SESSİZLİĞİN GÜCÜ...
Günümüzde insanlar; konuşarak, paylaşarak, görünerek ve kendilerini sürekli anlatarak var olmaya çalışmaktadır. Sosyal medya mecraları, televizyon ekranları ve dijital platformlar; sürekli görünmeyi ve sürekli konuşmayı adeta bir başarı ölçüsü hâline getirmektedir. Halbuki, gerçek güç; sessizliğin içinde saklıdır. Sessizlik, sadece konuşmamak değil; düşünmek, gözlemlemek, anlamak ve zamanı geldiğinde doğru sözü söyleyebilmektir. Sürekli konuşan insanın öğrenme imkânı azalır. Çok konuşan insan; bildiklerini tekrar eder, dinleyen ise yeni şeyler öğrenir. Bu sebeple bilge insanlar çok konuşmamış, daha çok dinlemişlerdir. Onlar sözün değerini bildikleri için her yerde ve her zaman konuşmayı tercih etmemişlerdir.
Bilgisi, tecrübesi ve karakteri derin olan kişiler kendilerini ispat etme telaşına düşmezler. Sürekli kendisini anlatma ihtiyacı hissedenler ise çoğu zaman iç dünyalarındaki eksikliği dışarıdaki gürültüyle kapatmaya çalışırlar. Çünkü gerçek değer; alkışla değil, kalıcılıkla ölçülür. Tarih boyunca büyük dönüşümler meydana getiren insanların önemli bir kısmı, gürültüyle değil sessiz bir hazırlık süreciyle başarıya ulaşmışlardır. Bir ağacın büyümesi duyamaz ama yıllar sonra gölgesinde dinlenilir. Bir tohumun toprağın altında verdiği mücadele görülmez ama zamanı geldiğinde meyvesi yenir. Hayatın en büyük değişimleri sessiz gerçekleşir. Gürültü genellikle sonradan ortaya çıkar. Bu durum günlük hayatta da böyledir. Çok göz önünde olan insanlar bazen hiç görünmezler. Sürekli kendisini anlatan kişi, bir süre sonra insanların dikkatini kaybeder. Buna karşılık sessiz duran, gözlem yapan, zamanı geldiğinde konuşan insanlar daha etkili olurlar. Çünkü insanlar sürekli konuşanları değil, yerinde ve anlamlı konuşanları dinlerler.
Günümüzde birçok insanın yaşadığı sorunlardan biri, sürekli görünme ihtiyacıdır. Nerede olduğunu, ne yaptığını, ne yediğini, ne düşündüğünü paylaşmadan duramayan bir nesil yetişmektedir. Oysa bazı güzellikler gizli kaldığında daha değerlidir. Bazı başarılar anlatılmadığında daha büyüktür. Bazı iyilikler bilinmediğinde daha makbuldür. Özellikle dinî ve ahlâkî değerler açısından bakıldığında, gizlilik çoğu zaman samimiyetin göstergesidir. Sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi gerektiğini öğreten bir medeniyetin mensupları olarak, gösterişin değil ihlâsın peşinde olmak gerekir.
Sessizlik aynı zamanda bir karakter eğitimidir. İnsan her duyduğuna cevap vermek, her eleştiriye karşı olmak, her tartışmaya katılmak, her kavganın içine girmek zorunda değildir. Bazen susmak, konuşmaktan daha güçlü bir cevaptır. Çünkü susmak; korkmak değil, kendine hâkim olmaktır. Öfkelendiğinde bağırmayan, haksızlığa uğradığında ölçüyü kaybetmeyen ve duygularını kontrol edebilen insan; gerçek anlamda güçlü insandır. İnsanlar, çoğu zaman dilleri sebebiyle hata yapmakta, ölçüsüz sözler nedeniyle fitne ve kırgınlığa sebep olmaktadırlar. Bu nedenle konuşmadan önce düşünmek, sözün faydasını ve zararını hesap etmek, olgun insanın özelliklerinden kabul edilmektedir.
Sessizlik; pasiflik değil, en aktif hazırlık dönemidir. Büyük kararlar sessizce alınır. Büyük projeler sessizce hazırlanır. Büyük mücadeleler sessizce olgunlaşır. Bir dağın oluşumu da, bir ağacın büyümesi de, bir insanın olgunlaşması da sessiz süreçlerin sonucudur. Gürültü çoğu zaman sonuçtur; sessizlik ise sürecin kendisidir. Dünyaya baktığımızda; en çok konuşanların değil en çok üretenlerin başarılı olduğu, en çok bağıranların değil en çok çalışanların iz bıraktığı görülmektedir. Çünkü ses geçicidir, eser kalıcıdır. Gürültü unutulur, değer unutulmaz. Sessizlik, zayıflığın değil gücün işaretidir. Kendine güvenen insan konuşma ihtiyacı duymaz. Bilgisine güvenen insan her tartışmaya girmez. Değerine inanan insan sürekli görünür olmaya çalışmaz.
Güneş doğarken ses çıkarmaz ama bütün dünyayı aydınlatır. Sessizliğin gücü de böyledir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.