O çekilince bina ayakta dursa bile çatlaklar büyür. Çözüm, fakirleşmek değildir. Çözüm; kalbi zenginleştirmektir. Daha az eşya, daha az kıyas, daha az beklentidir. Daha çok şükür, daha çok paylaşım, daha çok sükûnettir. Zühd duygusu aileye hakim olduğunda; eşler birbirini imkânıyla değil, emanetiyle severler. Çocuklar başarıyı değil, değeri öğrenirler. Evler vitrin olmaktan çıkar, sığınak olur. Bireyler evinde sükûnet bulur. Ailede huzur oluşur.
Zühd kaybı; aileyi dağıtmaz belki ama yorar. Zühd varlığı; aileyi zenginleştirmez belki ama huzurlu kılar. Zühd olmayan evde her şey vardır ama “yeterli” duygusu yoktur. Çünkü, zühdün olmadığı ailede şükür de yoktur. İmkânın sahibi bilenmez. İnsan her elinde olanı kendi gayretinin ürünü sanar. Bu nedenle de, evde kavgalar başlar.
Zühd; dünyayı terk etmek değil, dünyanın kalbi işgal etmesine izin vermemektir. Aile ise kalbin en derin sığınağıdır. Zühdün olmadığı bir ailede; değerler zayıflar, beklentiler çoğalır, hesaplar ağırlaşır. Dünya hırsı arttıkça kalpler incelir, gönüller yorulur, sözler sertleşir, merhamet azalır. Aileyi ayakta tutan şey; para, eşya, konfor değil; kanaat, sabır, merhamet ve zühddür. Zühdün olmadığı evde; evlatlar dünyaya esir olur, eşler rekabete düşer, büyükler unutulur. Dünya sevgisi büyüdükçe aile küçülür. Bu yüzden ailenin huzuru; gönlün Allah’a bağlanmasıyla sağlanır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.